Müslüman kadının en güzel yönü; erkeklere karşı iffet ve hayâsı… Çocuklarına karşı şefkat ve merhameti… Yuvasına karşı temizlik ve nezafeti… Kocasına karşı hürmet ve sadakati… Yakınlarına ve akrabalarına karşı da nezaket ve nezahetidir.


Tesettür, babamız Hz. Âdem ve annemiz Hz. Havva’nın yaratıldığı günden bugüne şeytanın hedef aldığı kalemizdir. Lanetli düşmanımız şeytan (aleyhilla’ne), tesettürsüzlüğü; Hz. Âdem’in evlatlarını İslam’dan uzaklaştırmanın en kolay yolu olarak görmüştür.

İslam düşmanlarının, şeytan ve taraftarlarının tesettüre düşmanlığı başka nasıl ifade edilebilir.

Bunun için değil midir tarih boyunca her türlü yöntemle tesettürü aşağılamaya ve değersizleştirmeye çalışmaları? Bunun için değil midir yine tarih boyunca iffetsizlik ve çıplaklığı teşvik etmeleri ve özendirmeleri?

“Gerçek şu ki, firavun yeryüzünde büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü. Onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.” (Kasas / 4)

“Firavun kadınları diri tutuyordu” ayetindeki ‘diri’den kasıt sadece canlı bırakmak mıydı? Kadını bu toplumda firavuni (şeytani) bir şekilde diri bırakmanın yolu tıpkı bugünkü gibi yapmak değil midir?

Onu güçlü kılan kalesinden çıkarıp önce savunmasız bırakmak sonra da toplumun her alanında onu bir metaa gibi kullanmak! Sokakta, ekranlarda, panolarda, reklamlarda, sinemalarda, eğlence merkezlerinde… Kadın, hangi yönüyle günümüz toplumunda DİRİ bırakılmıştır? Bugünün firavunları, ataları gibi kadını kullanmıyorlar mı?

Şu yeryüzünden Müslüman kadını çekip çıkarın; kadın, hangi insani değerle toplumun içerisinde yer alır? Onların istedikleri; kadın ellerinde diledikleri gibi oynadıkları bir oyuncak, bir metaa olsun. Evet, bugün şeytan ve dostlarının görmek istedikleri kadın budur. Onların şeytani egemenliklerinin kalesi de çıplaklıktır.

Özellikle günümüzde ‘kadın hürriyeti’ adı altında tesettüre yapılan iğrenç saldırılar, gerçekte kadını istismar ederek; nefsine ve hevesine esir hale getirmek içindir! Ve onun toplumun ihyası yönündeki etkisini yok etmek içindir. Müslüman kadınları aşağılamak ve hakaret etmek için sergiledikleri gösteri ve tiyatroları, aslında Müslüman kadını toplumda görmek istedikleri konumdur.

Bu yüzden bu çıldırtan düşmanlığı biz çok iyi biliyoruz, görüyoruz! Yoksa mesele iki metre bez parçası olamaz, bunu akıl kabul etmez. Böyle tarihi bir düşmanlık bez parçasına olabilir mi? Bugün Müslüman kadının tesettüre bürünmesi, şeytan ve dostlarına “Sizi tanıyorum ve düşmanım olduğunuzu biliyorum” demenin görsel ifadesini beyan eder…

Evet, biz sizi anlıyoruz! Öfkenizi de biliyoruz… Tüm bununla birlikte diyoruz ki; kininizle geberin…

Bu yüzden bu asırda Müslüman kadına düşen sorumluluk her zamankinden daha fazla olmalıdır. Çünkü kötülüğe giden yollar her zamankinden daha kolay ve hızlı… Biz biliyoruz ki kadın; toplumun ihya olmasında da ifsat olmasında da en büyük etkendir.

Müslüman kadın, üzerine düşen bu sorumluluğu tarih boyunca nasıl icra etti ve gerektiğinde bunun bedelini ödediyse, bugün de üzerine düşeni hakkıyla yerine getireceğinden kimsenin tereddüdü yoktur. Çünkü o, yüce Allah’ın kendisine yüklediği görevleri yerine getirmediğinde; toplumun nasıl bozulmaya ve kokuşmaya yüz tutacağını bilmektedir.

Ey tesettürlü mümin kadın! Dünyada sabır gösterdiğin her anın, itidalli tutumunun, zorluklar karşısında azmini kaybetmemenin, her koşulda güzel sözlü, güzel davranışlı ve ahlaklı olmanın karşılığını ahirette en hayırlısıyla alacaksın inşallah. Rabbimizin Yusuf Suresi’nin 57. ayetinde buyurduğu gibi “Ahretin karşılığı ise iman edenler ve takvada bulunanlar için daha hayırlıdır.”

Müslüman kadının en güzel yönü; erkeklere karşı iffet ve hayâsı… Çocuklarına karşı şefkat ve merhameti… Yuvasına karşı temizlik ve nezafeti… Kocasına karşı hürmet ve sadakati… Yakınlarına ve akrabalarına karşı da nezaket ve nezahetidir.

Bu güzel hasletleri kendisinde toplayan kadın, cennetin hurilerinden daha güzel ahlaka sahiptir. İslam kadına, Allah’ın fıtri olarak verdiği bu vasıfları kaybetmemesi; hayâ ve iffetini koruması için tesettürü emretmiştir.

Tesettürü ihmal eden kadınlarda zamanla bu gibi hasletler yıpranmaya başlar ve zamanla yok olur. Bu durumda namus mefhumumuz da kaybolmaya başlar.

Tesettür, İslam’ın şiarı ve imanın alametidir…
Tesettür, canlılar arasında sadece insana mahsus olan bir özelliktir…
Tesettür, Müslüman hanımların Allah’ın emrine uygun olarak örtünmesi demektir…
Tesettür, bedenimizde Allah’ın hâkimiyetini kabul etmiş olmanın bir göstergesidir…
Tesettür, her türlü istismara karşı Müslüman kadının iffetini ve namusunu koruyan sağlam bir kaledir…

Rabbimiz, tarih boyunca şeytan ve dostlarının ve onların izinden gidenlerin yöntemlerini anlamayı -onlara karşı uyanık olmayı- bize nasip etsin…

Asiye gibi direnmeyi, Meryem gibi adanmayı, Hatice gibi sadakati yudumlamayı, Fatıma gibi iffetli olmayı ve Zeyneb gibi her koşulda hakkı haykırmayı bizlere nasip etsin… (Âmin)

Zehra Işık / Nisanur Dergisi