Kızım anaokulundayken arabamız yoktu ve dolayısıyla gidiş-dönüş yaklaşık üç kilometre yürüyorduk. Kestirme olarak kullandığımız kilise bahçesinde saklambaç oynadığımızı, parktan geçerken gördüğümüz sincapları saydığımızı ve daha sonra bulmaları için onlara yerfıstığı sakladığımızı, sokakta sürekli gördüğümüz insanlar hakkında hikâyeler uydurduğumuzu hâlâ hatırlıyorum. Bütün bu oyunlar ve diğerleri doğaçlama şekilde ortaya çıkardı ve ikimizi de çok eğlendirirdi, öte yandan bazen de sevimli bir sessizlik içerisinde salına salına yürürdük. Birkaç yıl sonra araba aldık ve o dönemde okula gidişimizle ilgili hiçbir hatıram yok, korkunç trafik haricinde elbette.
Sue Palmer, Zehirlenen Çocukluk
Modern dünyanın çocuklar üzerindeki zararlı etkileri, sf.68