Allah'ın rahmeti üzerinize olsun! Bu ilk ziyaretiniz mi?
Kayıt ol
Toplam 6 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 6 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    sessiz_erkek
    Misafir

    salih a.s ve semut kavmi

    A. Semud Kavmi Ve Vatanı


    Semûd kavmi, Birinci Âd kavminin bakâyâsıdır; dolayısıyla İkinci Âd diye de isimlendirilir. Bu husus, biraz sonra meallerini vereceğimiz âyetlerden de açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Se¤mûd, Birinci Âd kavmi gibi, Arabistan'da yaşamış meşhur ka¤vimlerden biridir. Hz. Salih (a.s.)[1] ve kavmi Semûd'un, İbrahim (a.s.)'dan önce yaşadığı hususunda görüş birliği vardır. Tarihçi¤ler, kavme ismini veren Semûd'u, Hz. Nuh (a.s.)'m dördüncü batından torunu olarak kaydederler. Buna göre Semûd'un soy kütüğü şöyledir: Semûd b. Câbir (bazı rivayetlerde Âmir veya Âd) b. İrem b. Sâm b. Nuh.

    Hz. Salih (a.s.)'m soy kütüğü ise şöyledir: Salih b. Ubeyd b. Asef b. Mâşih b. Ubeyd b. Cader (Hazer) b. Semûd.

    İslâmın zuhurundan önceki dönemde Câhiliye Arapları, Semûd kavmi hakkında pek çok hikâye biliyorlardı. Nitekim, Câhiliye devri Arap şiirinde ve bu dönemden günümüze ulaşan hutbelerde, bu kavmin ismine çok sık rastlanmaktadır. Bu ka¤vim hakkında Asur'da ortaya çıkarılan kitabelerde de bilgi veril¤miştir. Yine, kadîm Yunan, Mısır ve Roma tarihçi ve coğrafyacı¤ları, eserlerinde, bu kavim ve ondan kalan harabelerden söz et¤mişlerdir. Roma tarihçilerine göre, Semûd kavminden bâzı kişi¤ler, Roma ordusu saflarında, Nabatîler'e karşı savaşmışlardır.[2] M.Ö. 715 yılına ait Sargon kitabesi, Semûd halkını, Âsurlular'ın egemenliği altında bulunan Doğu ve Orta Arabistan toplumla¤rından biri olarak tanıtmaktadır.[3]

    Kur'ân-ı Kerim'de, Semûd kavminin vadilerde kayaları oy¤mak suretiyle edindikleri sağlam evler ve köşklerde oturdukları açıklanmış; ancak yaşadıkları bölge, vâdî veya şehir ismi zikre-dilmemiştir. Bu konuda Fecr sûresinin dokuzuncu âyetinde şöy¤le denilmektedir:

    "Vadide kayaları oyarak evler yapan Semûd kavmine? "

    İslâm tarihçileri ve müfessirler, âyette geçen ancak ismi zikredilmeyen vâdînin, Kuzey Arabistan'daki Vâdilkurâ oldu¤ğunda görüş birliği etmişlerdir. Buna göre Semûd kavmi, Arabis¤tan yarımadasının kuzey-batı kısmında yer alan Vâdilkurâ böl¤gesinde yaşamıştır. Ahkâf bölgesinde yaşamış olan Birinci Âd kavminin helakinden sonra onlardan sağ kalanlar, bir süre Hadramevt civarında oturmuşlar, ardından Vâdilkurâ ve civarı¤na giderek bölgeyi imar edip medenî bir hâle getirmişlerdir. Ri¤vayete göre o dönemde insanların ömrü çok uzundu ve evler da¤ha yapanların sağlıklarında eskiyip yıkılıyordu. Bu yüzden on¤lar, daha sağlam binalar yapmak için çözüm aradılar ve netice¤de, kayaları oyarak evler edindiler. Mühendislik alanında olduk¤ça ilerlediler ve kalıntıları günümüze ulaşan muhteşem kaya evler inşâ ettiler. Selefleri olan Birinci Âd kavminin yüksek sü-tunlu binalar yapmasına karşılık Semûd toplumu, dağ ve kaya¤ları oyma sanatını geliştirerek, Hindistan'da Ellorave Ajanta ma¤ğaralarında olduğu gibi, dağları oymak suretiyle muhteşem bina ve köşkler yaptılar. Büyük binalarla süslenen şehirleri, vadilerde ve dağ zirvelerinde oyulmuş, birer sanat şaheseri mağaraları vardı. Semûd kavminin bu binalarının kalıntılarının önemli bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Bu kalıntılar, Semûd kavminin merkezi Hıcr şehrinin bakiyesi olan bir köyün civarındadır.

    Semûd kavminin ulaştığı lüks ve refah, Hz. Salih (a.s.)'ın nasihatleri arasında şöyle izah edilmiştir:

    "Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz? Bahçelerde, çeşme başlarında? Ekinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında? Dağlardan ustalıkla evler yontuyor¤sunuz. Allah'tan korkun ve bana itaat edin."[4]

    "Dağlarda, güven içinde olacak evler yontuyorlardı.![5]

    Bu âyetlerden anlaşıldığı üzere, Vâdilkurâ, önemli bir me¤deniyet merkezi idi. Dağlar içinde kayalardan oyulan meskenler birer sanat hârikasını andırıyordu. Nitekim taştan inşâ edilmiş bu taş evlerden zamanına ulaşanları gördüğünü söyleyen coğ¤rafyacı İstahrî, izlenimlerini şöyle aktarmıştır:

    "Semûd kavminin bu evleri, bizim evlerimiz gibi teşkilâtı hâvi ve dağlar misâli yüksektir. Uzaktan bakıldığında bu meskenler, birbirine bitişik sanılır. Fakat biraz ortalarına varılınca, bunlardan her birinin birbirinden ayn birer kâşane olduğu görülür. Etrafları dolaşüabilir. Fakat yukarısına kadar çıkmakta çok güçlük çeki¤lir.[6]

    Hicri sekizinci asırda Mekke'ye giderken oraya uğrayan ün¤lü Seyyah İbn Battüta ise, kızıl renkli dağlara oyulmuş Semûd evlerini gördüğünü, onlardaki resimlerin renginin kısa bir süre önce boyanmışçasma parlak olduğunu ve evlerin içinde çürü¤müş insan kemiklerinin bulunduğunu bildirmektedir.[7]

    İslâmiyet'in zuhuru sırasında Hicaz'dan Suriye'ye giden ti¤câret kervanları, Semûd kavminin bu metruk yurdunun içinden geçiyorlardı. İbn İshak'm, senetsiz olarak naklettiği bir rivayette anlatıldığına göre, Rasülullaîı (s.a.v.), Tebük seferi yolculuğu es¤nasında, Hıcr'da konaklamıştı. Ashab-ı kiram, oradaki kuyudan su içmek istediklerinde buna izin vermedi. Bu kuyunun suyun¤dan abdest almalarını da yasakladı; hatta ondan alınmış su ile yoğrulan hamurların hayvanlara yedirilmesini emretti. Buradan bir şey yememelerini ve geceleyin herhangi bir ihtiyaçlarım gi¤dermek için dışarı çıkmaları gerektiğinde, yanlarına bir arkadaş almadan tek başına çıkmamalarını söyledi.[8] Ayrıca, azaba uğra¤tılmış bu günahkâr ve şerli kavmin harabelerine girmelerini ya¤saklamış, "Onların başına gelen felâketin bir benzerinin sizin ba¤şınıza da gelmesinden korkuyorum; onların yurduna girmeyiniz." demişti.[9]

    Zührî'den nakledilen bir rivayete göre ise, Rasülullah (s.a.v.), Semûd'un merkezi Hıcr'dan geçerken, elbisesiyle yüzünü örtmüş ve binitini hızlandırmıştı. Semûd kavminin başına gelen¤lerin ashabının başına gelmesinden korktuğunu söyleyerek, onlara, kendilerine zulmetmiş insanlardan kalan evlere girmemele¤rini emretmişti.[10]

    Semûd milletinin başkenti, hâlen Medine-Tebük kara ve tren yolu üzerinde bir istasyon olup, "el-Ulâ" adını taşıyan şehre bir kaç km. uzaklıktadır. Buranın eski adı, "el-Hıcr" diğer bir adı da Hz. Salih (a.s.)'a nisbetle "Medâinü Sâlih"dir. Bol su kaynak¤ları ve yeşil bahçelere sahip el-Ulâ'nm zıddına terkedilmiş bir yurt durumunda olan Hıcr'da Semûd kuyusu olarak isimlendiri¤len-bir kuyu hâlâ mevcuttur.

    Semûd kavminin vâdilerdeki kayalıklarda oydukları taş ev¤lerden bugüne ulaşanlar dahi geniş bir alana yayılmış bulun¤maktadır. Hicaz'ın kuzeyinde, Râbiğ'den Ukbâ'ya, Medine ile Hayber'den Teymâ ve Tebük'e kadar uzanan geniş bölgede, bu kavme ait pek çok harabe mevcuttur. Mevdûdî, Semûd kavminin Hıcr adını taşıyan başkenti ölü şehirden kalan harabelere baka¤rak, nüfusu hakkında kabaca bir tahminde bulunmuş, yaklaşık 500 bin civarında bir nüfusa sahip olabileceğini söylemiştir. Böl¤geyi 1959 yılında gezdiğini söyleyen Mevdûdî, Hıcr merkez olmak üzere, yaklaşık 300 x 100 mil ebâdmdaki geniş bölgenin, şiddetli bir deprem sonucu parçalanmış tepelerden meydana gelen bir arazi görünümünde olduğunu belirtir.[11]



    B. Semûd Kavminin Dînî Durumu


    Hz. Hûd (a.s.) ile ilgili bölümde anlatıldığı gibi, Âd kavminin helakinden sonra, sadece Hz. Hûd (a.s.) ve ona iman edenler kurtulmuştu. Hayatta kalan bu insanların nesilleri, bir süre hak din üzere devam ettiler. Ancak zamanla hak yoldan çıkarak, Al¤lah'ın dışında kendilerine başka ilâhlar edinmeye başladılar. Nuh ve Hûd kavimlerinde olduğu gibi insanlar, elleriyle putlar yaparak onlara tapmaya koyuldular. Giderek tümüyle putperest bir toplum hâline gelen Semûd, Vedd, Cedd, Hedd, Semş, Menâf,

    Menât ve Lât isimlerini taşıyan putlara tapıyordu.[12] İlâhî dinler¤den uzaklaşan bütün toplumlarda olduğu gibi, Semûd kavmin¤de de ahlâk ve adalet ortadan kalkmış, yeryüzünü zulüm ve kö¤tülükler kaplamıştı. Gelir dengesi iyice bozulmuş, zengin sınıf arasında kayalarda oyulmuş muhteşem köşkler yapmak, yiyecek ve içecek maddelerine aşın düşkünlük ve zorbalık çok yayılmıştı. [13]



    C. Hz. Salih (A.S.)'In Peygamber Olarak Görevlendirilmesi


    Allah Teâlâ, bu kavmi sapıklıklardan kurtararak hak dine davet etmek üzere, onların içinden, asil bir aileye mensup, sevip saydıkları ve gelecekte kendisinden güzel hizmetler bekledikleri Salih b. Ubeyd'i peygamber olarak görevlendirdi. Hz. Salih (a.s.) ilk günlerden itibaren, diğer peygamberler gibi, kavmini bir olan Allah'a ibâdete davet etti. Allah'tan başka ibâdet edilecek bir ilâh olmadığım, insanlığın atası Hz. Âdem (a.s.)'ı topraktan, onun soyunu ise bir damla sudan yaratan Yüce Allah'ın kendilerini yeryüzünün sakinleri ve imarcıları kıldığını açıkladı. Dolayısıyla, O'na ortak koşmaktan vazgeçerek, tevbe edip O'na dönmelerini ve sâdece O'na kulluk etmelerini istedi:

    "Semûd kavmine kardeşleri Salih'i gönderdik. 'Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sizi yeryüzün¤de yaratıp orayı imâr etmenizi dileyen O'dur. Öyleyse O'ndan mağfiret dileyin, sonra da O'na tevbe edin. Doğrusu Rabbim size yakın ve duâlan kabul edendir.' dedi. "[14]


  2. #2
    Yüzbaşı sümeyra-54 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21.Ocak.2009
    Nereden
    Sakarya
    Yaş
    25
    Mesajlar
    580
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    emeğine sağlık

  3. #3
    Yüzbaşı ömer_faruk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.Ocak.2009
    Mesajlar
    590
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    emeğinize sağlık

  4. #4
    Albay ibrahim42 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    18.Ocak.2009
    Nereden
    Konya
    Mesajlar
    2,718
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    ALLAH c.c razı olsun yazıyı yeni gördüm emegine saglık kardeşim.

  5. #5
    Binbaşı zzzz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21.Ocak.2009
    Nereden
    ANKARA
    Mesajlar
    1,290
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    Allah razı olsun

  6. #6
    sessiz_erkek
    Misafir
    sizlerdende allah razı olsun kardeşler


 

Benzer Konular

  1. Yemende Salih Öldü mü?
    Konu Sahibi Ubeyde Forum İslam Dünyası
    Cevap: 24
    Son Mesaj : 14.Haziran.2011, 12:25
  2. Salih iktidardan vazgeçmiyor
    Konu Sahibi Yusufi Forum İslam Dünyası
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 31.Mayıs.2011, 08:30
  3. hz. Salih (a.s)
    Konu Sahibi d(*_*)b Forum Peygamberler Tarihi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 21.Şubat.2011, 12:29
  4. Salih amel
    Konu Sahibi HUSEYIN SASMAZ Forum İslam Dünyası
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 05.Ocak.2010, 18:40
  5. Salih çocuk isteme duası
    Konu Sahibi HARP Forum Dualar
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 11.Ekim.2009, 18:01

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •