Allah'ın rahmeti üzerinize olsun! Bu ilk ziyaretiniz mi?
Kayıt ol
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 19 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 15 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür

    Muhammed Sıddık Minşevi'nin Hayatı




    Önsöz
    “Büyüklerin tarih-i hayatları okunurken, ulvî menkıbeler söylenip aziz hâtıraları anılırken, insan bambaşka bir âleme girdiğini hissediyor. Gönlünü, ter temiz sevgi hislerinin ulvî ateşi yakıyor ve İlâhî feyzi sarıyor. Tarih öyle büyük hafız ve kâri’ler kaydeder ki, birçok büyük hafız ve kâri’ler onlara nisbetle küçük kalır.”

    Aziz ve muhterem okuyucularımıza en derin bir ihlâs ve samimiyetimizle takdim ettiğimiz bu mübarek tarihçe; hemen yarım asra yaklaşan bereketli ömrünün her ânı Kur’ân-ı azimüşşâ’nın berdevam kıraat ve tilâvetiyle geçen “Hüzün memleketinin sultanı, Andelib-i Kur’an” olan Muhammed Sıddîk El-Minşâvî hakkındadır.(Rahmetullâhi Aleyhi rahmeten vâsia)





    Evet, aziz ve muhterem okuyucularımız! Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî’nin kıraattaki büyüklüğü; nev’inde ve şeklinde ve mekânında teferrüd eylemiş yekta ve müstesna bir şahsiyetten başka bir şey değildir.

    Şeyh Fethi El-Melîci’nin dediği gibi; “Muhammed Sıddîk, kâri ibn-i kâri’dir. Yâni,meşhur ve büyük bir kâri’nin oğludur. Nur’dan doğmuş bir Nur’dur. Ve öyle bir yıldızdır ki, kendisinden daha büyük bir yıldızdan gelmiştir.” Fetânet ve zekâvetiyle iştihar etmiş müstesna bir İlâhi mevhibe ve lütuftur.



    Okuyuşundaki huşû ve ihlâs, yüzündeki nur ve lisanındaki tatlılık, okumaya başladığından ta bitirinceye dek, her daim vech-i mübarekinde görülen yekta bir kâri’dir. Böyle bir kâri’ daha dünyaya gelmemiştir.(Asr-ı saadet müstesna)

    O, Yusuf Aleyhisselam’ın hüznünü sinesinde saklıyan, hüzün memleketinin “ Sıddik” sultanıdır.

    Evet Muhammed Sıddîk, bu yönüyle Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ın en fazla övgüsüne mazhar olmuş Kur’an’ın hüzün medresesidir.. Zira Hadiste vardır ki: “ Bu Kur’an hüzünle inmiştir. Her kim Kur’an okursa hüzünlensin.” Başka bir hadis-i şerifte de mânen buyuruluyor ki, “ Sizin en güzel Kur’an okuyanınız, bu Kur’anı hüzün ile okuyandır.” Hem yine bir gün Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselam’dan sordular: “Yâ Resulallâh! En güzel Kur’an okuyan kimdir? Cevaben buyurmuş ki(a.s.m): “ Kim ki Kurân okuduğunda huşu içinde okuyor ise, odur en güzel okuyan.”



    Asr-ı Saadet’te İbn-i Mes’ud Radiyallahu Anhu bir gün, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm’a Nisâ suresinden bir âyet okudukları vakit, nasıl ki O şefkatli Resul, hüzünlenip gözlerinden yaşlar akmaya başlamış. Aynen öyle de ;bu asırda da, Muhammed Sıddîk Minşâvi dahi, İbn-i Mes’ud gibi öyle büyük bir nimete nail olmuş ve binlerce dinliyenini göz yaşlarına boğmuş ve adeta asr-ı saadetten kesit ve tablolar sunmuştur ve sunmaktadır biiznillâh...



    Demek oluyor ki, Kur’anı en güzel okumanın yolu huşu ve hüzünle okumaktan geçiyor.Ve bu övgüye bütün meşhur kâriler içinde,Şeyh Muhammed Sıddîk El-Minşâvî’den daha ziyade mazhar olan başka kâri’ yoktur kanaatindeyiz.

    Bu konuda çok ehl-i kalb ve ulema-i Kur’an müttefiktirler. Her kim bizim bu kanaatimizde şüphe ederse, Şeyh’in okuduğu herhangi bir sureyi safvet-i kalb ve huşû içinde dinlesin. İnşaallah şüphesi zayi olacak ve bu muhteşem Kur’an bülbülüne hayran kalacaktır inşaallah.



    Minşevi Ailesi-Beyt’ül Kur’an(Kur’an Evi)



    Minşâvî ailesi, Mısır’ın güney bölgesinde “Beyt’ül Kur’ân” yâni, Kur’an evi diye tarif edilen bir ailedir. Kur’ân-ı Hakîm’in hıfz ve ilimlerini ta’lim etmek üzere gayet ağır bir yükü omuzlarında taşımaya çalışan..ve Mısır’ın her tarafına zühd ve takvada nâm salan ender bir Kur’ân ailesidir.

    Evet nasılki, mübarek ve gayet yüksek bir ağaç her tarafa kök,dal ve budaklar salsa,elbetteki ekser insanlar ondan istifade ederler.

    Aynen öyle de, Minşâvî ailesi dahi, böyle mübarek ve yüksek bir ağaca benzer. Kökleri tevazu toprağı altında intişar etmiş. Gövdesi ise,Kur’an’ın hıfz ve hüsn-ü tilâveti cihetiyle dal ve budaklar salarak etraf-ı âleme Kur’ân-ı azimüşşânın hakkaniyet ve güzelliklerini neşretmiştir. Şöyle ki:

    Bundan iki asır evvel, Şeyh Sabit Minşâvi’nin şöhreti Mısır’ın temiz ve pak toprakları üzerinde her tarafa yayılmıştı. O Mısır’ın en ünlü kârilerinden biriydi.Cenab-ı Hakk ona tatlı bir ses ve okuduğunda insanı etkileyen bir kıraat bahşetmişti. Ondandır ki, Şeyh Sabit bütün İslami ve dini merasim ve toplantılarına davet edilmiş, müessir ve etkileyici tilavetiyle insanların gönlünü adeta fetheylemişti. İşte o zamandan beri Minşâvi ailesi, Kur’anın hıfz, tecvid ve hüsn-ü tilavetini nesilden nesile tevarüs ederek günümüze kadar inayet-i ilâhiyye ile nakletmiştir.

    Şeyh Sabit, oğlu Seyyid’in Kur’an eğitimini tamamen üstlenmiş ve ona tecvid ve tertilin ahkâmını öğretmiştir.Seyyid öyle bir dereceye gelmiş ki, babası Sabit’in şöhretini elinden alarak Mısır topraklarında kıraatıyla meşhur olmuştur.

    Amma Şeyh Seyyid’in oğlu Sıddik ise, Kur’an hıfzını babasının nezareti altında tamamlayıp,babası ve dedesi gibi henüz 9 yaşında iken Kur’anı hıfzeylemiş ve kıratta adeta Mısır’da bir ekol haline gelmiştir. Şeyh Sıddik daha sonra Kahire’ye intikal ederek kıraat ilimlerini zamanın en meşhur alimlerinden biri olan Şeyh Mes’udî’nin yanında tedris eylemiştir.Kardeşi Ahmet Seyyid ise,doğduğu yerde kalarak Kur’an okumuş ve ilimlerini de ders vermiştir.

    Amma asrımızın medâr-ı iftiharı olan Bedîülkurrâ Muhammed Sıddik Minşâvi ise, bu mübarek Kur’an ağacının en âlî ve en güzel ve en tatlı meyvesidir. Hamele-i Kur’an eşrafından olup Rabbâni bir veliyyullah olan Muhammed Sıddik Minşâvi, tilavetinde Kur’ân’ın en ince ve en nefis manâlarını izhar ederek tefsir eden, muasır islam medeniyetinin en büyük kârisi olarak addedilmektedir.



    Babası:



    Babası Sıddik Seyyid Minşâvi.. Dünya ve içindeki her şeyi manen terk etmiş, zühd ve takvada yekta..Hem ulum-u Kur’aniyye ve tilavette emsalsiz bir kâri’.. Şöhret ve riyadan şiddetle uzaklaşan, Kur’an hadimi bir zât-ı mübarektir.1898 yılında dünyaya gelmiştir. Şeyh Sıddik Seyyid’in 4 erkek evladı dünyaya gelmiştir.En büyükleri Muhammed Sıddik Minşâvi’dir. Diğerleri Mahmud, Ahmed ve Hamid’dir. Mahmud Sıddik Minşâvi günümüzde Mısır’ın meşhur kârilerinden biridir.Ahmed henüz küçük yaşta 1939 yılında vefat etmiştir.Hamid ise,halen El-Ezher Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak devam etmektedir.



    Şeyh Sıddik Seyyid, sabah namazından sonra 4 oğlunu okutur, Kur’anın hıfzına dair çalışma ve gayretlerini tedkik ederek eksiklerini ta’lim ederdi. Böylelikle Şeyh Sıddik bütün oğullarına Kur’anı hıfzettirmiş ve ahkamını onlara öğretmede bilfiil öncülük etmiştir.Sıddik Seyyid Minşevi, maal-esef oğlu Muhammed Sıddik’ın muhteşem şöhretinden dolayı değeri pek anlaşılmamış ve üzerinde durulmamıştır.

    Sıddik Seyyid Minşâvi, 1958 yılında Mescid-i Haram’da imamlık yapma şerefine eren ve suud’lu olmayan dünya’da ilk ve son kişi ünvanına sahiptir. Muhammed Rif’at bu hususta kendisini çok takdir ederdi. M. Rifat gibi Kur’an için para almamıştır.Bir gün bir evde okuyuştan sonra ev sahibi cebine para koymuş.Eve gelince haberi olmuş.Ve gidip o cüz'i parayı sahibine geri vermiştir. Mısır ve Arab devletlerinde İhlas, ibadet ve takvada zamanının feridi, teki idi.Allah şefaatına nail eylesin.



    Amcası:



    Amcası Ahmed Seyyid.. Kral Faruk’un sarayında kâri’ olmayı reddeden müttaki ve kerim bir zattır. Şöyle ki: Kral bir gün, amcasına vezirlerinden birini gönderir ve saray kârisi olmaya davet eder.Ahmed Seyyid ise,aslında reddetmez .Lakin bir şart öne sürer.O da şudur:Kurân’ın okunduğu vakitlerde, Kral’dan bütün kahvehânelerdeki tavla ve içkiyi yasaklamasını ister.Zira Kur’an ,haşmet ve celal sahibi bir zatın kelamı olduğundan,bu gibi süfli işlerle iştiğal etmeğe elbetteki cevaz yoktur der. Kral da: Bu zor bir iştir.Her kahveye bir polis mi dikeyim diye cevap verir.Ahmed Seyyid ise, o halde benim dahi bu şekildeki teklifi kabul etmem mümkin değildir der.Kral da, anlayışla karşılıyarak takdir eder.






  2. #2
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    Doğumu ve Çocukluğu



    Kur’ân-ı Âzimüşşân’ın yedi vech-i i’cazından olan lafzındaki fesâhat ve selâseti,tamamen bir mevhibe-i İlâhi olarak kıraat ve tilavetinde temessül edip yansıtan ve son asrın ender kâri’ ve hafızlarından olan ve tilavette “Nâbiğa-i zaman” ( Zamanın eşsizi) diye isimlendirilen Üstad Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî, Mısır’ın başkenti Kahire’ye uzaklığı 500 km olan “Suhac “ merkezine bağlı “ El-Munşee” kasabasında 20 Ocak 1920 senesi mübarek Cuma gecesinde dünyaya teşrif etmiştir.

    Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi’nin üç kardeşi vardır.Bunlar: Ahmed Sıddîk, Mahmud Sıddîk ve Hâmid Sıddîk’tır.Kardeşi Ahmet Sıddik, 1939 yılında vefat etmiştir.

    Başta dedeleri ve babaları olmak üzere, bu mübarek ailenin tüm efradı kırâat-ı Kur’ân ve güzel sesle meşhur olarak etrafa ün salmışlardır.

    Lakin içlerinden Muhammed Sıddik, gerek tatlı ve güzel sesi ve gerekse muhteşem ve hüzün dolu okuyuşu ile hepsinden daha ziyade yükselerek, imtiyaz etmiş ve kendisine münhasır, lakin hiçbir kâri’nin yetişemediği bir dereceye erişmekle, müstesna bir kıraat metodu takip ederek hakkıyla “BEDİÜLKURR” (Asrın emsalsiz okuyucusu) ünvanına bahş kılınmıştır.

    Şeyh Muhammed Sıddik, Kur’an ta’limine 4 yaşında iken babasının yanında başlar. Ve hıfzının önemli bir bölümünü babası Sıddik Seyyid’in yanında yapar.Lakin babasının işleri çok yoğun olması sebebiyle, diğer kalan kısmını Şeyh’i Ebu Müslim’in (Muhammed Nemkî) yanında ikmal eder..

    Ebu Müslim küçük Muhammed’in Kur’an hıfzındaki çabukluk ve ateşpâre-i zekası ve sesindeki tatlılığı karşısında taaccüb ile hayran kalmış ve ileride haiz olacağı pek yüksek dereceyi daha o zamandan sezerek, ehemmiyetle üzerinde durmuş,daima onu cesaretlendirmiş ve gittiği her meclis ve topluluğa götürerek tilavetini tüm Mısır’a göstererek yavaş yavaş onu parlak istikbale doğru hazırlamaya başlamıştır.
    Küçük Muhammed, kendise Cenab-ı Hakk tarafından mahza bir mevhibe olarak verilen ifrat derecedeki zekası ,karîhay-ı fikir ve kuvve-i hafızası vasıtasıyla 1928’de henüz 8 yaşına baliğ olmadan, Kur’ân hıfzını tamamlar. Ve daha çok küçük yaşta büyük alimlere verilen “şeyh” lakabını alarak kıraatta Nâbiğa-i zaman olduğunu fiilen ispat eder.

    Muhammed Sıddik,Mısır’daki şöhretinin işareti olan ilk kıraatını Ahmim merkezine bağlı olan “Ebâr el-Melik” köyünde okur. Daha sonraki yıllarda da tilaveti, doğum yeri olan “Munşee” kasabasına yayılır.

    Küçük Muhammed, 1932’ de yani, 12 yaşında babası ve amcası Ahmed Seyyid ile birlikte başkent Kahire’ye giderek islâmi ve Kur’ani ilimleri Şeyh Muhammed Saudi İbrahim ve Muhammed Ebul- Ulâ’nın yanında tedris eyler. Sadece Kıraat ilimleriyle yetinmeyip, diğer ulum-u imaniye ve Kur’aniyeyi de ders almak suretiyle, zamanın mühim alimlerinden biri olur. 1935 yılında 15 yaşına gelince babası, şeyhi ve amcasından ayrılarak, müstakil olarak okumaya başlar…


  3. #3
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    Şeyhleri:



    1-) Birinci ve en büyük şeyhi ve muallimi babası, Sıddik bin Seyyid bin Sabit el-Minşâvi. İlk Kur’an hıfzını başlatmış ve Kur’an-ı sevmesinde öncülük etmiştir.

    2-) Şeyh Muhammed Nemkî ( Ebu Müslim). Kur’an hıfzını tamamlayan ve kendisindeki eşsiz kıraat cevherini sezip babasına haber veren ilk kişi.

    3-) Amcası Ahmed Seyyid. 12 yaşından sonra onu beraberinde Kahire’ye götürüp Kur’an ilimlerini öğrenmede vesilelik yapmıştır.

    4-) Şeyh Muhammed Ebul- Ulâ.. Muhammed Sıddik’a kıraat-ı aşereyi ilk öğreten zattır.

    5-) Babasından sonra en mühim ve kendisinin de en ziyade muhabbet ettiği şeyh’i Muhammed Saudi İbrahim.. Kıraat ilimlerini ve diğer imani ilimleri öğrenmesine vesilelik yapmış meşhur bir kıraat âlimidir.



    Gençliği:

    Muhammed Sıddîk, 1938 de amcasının kızıyla evlenir.Bu hanımından 2 oğlu ve 2 kızı dünyaya gelir.. 1939 yılında da kardeşi Ahmed Sıddik’ı kaybeder. 1940’lı yıllara gelindiğinde Şeyh’in tilaveti, Mısır’ın her tarafında adeta halkın dilinde dolaşır olmuştur. Artık herkes bu emsalsiz kâriden bahsetmekte ve onu merasimlerde Kur’an okumaya çağırmak için yarış içerisine girmektedir.Şeyh hayatında en ziyade okuduğu surelerinden biri Yusuf suresidir. Zira bu sure onun için apayrı bir mana içeriyordu.Onun bu suresini her kim dinlese diyecek ki: “Bu zât Yusuf Aleyhisselamın hüznünü sinesinde saklıyor.” Barekallah..

    Şeyh 1940 ile 1950 yılları arasında bir çok ihtifal ve mübarek gün ve gecelerde Kur’an okumakla birlikte, ilmi hayatına dahi çok fazla ehemmiyet verir.Ve eline geçen bir çok tefsir ve akaid kitaplarını da okuyarak gecelerini i’tikafla geçirir.Bu suretle fâni ömrünü bir cihette ibkâ eder.



    DünyayaYayılan Şöhreti:




    Oğlu Muhammed Saudi ile yapılan bir röportajı aynen naklediyoruz:



    --- Sayın Muhammad Saudi ; 1953 yılında tüm radyo,televizyon ve basın organları Muhammed Sıddik Minşâvi hakkında; ” Radyonun ilk defa sesini çekmek için ikamet ettiği beldeye gidip, sesini kaydettiği dünyada tek kari'dir.” haberini yayınlamışlardı.

    ---Peki bu hadise nasıl cereyan etti? Ve Şeyh bu durum karşısında nasıl bir tavır sergiledi?.

    ---- Şeyhimiz Muhammed Sıddik, 1950’li yılların başında tatlı sesi, hüsn-ü kıraat ve tilaveti ile adeta Mısır’ın her tarafında, tüm insanların dilinde şöhret olmuştu. Adeta Muhammed Sıddik, Mısır halkının mâ’şuka ve sevgilisi haline gelmişti.

    İşte ne zaman ki, radyo yetkilileri bu İlahi mevhibe’yi duydular.Derhal elemanlarından birini, Şeyh’in okuduğu köye gönderdiler. Elçi, Şeyh Muhammed’e; radyoya gelip imtihana tabi olduktan ve sesi ve okuyuşu da beğenildikten sonra radyoda okumasına karar verileceğini söyler. Lakin Şeyh Muhammed Sıddik, bu talebi reddeder.Ve şöyle der: “ Radyoda okumak gibi bir arzu ve isteğim yoktur.Hem, benim onun şöhretine dahi ihtiyacım yoktur ve olamaz.”

    Şeyh’in bu cevabı tabiî ki, radyo yetkililerini pek memnun etmez. Bunun üzerine radyo müdürü Emin Hammad Bey, tüm radyo mürettebat ve elemanlarını Muhammed Sıddik Minşâvi’nin okuduğu beldeye göndererek sesini kaydetmelerini ister. Şeyh ise, Ramazan ayı münasebetiyle pek çok yerde ihtifallere (büyük merasim) iştirak ederek Kur’an okumaktadır.

    Keza radyo ekibinin bir kısmı da babası Sıddik seyyid’in okuduğu “Useyrât” beldesine giderek sesini kaydederler. Babası da, Ebu Ahmed Rihab’ın evinde Kur’an okumaktadır o esnada. Böylece her ikisinin de sesi radyo tarafından ikamet ettikleri beldede band kaydına alınarak radyo merkezine götürülür.

    İşte bu hadise, yani radyonun tüm mürettebat ve mühendisleriyle bir kâri’nin evine gidip sesini kaydettiği hadisesi, dünya radyo tarihinde cereyan eden ilk ve tek hadisedir. Daha sonra radyo yetkilileri, kaydettikleri bu iki kaseti iyice dinledikten sonra, hayran kalarak babası ile ikisini radyoya davet ederler. Fakat ikisi de şöhreti sevmediklerinden bu teklifi reddederler.Bunun üzerine radyo müdürü, Muhammed Sıddik Minşâvi’nin yakın dostlarından Abdülfettah Paşa’yı devreye sokarak, kabul etmesi için ricada bulunur.Sonunda Şeyh Muhammed, Paşa’yı kıramaz ve teklifi kabul eder. Babası ise,kesin bir red cevabı ile şöyle der: Mısır radyosuna Minşâvi ailesinden oğlum Muhammed Yeter. Daha bize ihtiyaç yoktur. Bunun üzerine Suriye ve Londra radyoları babasının sesini kaydetmek girişiminde bulunurlar. Şeyh Sıddik yine reddeder. Fakat aşırı ısrarlar üzerine sadece 5 suresinin kaydına izin verir ve der ki: “ Eğer aşırı ısrarlar olmasa idi kat’iyyen müsaade etmeyecektim.”

    İşte bu ilginç ve ender hadiseden sonra Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî, 1953 yılının Ramazan ayında 33 yaşında, resmen Mısır Kur’an radyosunda tilavetine başlar ve artık sadece Mısırda değil tüm İslam âleminde tanınmaya başlar.

    Resmi olarak tilavete başladığı yıllarda iki hafta “Zemalik” mescidinde okur, daha sonraki iki haftada da Suriye’de tilavet ederek bir ayı böyle itmam ederdi.

    Tabii o yıllarda Mısır ve Suriye Birleşik Arap Cumhuriyetini kurmuşlardı. Suriye halkı her akşam saat 8 sıralarında şeyh’i iştiyakla bekleyerek, tilavetini sabırsızlıkla intizar ederlerdi. Keza Mısır halkı dahi böyleydi.

    Sesindeki halavet ve tatlılıktan dolayı çevresinde nam salarak büyük kurrâ’ların safına sıçramış ve böylelikle kısa sürede on binlerin beğeni ve takdirlerini alan Minşâvi’nin nam ve şöhreti; artık dünyanın her tarafına yayılmaya başlamıştır.



    Endonezya Ziyareti:



    Muhammed Sıddik Minşâvi, Mısır dışına (Suriye hariç ilk defa ) 1955’te Endonezya devlet reisi Ahmed Sukarno’nun özel davetlisi olarak Şeyh Abdülbasit Abdüssamed ile beraber Endonezya’ya gitmiştir. Endonezya’da çoşkun ve Kur’an aşığı bir topluluğun muazzam hürmet ve sevgileri ile karşılanmıştır. Kur’an’a olan bağlılık ve hürmetlerinden çok etkilenen Şeyh Minşâvi, okurken hep ağlamış ve Endonezya halkını da çoşkuya getirmek suretiyle bütün dinliyenleri hüzne boğarak ağlatmıştır. İşte Endonezya’da okuduğu bu müessir ve etkileyici tilavetinden dolayı 1955’te Endonezya hükümeti tarafından gayet âli bir nişan ve birincilik derecesi ile ödüllendirilmiştir.

    Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî, muasırları olan diğer meşhur kâri’lerle çok defa bir araya gelerek onlara muhabbetini izhar etmiş ve şerefleriyle de iftihar etmiştir. Hiç bir zaman kendisine meşhur bir kâri nazarıyla bakmamış, babası gibi tevâzu mesleğinden bir zerrecik bile olsa ayrılmamıştır.Zaman zaman meşhur kari’lerden biri olan Abdulbasit ile İslam ülkelerine seyahatler düzenlemiş, beraberce muhtelif yerlerde kıraatlarda bulunmuşlardır.Hatta Abdülbasit Abdüssamed ile Endonezya’da Yusuf suresini beraber devirli okumuşlardır.

    Şeyh Muhammed, fıtri spor yapmaya özen gösterir ve yayan yürümeyi çok severdi.Lakin 1955’de araba alır. Hakikatte mal ve araba sevdası olmayan Şeyh, arabayı zaruretten dolayı aldığını beyan etmiştir. Arabasını günün çoğu vakitlerinde Kahire’deki El-Hüseyni camisinin önünde park eder,işlerini yürüyerek hallederdi. Kahire’de arabaya binmezdi. Ancak Kahire dışına giderse binerdi.

    Şeyh hayatı müddetince dış ülke olarak en fazla Suriye ve Libya’da bulunmuş.Suriye ve Libya halkını halkını mest eden pek çok kıraatlarda bulunmuştur.Ondandır ki,Mısır’dan sonra en çok bu iki ülkede iştihar etmiştir.Özellikle Ramazan aylarını Suriye’de ihya etmeyi pek severdi. Burada Lala Mustafa Paşa camii’nde okuduğu Yusuf suresi pek meşhurdur.

    Muhammed Sıddik, şeyh Muhammed Rifatı çok severdi.Sesinden ve tilavetinden etkilenir, fıtri hüznüne hüzün katardı.Radyoda kârileri çok dinlerdi. Evde olduğu zamanlar devamlı radyonun başında bulunur, Kur’an yayınlayan radyoları dinlerdi. Fikrini daima Kur’an-ı Kerim’in tefekkürü ile meşgul eder,çoğu zaman ağlardı.

    1950 yılında,Şeyh Muhammed Rıfat’ın vefatı üzerine babası Sıddik Seyyid’in de içinde bulunduğu bir toplulukta, bütün meşhur kâri’lerin önünde Kurân okumuş ve fevkalade takdir ve övgülere mazhar olmuştur.

    Merhum ve meşhur kârilerden olan Muhammed Rıfat ise, şeyh Muhammed Sıddik için şöyle demiştir:”O öyle bir kari’dir ki, onun eşi ve benzeri daha dünyaya gelmemiştir.”

    Keza Şeyh Muhammed Sıddik’ın, ilahileriyle Mısır’da şöhret olan Taha Feşni ile çok defa bir araya gelerek Kur’an dinleyip sohbet ettikleri gelen rivayetler arasındadır.

    Muhammed Sıddîk El-Minşâvî’nin günden güne artan bu şöhreti ,elbetteki bazı kıskanç ve hasud kârilerin damarlarını depretmiştir.Mesela bir gün 10 bin insanın toplandığı bir merasim ve toplantıda, başka bir kâri’ kendisini kıskandığından dolayı, mikrofonu idare eden kişiyi kandırarak mikrofonu bozdurur.Muhammed’in sesi zayıftır, mikrofonsuz okuyamaz diye ilan eder.Ve nitekim şeyh okurken mikrofonu bozdurur.Şeyh durumu anlayıp halkın içine yürüyerek 1 saati aşkın okur ve sesinin gürlüğü zahir olup açığa çıkar.Daha sonra O kinci kâri, defolup orayı terk etmek zorunda kalır.





  4. #4
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    Kıraatı:



    Mısır'ın ve dünyanın en önemli ve eşsiz hâfızlarından olan Muhammed Sıddîk Minşâvî, son derece dolgun ve güçlü bir sese sâhipti. Okurken perdelere hâkimiyeti, sesin de güçlülüğü ile daha da etkili bir hâle geliyordu. Mustafa İsmâil'de olduğu gibi Minşâvî'nin de icrâ ettiği nağmeler âyetteki mânâya uygun oluyordu. "el-Fecr" sûresi'nin 23-24'üncü âyetlerinde, "O gün cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var! (İşte o zaman insan) 'Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderebilseydim!' der." âyetinde "keşke" kelimesindeki pişmanlık ve çaresizlik ifâdesini öyle bir terennüm ediyordu ki, o sahneyi yaşıyor ve yaşatıyordu.Hem Yusuf suresini ondan dinleyip manayı da anlıyorsa, kendisini adeta Yusuf Aleyhisselam’ın yaşadığı devirde hisseder. Kur'ân tilâvetine pest seslerden ve ağır ağır başlardı. Bu da uzun müddet okuyacağı durumlarda daha tizlere çıkmasını ve daha fazla makam seyrinde bulunmasını sağlıyordu. Gâyet sâkin başladığı tilâvetin ortalarına doğru iyice coşmaya ve coşturmaya, dinleyenleri galeyâna getirmeye başlıyordu. İnfitâr Sûresi'ne başlarken sâkin başlayıp, sonuna doğru coşmasıyla da -ki âyetin bu kısmında kıyâmet günü anlatılır- âdetâ kıyâmeti koparırcasına o günün dehşetini, acıklı hâlini nağmeleriyle anlatıyordu. Minşâvî'nin tilâvete pest seslerden başlayıp yavaş yavaş tizlere çıkması ve coşması, iyi takip edildiği zaman son derece önemli bir öğreticiliğe sâhiptir. Kur'an tilâvetinde asıl olan da bu şekilde okumaya pest selerden başlayıp, mânâya uygun nağmeler yapmaktır. Şeyh Minşâvi, makamlı kıraatlarında genellikle ülkemizde öğretilen Asım kıraatı yerine, Arab ülkelerinde daha meşhur ve merğub olan “Verş an-Nâfi” kıratı ile “Kisâi” kıraatlarını daha çok tercih etmiştir.Keza Şeyh, bazı kıraatlarında meşhur ve hak olan yedi kıraatı dahi birden tatbik etmiştir. Bununla beraber Muhammed Sıddik Minşâvi’yi diğer kârilerden ayıran özelliklerinden biri de, Şeyh’in tilavet esnasında hata yaptığının görülmemiş olmasıdır.Diğer kâriler hakkında böyle bir hususiyetin görülmüş olması maalesef mevzu bahis değildir. İşte onun bu hususiyeti yâni hatasız okuması,kendisinin mahzâ bir mevhibe-i İlâhi olduğunun en zâhir bir delili olsa gerektir. Şeyh Muhammed Sıddîk, okumaya başlarken “beyati” makamıyla başlar ve daha sonra da “rast” makamıyla devam ederdi.Genellikle meşhur hüzün makamı olan”saba” makamında okur, kalblerde derin izler bırakırdı. O, Mısır ve diğer İslam ülkelerinde okuduğu vakit, binlerce kişinin arzu ve çoşkuyla dinleyip ağladığı hüzün sultanıdır. Okuyuşunda adeta Kur’anın hüznî manalarını Allâh’ın inayeti ile konuşturur, dinleyenleri hüzün ve taraba(sevinç) boğardı.Çok kişi sadece dinlemek vasıtasıyla Kur’an-ı azimüşşanın manalarını muhlisâne ondan ders aldıklarını beyan ediyorlar.

    Şeyh, hayatında gayet mütevazi ve sade görünümlü bir insandı.Gösteriş,şöhret ve riyadan hayatı boyunca şiddetle ictinab etmiş, “Ben ecir ve mükafatımı yalnızca Allah’tan bekliyorum” olan Peygamber düsturunu kendine rehber edinmiş ve halktan kat’iyyen bir karşılık beklememiştir. Lakin kendisi her ne kadar tevazu toprağı altında kendisini gizlemeye çalıştıysa da, şöhret olmaktan kendini kurtaramamıştır.Adeta tevazu toprağı altında bir Muhammed Sıddîk iken, Allâh’ın lütfu ile milyonlar Muhammed Sıddîk inbat etmiş ve dünyanın her yerinde mübarek ismi ve baldan daha tatlı olan sesi ve hüzün dolu okuyuşuyla meşhur olmuştur. Bârekallah… Şeyh Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî, kendisine has ve emsalsiz olan kıraat şekliyle kendisinden sonra gelecek olan hafız ve kâri’lere bir model teşkil ederek, milyonlar kişiyi Kur’an-ı Hakim’e hayran bırakmıştır.Mısırda Kur’an okumada tertil ekolünü başlatan ilk öncülerdendir. Şeyh muhammed sıddîk seyyid el-minşâvî’yi diğer meşhur hafız ve kârilerden temyiz ve ayırteden en büyük özelliği; hiç şüphesiz ki,okurken makamı hüzne çevirmesi değil, kendisine bir lütfu ilâhi olarak verilen sesinin fıtraten hazin ve müessir olmasıdır.bu yüzdendendir ki, çok ehl-i kalb bu zatı dinlemiştir ve dinlemeye devam etmektedir biiznillâh…

    Coşkulu hallerinde bile hüzün vardır Şeyhin. Ama hüzün de coşku da en bariz bir şekilde adeta onda cisimleşmiş ve ona en büyük bir simge ve nişan olmuştur. Ondandır ki, hüzünlü tilaveti çok kişinin kalbini adeta fetheylemiş ve daha onu görmeden aşık olmuşlardır.Bu vesileyle Kur’an-ı Azim’i dinlemeye iştiyak göstererek hayatları boyunca bu İlâhi hüzne kulak vermişler ve inşaallah kıyamete kadar vereceklerdir.Coşkulu kıratlarda elbette ki mahirler çoktur.Ama Muhammed Sıddik ise,huşû ve hüzünde bütün kârilerden evveldir ve üstadıdır diye tüm dünyada müşterek bir kanaat haline gelmiştir.


  5. #5
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    Evliliği ve Çocukları:

    Şeyh Muhammed Sıddik, 1960’lı yılların başında takriben 40 yaşında ikinci evliliğini yapmıştır. 2.hanımı “Suhac” iline bağlı “Ahmim” beldesindendir. Bu hanımından da 5 erkek ve 4 kız olmak üzere toplam 9 çocuğu dünyaya gelmiştir. Kendisiyle dünür olmak isteyen çok olduğu için ikinci evliliğini yaptığını ifade etmiştir. Şeyh’in iki hanımı da beraber bir evde sevgi ve muhabbetle yaşamışlardır. Şeyh’in en büyük oğlu Muhammed Saudi’dir.Ticaretle uğraşmakta olup,meşhur kârilerden olan Muhammed Abdulhakem’in kızıyla evlenmiştir. İkinci oğlu Muhammed Şâfii.. Suud-i Arabistan’da inşaat mühendisi olarak çalışmaktadır. Üçüncüsü Muhammed Nur, Silahlı kuvvetlerde zabit olarak çalışmakta.. Doktor Ömer ise, Ezher Üniversitesinde öğretim görevlisi ; Salah özel bir şirkette muhasebeci ve Tarık ise Suud-i Arabistan’da mühendis olarak çalışmaktadır. Kızları; Firdevs, Fethiye, Feryal ,Fatıma ve Feyza hanımlardır. Kızlarının ilk üçünü daha hayatta iken hafızlıklarını tamamladıktan sonra evlendirmiştir.Diğerleri zaten öldüğü zaman henüz çok küçük idiler.Rivayetlere göre oğul ve kızlarının hepsi de Kur’anı hıfz eylemişlerdir.

    Çocuk Terbiyesi:

    Şeyh Muhammed Sıddik ve çocukları ( En sağda kızı Fatıma,hemen yanında oğlu Salah, onun yanında da diğer oğlu Muhammed Nur ve kucağındaki oğlu ise, Şu an El-Ezher’de Müderrislik yapmakta olan Ömer’dir. Şeyh’in oğullarından Muhammed Saudi’nin anlattığına göre Muhammed Sıddik, çocuklarının hüsn-ü ahlak ve terbiyesine gayet ehemmiyet vermiştir.Bununla beraber çocuklarını henüz 5 yaşlarında iken Kur’an hıfzına başlatmış ve bu konuda pek çok ihtimam göstererek, bütün çocuklarının birer Kur’an hâfızı olmalarını Allah’ın inayeti ile temin etmiştir. Muhammed Şâfii ise, babası hakkında şunları nakletmiştir: “Babam hayatında bizlere öncelikle farzlara riayet etmemizi tenbih eder ve bu konuda yardımcı olurdu.Okumak için gittiği her mescide bizi de götürür, namazlarımızı camide eda etmeye teşvik ederdi.Bu sayede Mısır’ın bütün büyük ve meşhur camilerini babama refakat ederek gezmişimdir.Keza arkadaş seçimimizde de dikkat eder,ahlaklı ve dindar dost edinmemiz konusunda daima bize öğütler verirdi.

    Günlük derslerimizi yapmamızda bizlere iştirak eder,bizimle beraber ders yapar ve yardımcı olurdu.Yaz tatilinde de onunla beraber spor yapar,beraber yüzer ve güreş yapardık.Geceleri de yaşımıza uygun dini kıssa ve hikayeler okur ve bizim de kitap okumamız için çaba sarfederdi. Hatta aramızda kitap okuma yarışması düzenler birinci gelene ödül verirdi. Fakat üzerinde en çok durduğu bizim Kur’anı hıfzetmemizdir.” Öyle ki, hafızlık evimizde hepimizin ortak gayesi olmuştu.



    İlahi Mevhibe:




    Şeyh, hayatı müddetince musiki okuluna ve musiki hocalarından ders almaya gitmemiştir. Bu lahn (Ölçülü ve düzgün okuyuş) Allahın(c.c) verdiği Kur’âna has bir mevhibedir (vergidir) diyerek, bu ilâhi lütfa kanaatte bulunmuştur. 1960’lı yılların başında bir gün musiki dersi veren büyük zâtlardan biri, şeyh’e gelerek ona, Kur’an’ı daha iyi okuması hususunda kendisine ders verme teklifinde bulunur. Ve şöyle der: “Ya Şeyh! Musikinin Kur’an okumada kabul ettiği en güzel ve yekta ses sensin..Musiki dersi almak suretiyle Kur’anı daha iyi okumak istemez misin?” Şeyh ise şöyle cevapta bulunur: “Ya seyyidi! Musikinin hepsi Kur’an’dan çıkmıştır.Nasıl olur ki sen, Kur’an’ı musiki eğitimi ile düzgün okutmaya çalışırsın?!” Bu cevap karşısında adam mahcup olarak geri döner. Şeyh Muhammed Sıddik, Mısır Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Zemâlik mescidine” Kehf “suresi okuması için tayin edilmiş ve âhir ömrüne kadar bu camide Kur’an okumaya devam etmiştir.


  6. #6
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    Su-i kast girişimi:



    Kendisinin anlattığına göre 1963 te bir akşam Kur’an okumaya davet edilir.Okuduktan sonra ev sahibi evde yemek ve meyve ziyafetine çağırır. Her ne kadar reddettiyse de ısrarlar neticesinde kabul etmek zorunda kalır.

    Bir kıskanç kâri, ev sahibinin haberi olmadan aşçıya mühim para mukabilinde şeyhin tabağına zehir attırmış ve özel olarak şeyh’e ikram etmek için emretmiş.Aşçı da vicdanında duyduğu eleme dayanamayarak hadiseyi gelip gizlice şeyh’in kulağına fısıldayarak haber vermiş ve böylece Şeyh Muhammed Sıddik, mutlak bir ölümden kurtulmuştur.

    Şeyh ise, hadiseyi gayet soğukkanlılık ile karşılamış ve “ Cenâb-ı Hakk, Halim ve affedicidir” diyerek kendisine su-i kast düzenleyenleri affeder.Lakin şeyh bu kıskanç kâri’nin ismini ölünceye kadar tüm ısrarlara rağmen açıklamamıştır.



    Libya ziyareti ve Kral Sunusi

    Şeyh’in berk süratinde kalblere girip, derin etkiler uyandıran huzur dolu tilaveti tüm dünyaya yayıldığı bir sırada, 1964 yılında Libya dahi bu tilavetten nasibini almak ister.Bu münasebetle Libya Kralı Sunusi, bizzat şeyh Muhammed ‘i ülkesine davet eder. Şeyh Libya’da çoşkun ve Kur’an aşığı bir halk kitlesi önünde en hüzünlü kıraatlarını yapmıştır. İşte Şeyh’in Libya’da bu tilâvetlerinden biri esnasında Kral Sunusi ile aralarında ilginç ve ender bir hadise cerayan eder.Şöyle ki: Libya kralı Sunusi’nin dünyada eşi ve benzeri olmayan ve kendisine has olarak imal edilen bir saati vardır.Kral hayatında bu saate muazzam bir değer vermekte ve ziyade ihtimam göstermektedir. Lakin Ne zaman ki Şeyh Muhammed Sıddik, o meşhur hüzün ve huşu dolu tilavetiyle okumaya başlar. Orada bulunan tüm cemaat ağlar. Kral dahi şiddetli bir şekilde gözlerinden yaşlar akmaya başlar.Ve Şeyh’ten okumayı durdurmasını rica ederek, tüm cemaatin önünde o çok değerli olan bu saatini kolundan çıkararak Şeyh Muhammed’e uzatır. Nezih bir nefis sahibi olan Minşâvi ise şöyle der. “ Efendim, ben biliyorum ki bu saat sizin hayatınızdaki en çok değer verdiğiniz saattir. Bu yüzden alamam.” Kral da şöyle bir cevapta bulunur. “Yâ Şeyh! Nasıl vermiyeyim ki, kalbimdeki sevgin bu saate olan sevgimi artık geçti. Kolumda durmasının manası yoktur.” diyerek hediye eder.



    Fetanet ve Zekaveti:



    Şeyh Fethi El-Melici anlatıyor: “ Günlerden bir gün ben, meşhur kârilerden Mustafa İsmail ve Muhammed Sıddîk Minşâvî üçümüz bir Arab devletini ziyarete gittik.

    Orada Melik ve Kral’ın saraylarından bir sarayda ağırlandık. Yaşça en küçükleri ben idim. Usül gereği kaldığımız odada, dünyanın en büyük Kur’an okuyucularına benim hizmet etmem lazım iken, Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvî, kemâl-i tevazu’undan kalkar, bizlere hizmet ederdi. Sanki her ne arzu etmiş isek; istediğimiz şeyi içimizden duyar gibi, bizlere sormadan önümüze getirir ikram ederdi. Bizler ise bu duruma çok defa hayret ederdik.Hatta ben kendim, çok zaman sonra onun bu fetânet (uyanıklık) ve zekiliğini fark etmişimdir.”

    --- “Bu münasebetle evvela nefsimden ve sonra da bütün Kur’an ile iştigal edip onunla amel etmek istiyenlerden tek ricam ve temennim şudur ki: Eğer biz Kur’ândan hakiki manada okumak ve dinlemek suretiyle istifade edip müteessir olmak istiyor isek şüphesiz ki, Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi’nin okuduğu vech üzere okumalı ve ondan dinlemeliyiz.Ta ki Kur’an aleyhimize değil lehimize bir hüccet ve delil olsun.Ve bizi saadete vasıl eylesin.”

    ---“Keza Muhammed Sıddîk El-Minşâvî’nin gerçek kıymet ve değerini kâsır fehmim ve aciz lisanımla sizlere hakkıyla beyan etmem elbette ki mümkinattan değildir. Onu ancak tilavetindeki ihlâs ve sadakatinden bir derece fehmedebilir ve idrak etmiş olursunuz.”



    İzzeti:



    Bir gün devlet başkanı Cemal Abdünnasır’ın da iştirak ettiği bir toplulukta Kur’an okumaya davet edilir.Abdünnasır bir vezirini Şeyh Muhammed’e okuması için gönderir. Veziri gelir ve der: Yâ Şeyh! Devlet reisi Abdünnasır’ın da katıldığı bir ihtifalde (merasim) Kur’an okuyup şan, şöhret ve şerefini arttırmak istemez misin? Şeyh Muhammed ise veziri şaşırtacak şu sözleri sarfederek bu gibi şöhretperestlerin karşısında izzetini muhafa eder: “Bu şeref niçin Abdünnasır’ın olmasın ki; Muhammed Sıddik Minşevi’nin sesinden Kur’anı dinleyecek...” diyerek daveti reddeder ve şöyle der: “ Abdünnasır hata etmiş ki,bana en kötü vezirini göndermiş.”



    Tevazuu:



    Onca şöhretinin genişliğine rağmen Şeyh çok mütevazidir. Beyaz bir entari ve beyaz bir takke giyip evinin önüne oturur. Lakin çok kimse onu tanımazdı.Yoldan gelip geçenler, onu evin kapıcısı sanarlarmış.Hatta çok kimse Muhammed Sıddik Minşevi kimdir diye ondan sorarlardı.

    Yine bir gün uzaklardan seyahat edip de, Şeyh Muhammed Sıddik’ı görmeye gelen bir zat; Şeyh’i, kapısının önünde otururken görür ve yanına gelir.Lakin tanımamıştır. Der ki: Ey amca! Sen Muhammed Sıddik Minşâvi’yi tanıyor musun? Şeyh evet der.Sen biraz bekle,ben içeri girip durumu arzedeyim. Gerçekten de Şeyh içeri girer, elbisesini değiştirir , sarığını ve gözlüğünü takar, sonra da adamı kapıda öylece karşılar.Şeyh’in böyle yapmasının sebebi ise, onca şöhreti her tarafa yayılan Muhammed Sıddik Minşevi’yi tanıyamayan adamı mahcub etmemek içindir. Zira sorduğu anda o kişi benim dese, belki de adam utanıp mahcup olacaktı.Böylece adam mahcubiyetten kurtulmuş oldu.
    Şeyh, oturduğu civardaki insanlarla ve yakın akrabalarıyla çok iyi geçinir çok meşhur olmasına rağmen halktan biri gibi dururdu.Fakirlere karşı çok merhametli idi. Bir gün akşam yemeği için büyük bir ziyafet verir. Normalde böyle büyük ve meşhur bir zatın davetlileri elbette ki, devlet adamları, zengin ve soylu kimseler olması lazım gelir.Lakin öyle olmamıştır. Bütün hazırlıklar tamamlanır ve akşam bir bakarlar ki; davetlilerin tümü mahalle sakinlerinin en fakir ve yoksul kişilerinden oluşuyor. İşte şeyh’in peygamber ahlâkı..

    Şeyh, 1966 yılı Ramazan ayını Mescid-i Aksa’da ihya etmiş devamlı bir surette ibadet ve tilavet-i Kur’anla hayatını geçirmiştir..

    Şeyh-i Minşâvi, 1966 yılında verem hastalığına yakalanır. Doktor okumamasını tenbih eder.Lakin Kur’an aşığı olan Şeyh ise,canı pahasına da olsa bu aşkından vazgeçmeyerek, aksine yüksek sesle okumaya devam eder.Tabii bu arada hastalığı gün be-gün artmaktadır.



    Şeyhin Bağdad Ziyareti:




    1967 senesinde Muhammed Sıddik Minşâvi, Üstad Huluk’un daveti üzere Ramazan ayında Bağdat’a gider. Havaalanında uçaktan indiği sırada muazzam bir halk kitlesiyle karşılanır. Ebu Hanife camiinde “Enfâl” suresini okur ve muazzam senâ ve övgülere mazhar olur. Daha sonra Irak radyosunda da tilavet eder. Keza Bağdat’ta bulunduğu 10 gün içerisinde Urfalı camii’nde dahi muhteşem kıratlarından birini tilavet eyler.Lakin bu kıraat esnasında verem hastalığı nedeniyle boğazından kan gelir.

    Hem orada Bağdat eşraflarından birinin evinde, büyük bir merasimde ve büyük kârilerin de ihzar olduğu bir mecliste, Kamer suresinin sonunu ve Rahman suresini acib bir tarzda okumakla dinleyenleri hüzün seline boğar.Lillâhilhamd bu kıraati yetkililer tarafından tescil edilerek okuduğu ilk günkü gibi tazeliğini muhafaza ederek günümüze kadar ulaşmıştır. Şeyh bu mektubları Bağdatta bulunan Üstad Huluk’a göndermiştir.Gönderdiği mektubların içerisinde özetle; kendisinin 11 yaşında haflelere yani cemaatli okuyuşlara başladığını ve doğum tarihinin 20 Ocak 1920 olduğu ve Bağdat radyo ve televizyonunda tescil edilmiş 15 tane videosu bulunduğu yazmaktadır.Keza gönderdiği risalelerde ilk tilavetinin Lokman suresi olduğu yazılıdır.Hem Bağdat radyosunda Gafir suresini tilavet ettiği dahi geçmektedir.



    Bağdatlı Şeyh Safâuddin A’zami anlatıyor: Şeyh Minşâvi’nin Bağdat’a geldiği senede 18 yaşında idim.Irak Divan reisinin düzenlediği bir merasimde Kur’an okuyordum.Birden içeri Irak divan reisi ve yanında sarıklı ve şeyh görünümünde pek de genç bir zat vardı. Reis yanıma gelerek sırtıma dokundu ve okumayı bitirirsen iyi olur dedi. Ben de istifsar ederek neden dedim.Reis: Meşhur Şeyh Minşâvi geldi,dedi.

    Gelen şeyh’e baktım.Lakin şeyhi çok genç gördüm.Zira daha önce Minşâvi’yi hiç görmemiştim.İçimden Bu genç, meşhur Şeyh Minşâvi olamaz dedim.Zannımca, Minşâvi’yi dolgun sesi nedeniyle 60 yaş dolaylarında tahayyül ediyordum. Neyse okumayı bitirip kenara çekildim.Şeyh yanıma geldi ve oturup Euzu besmele çekti.Ben de şeyh’in duyacağı bir sesle bu Minşâvi değil dedim. Bana baktı ama hiçbir şey demedi.Sonra besmeleyi okudu. Dedim: Bunun Minşâvi olması mümkün değildir. Sonra “Enfal” suresinden okumaya başladı. Dedim: Vallâhi bu Minşâvidir. Şeyh dahi bana tebessüm ederek baktı ve “ Evet ben Minşâvi’yim” dedi. İşte Şeyh minşâvi ile aramızda böyle nezih bir hatıra geçmişti.



    1968 yılında ikinci hanımı, hac vazifesini eda ederken mukaddes beldelerde, henüz genç yaşta iken ruhunu teslim etmiş ve âhirete intikal etmiştir.




  7. #7
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    Hazin Vefatı:



    Yıl 1969.. Şeyh çok hastadır.Lakin içinde yanardağlar gibi fışkıran Kur’an okuma aşkı,bu hastalığını nisbeten hafifletmekte ve şeyh’i teselli etmektedir.Doktorun menetmesine rağmen hâlâ yüksek sesle okumakta ve bu aşkından vazgeçememektedir.

    Artık şöhretinin zirvelerde olduğu yıldı 1969.. Tüm İslam âleminde hüzün dolu tilâvetiyle dinliyenleri gözyaşı seline boğan şeyh Minşevi,güya bu hüzünle mânen bir şeyler demek istemektedir.Yani,sizden ayrılık vakti yakındır diye manevi işaretlerde bulunuyordu.

    Lakin onu çok seven dinliyenleri bunu anlıyamıyorlardı. Nasıl anlasınlar ki?! İnsan çok sevdiği birisinin vefatını nasıl düşünebilir? Hatta aklının ucundan bile geçirmek istemez.İşte adeta ona hayran ve aşık olanlar dahi böyleydi.

    Ama Şeyh,bu ayrılığın farkındaydı. Ona aşık olanlar için Muhammed Sıddik yanlarında idi.Ve onunla beraberlerdi. Lakin onun aşık olduğu Kur’an’ın sahibine henüz kavuşamamış, hasret çekiyordu.Belki de 49 yıldır manen bu hasretin ızdırabı içindeydi.Her okuyuşu onun için bir hazandı.Ondandır ki,sesi ve okuyuşu fıtraten hazindi.İçindeki hakiki sevgiliye vasıl olma hasreti, sesi ve tilavetine yansımış ,çok zamanlar bu derin hasretini gözyaşlarıyla ifade ediyordu.

    1969 yılı ise,onun için bambaşka bir yıldı.Sevinç ve kavuşma yılıydı sanki onun için.O öyle hissediyordu.1968’e kadar hep hazin duran Şeyh Minşevi, bu yıl çok mutlu ve mesrur idi.Etrafına daima mutluluk tebessümleri saçıyor,bu tarifi kabil olmayan mutluluğunu Kur’an okurken yüksek sesle bağırarak ifade ediyordu. Doktor okumasını yasak etmesine rağmen, aksine yüksek ses tonuyla okuyuşuna hiç kimse akıl erdiremiyordu.Fakat birisi vardı ki, bunu anlamıştı.O da babası Sıddik Seyyid.Onun için bu konuda kendisine bir şey demiyordu. O dahi mutluydu… Zira ma’lumdur ki; “ Ölümün hakikatini gören kâmil insanlar ölümü sevmişler.Ve daha ölüm gelmeden evvel ölümü istemişlerdir.”B.S.N

    1969 yılının ortalarına doğru ecelinin iyice yaklaştığını Cenâb-ı Hakk’ın bildirmesi ile hisseden Şeyh, bir gün; devamlı bir surette ayakkabısını boyattığı ve çok para verdiği için her zaman yanına gelen dilenciyi çağırır ve ona bu son verdiğim der. Ve nitekim hadise aynen cereyan eder.Hastalığı şiddetli bir şekilde artınca hastaneye kaldırırlar. Zamanın devlet başkanı Cemal Abdünnasır, tedavi için Londra’ya göndermek ister.Fakat Londra’ya tedaviye gitmek yerine Cenâb-ı Mevlâ onu, hakiki şifa ve saadet yurdu olan âhirete gönderir. Böylece 20 Haziran 1969 yılı, o hazin ses susmuş ve Şeyh Muhammed Sıddik Minşevi ruhunu yine doğduğu Cuma gecesinde henüz 49 yaşında iken teslim etmiştir. Naaşı yine doğduğu kasaba olan Munşee kasabasında defnedilmiştir.





    Babası Sıddik, ölümünü büyük bir temkin ve sabırla karşılamış ve böyle bir hayırlı evlada sahib olmanın şükür ve sevinci ile son ömrüne kadar bahtiyar bir baba olarak tüm İslam âlemine bir numune-i imtisal olmuştur. Oğlunun ölümüyle ilgili duyduğu teessürü soranlara şöyle cevapta bulunur: “Her gün yaşadığımız bir hakikate nasıl razı olmayalım ki.. “ İnnâ Lillâhi va innâ ileyhi râciûn” demiştir.

    Babası da , 1984 Nisan ayında bu dünyadan irtihal ederek 86 yaşında dâr-ı bekaya göçmüştür.Hayatında hiçbir nişan ve ödül almayan babası Sıddik Seyyid Minşevi: “ Benim için en büyük nişan insanlara Kur’an’ı sevdirmem ve onların bana olan muhabbetleridir” diyerek zühd ve takvada ne kadar yüksek olduğunu fiilen izhar etmiştir. Ancak 1985 yılında da, Mısır devlet başkanı Hüsnü Mübarek Sıddik Seyyid el-Minşâvi’yi gayet âli bir nişan ile gıyabında ödüllendirmiştir..



    Aldığı Nişanlar:



    Muhammed Sıddik Minşâvi, hayatında evvela Endonezya hükümetinden dünya birincilik nişanı, ardından Suriye’den pek âli bir nişan ve 1992‘de de, halen Mısır Devlet başkanı olan Hüsnü Mübarek’ten dahi birinci dereceden bir nişan alarak, gıyabında dünya kıraat birincisi ünvanı ile ödüllendirilmiştir. Muhammed Sıddik Minşâvi’nin hayatında tescil ve kaydedilmiş şu an itibarıyle 150 kıraatı ve Mısır Kur’an radyosunda her ayda bir, tertil üzere okunan bir hatm-i şerifi bulunmaktadır. Minşâvî'nin vefâtından sonra adına Mısır'da "Muhammed Sıddîk el-Minşâvî Camii" yaptırılmıştır. Allah ondan râzı olsun ve rahmet etsin. Makâmını cennet etsin. Âhirette de onu dinlemeyi nasîb etsin. Amin…

    Ve keza Mekke’de kendi adına inşa edilmiş bir cami bulunmakta ve orada band kaydına çekilen kendi sesiyle ezan-ı Muhammedi okunmaktadır.

    Şeyh, hayatı müddetince Endonezya, Suriye, Pakistan,Filistin, Ürdün, Libya, Cezayir, Kuveyt, Birleşik Arab Emirlikleri, Irak, Suud-i Arabistan ve Malezya’ya giderek Kur’an okumuş ve çok kişinin Kur’anı sevmesinde vesilelik yapmıştır. Onu yakinen tanıyanlar tarafından nakledildiğine göre, Şeyh’in tilaveti ekser insanları ağlatmış,bu vesileyle ona karşı tarif edilmez bir muhabbet beslemişlerdir.



    Ehl-i İlmin sena ve Övgüleri:


    Muhammed sıddik minşevi hayatında olduğu gibi memâtında da bir çok ehl-i ilim ve kurrâ ehli tarafından pek çok övgüye mazhar olmuştur.bizler dahi bu senâ ve medhiyelerin en mühimlerini aşağıya dercediyoruz:



    --- Muasırlarından ve meşhur kârilerden olan Muhammed Rıf’at, Şeyh Muhammed için şöyle demiştir: “Şüphesiz ki Muhammed Sıddik Minşâvi ,eşi ve misli daha dünyaya gelmeyen bir karidir.



    ----Mısır’da ilmi ile iştihar eden ve bir âlim-i rabbani olarak nitelendirilen Şeyh Muhyiddin-i Ta’mi de Minşavi için; “O velayet ve suleha ehlinden olup, Kur’ân-ı Kerim’i “Hur-u îyn “ sesi gibi tilavet eden ve insanı tesir altında bırakan ender bir kâri’dir.” demiştir.



    ---Yine Mısırda meşhur alim ve kârilerden ve kendisini yakinen tanıyanlardan biri olan Şeyh Fethi el-Melici der ki: “Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi’nin kırattaki kımmet ve büyüklüğü, nev-i şahsına münhasır olan yekta bir kâriüzzamandır.



    ---Hem meşhur kârilerden şeyh Ömer Adbul Kâfi dahi der ki:

    “Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi ; Mürettillerin (Kur’anı tertil üzere okuyanlar) fesleğen kokulu çiçeği..mücevvidlerin kandil ve misbahı.. okuyucuların şeyhi..Asrımızda semadan inen en azim ve en gür sesin sahibi.... huşunun madeni..tevazunun şâhı.. medrese-i ahlak..zühdün bahr ve okyanusu..ve Kur’anı usulüne ve tecvid kaidelerine göre en güzel okuyanı ve sesi en güzel ve en tatlı olan kâridir.Kendisinden önce ve sonra gelen kâriler maalesef ona misil olamamışlardır.”

    Keza şunu dahi belirtmeliyim ki, dünyadaki analar, daha böyle bir kâri’yi doğurmaktan akîm kalmışlardır.

    Keza Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi, sesi en tatlı ve en çok huşu dolu olanıdır.Ve hakikaten öyle bir kâridir ki, okuduğu zaman kalbinin huşû’dan dolayı titrediğini fark edersiniz.

    ----Hem yine bazıları demişler ki, Muhammed Sıddik Minşâvi, zamanının vahîdi ve asrının yekta kârisidir. Analar böyle bir kâri’yi şimdiye doğurmuş değillerdir..Hem nasıl ki, tüm insanların nezdinde Fıkıhta en azim imam ve ona hakkıyla ehil olan İmam-ı A’zamdır.Öyle de,Kıratta dahi en azim imam ve ona hakkıyla ehil olan kâri, Muhammed Sıddik el- Minşâvidir.

    -----Hem yine Şeyh Ebu İshak el- Huveyni demiştir ki; Kur’anı kaidelerine göre ve tatlı bir sesle Muhammed Sıddik Minşâvi’den daha güzel okuyan bir okuyucu yoktur.

    ----Hem yine Muhammed Sa’dani demiştir ki: Muhammed Sıddik Minşâvi, huşu’ ve hüznün rahminden doğmuş; tazarru ve sekinetin dahi kucağında büyümüş ve tartışmasız duygu ve hisler cumhuriyetinin reisi olmuş ender bir kâridir.O dur ki,tevazu ve huzû ile kalblerin kapısını çalar. Tâ ki, şimşek süratiyle içeri girip kalblere ilahi hüzün ve huşû’u neşretsin. Evet Libya Kralı Sunusi’nin şeyh’in huşû ve hüzün dolu kıraatini dinleyip böyle bir tesir altında kalıp ağlaması meselemize bir şahid-i sâdıktır.

    ---Hem yine Abdülkerim Salih Mukrin, şeyh Minşâvi için demiş ki: MUHAMMED SIDDİK öyle bir kâridir ki, okuyuşuyla insanı süfli maddiyat aleminden ulvî maneviyat alemine götüren eşsiz bir kâridir.

    İnsan Şeyh Muhammed’in “Lev Enzelnâ” yı okuyuşunu dinlediği vakit,Resulullah Aleyhissalatü Vesselamın şu kavl-i şerifi aklına geliyor: “En güzel Kur’an okuyanınız bu Kur’anı huşu ve hüzünle okuyandır.” Biz dahi şeyh Minşavi’nin bu hadisin en büyük senâsına mazhar olduğu itikadındayız.İnşaallah öyledir..demiştir.

    ----Hem Suud’lu meşhur kârilerden Ahmed el-Acmi’den sormuşlar. --Size göre Kur’anı en güzel okuyan kimdir? Cevaben demiştir ki, “ Muhammed Sıddik Minşâvi’dir.

    ---Hem yine Allâme-i Şeyh Abdülaziz ibn-i Bâz demiştir ki: “Muhammed Sıddik Minşâvi’nin sesi insana bıkkınlık ve usanç vermeyen bir sestir.”

    ----Hem demişler ki, “ Muhammed Sıddık, ibdâ âleminden bir okyanustur.Onunla ilgili ne kadar bahsedersen, yine de daha fazlasını bulursun.”

    ---Hem yine demişler ki,Muhammed Sıddik özetle; Okuduğunda insanı Arş-ı Rahmâna götüren bir kâridir.






  8. #8
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    Meşhur Lakabları:



    1-) Hüzün Memleketinin Sultanı

    2-) Emîrelkurrâ (Okuyucuların seyyidi,efendisi)

    3-)Asrın okuyucusu

    4-)BEDİÜLKURRÂ ( Asrın emsalsiz,harika okuyucusu)

    5-)Hançerey-i Bâkiye ( Ağlayan gırtlak)

    6-) Muasır İslam medeniyetinin en büyük kârisi

    7-) Huşû piramidinin en uç noktası

    8-) Tilaveti şimşek gibi kalbe tesir eden kâri’

    9-) Kâri-i müfessir

    10-) Şeyh’ül kurrâ

    11-)Emin el-kurrâ

    12-)Habibelkulub

    13-) Emîrel-kulub (Kalblerin efendisi)

    14-)Andelib-i Kurân



    Hülesa-i Kelam:



    Cenâb-ı Mevlâ’ya hadsiz hamd-ü senâlar ediyoruz ki, bizleri böyle Kur’an bülbülü ile tanıştırmış ve ezeli ve ebedi olarak kâinatın aktârında her daim okunan Kur’an-ı Azimüşşanı sevmeye müyesser kılmıştır.



    Hülâsa: Bizler,tüm İslam âleminde BEDİÜLKURRÂ diye iştihar eden Muhammed Sıddik el-Minşâvi’ye Halik-ı Zül-celal’den ecr-i cezîl ve rahmet-i vâsia temenni eder, Fahr-ı âlem ve Resul-i Ekrem Muhammed-i Arabi Aleyhissalatü Vesselama Efendimize, sonsuz Salât-u Selam ederek bu mübarek tarihçeyi hitama erdiriyoruz.



    (Haşiye)- Mevlây-ı Teâlâ’nın inayeti ile hazırlamış olduğumuz bu mübarek tarihçe, tüm İslam aleminde kabul görmüş bilgilerden müteşekkildir. Yoksa hazırlayanın şahsi kanaatinden değildir.Tamamen Mısır, Fars ve Arab kaynakları ve internet sitelerinden elde edilen ma’lumât ve bilgilerin Türkçe’ye tercüme edilmesi ve Bediülkurrâ diye meşhur olan Muhammed Sıddik Minşâvi hakkında Arab televizyonları ve radyolarında yayınlanan belgesel ve benzeri proğramların itinalı bir şekilde derlemesinden hazırlanmıştır.


    Hazırlayan İhsan sıddık okyay abimize şükranlar...


  9. #9
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür


  10. #10
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür







  11. #11
    sessiz_erkek
    Misafir

    Thumbs up




    allah c.c rahmet eylesin...sn...üstad..sendende allah razı olsun..pek kıymetli paylaşım olmuş..eline yüreğine sağlık..



  12. #12
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    Alıntı sessiz_erkek Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



    allah c.c rahmet eylesin...sn...üstad..sendende allah razı olsun..pek kıymetli paylaşım olmuş..eline yüreğine sağlık..


    amin, cümlemizden inşAllah, vakit ayırıp okuduğunuz için ben tşk ederim kardeşim


  13. #13
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    Hayrettin Karaman Hoca anlatıyor:

    Mısır'da Kahire'nin merkezinde Abdüssamet'in de Kur'an okuduğu Huseyni Camii vardır. Orada Mısır'ın meşhur hafızı Minşavi Kur'an okurken onu dışarıda dinleyen Hıristiyanlardan her Cuma en az bir kişinin müslüman olduğu halk arasında hâla anlatılır.



  14. #14
    Tuğgeneral HARP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.Ocak.2009
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    3,909
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür












  15. #15
    Yarbay dursun faki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.Ağustos.2009
    Yaş
    58
    Mesajlar
    1,742
    Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür
    Allah razı olsun güzel bir paylaşım yazı çok uzun olması dolayısıyla hepsini detaylı okuyamadım birinci bölümü ancak okuyabildim inşaallah tekrar tekrar okuyacağız



 

Benzer Konular

  1. Ebu Bekiri Sıddık-1(RTA)
    Konu Sahibi fanimehmet Forum Şiirler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 17.Eylül.2010, 15:20
  2. Sıddık minşevi hatim mp3 ......
    Konu Sahibi HARP Forum Hatim Setleri
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 13.Nisan.2010, 21:33
  3. NASR SURESİ - Sıddık Minşevi Kuran Videoları
    Konu Sahibi Fuzuli Forum Kur’an Üstadları
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 28.Mart.2010, 11:08
  4. Sıddık ve faruk
    Konu Sahibi Kerbela44 Forum Sünnet ve Hadis
    Cevap: 26
    Son Mesaj : 12.Ekim.2009, 01:48
  5. Hazreti Muhammed(s.a.v.s.) ve hayatı
    Konu Sahibi dursun faki Forum Siyer
    Cevap: 14
    Son Mesaj : 09.Ekim.2009, 20:11

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •