Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Hamza Bin Abdulmuttalib (Hz. Hamza)

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Hamza Bin Abdulmuttalib (Hz. Hamza)

    HAMZA BİN ABDULMUTTALİB (Hz. HAMZA)

    Eshâb-ı kiramın büyüklerinden Peygamberimizin sav amcası, ilk müslümanlardandır. Lâkabı, “Esedullah” (Allah'ın Arslanı)’dır. Hz. Hamza, orta boylu, güçlü kuvvetli, heybetli, onurlu bir sahabîdir. Aynı zamanda iyi bir avcı, keskin bir nişancı, Kureyş’in en şereflilerindendir. Mazlumlara yardım etmeyi seven cesur bir savaşçı idi.

    Peygamberimiz sav yakınlarına İslâm'ı tebliğ etmiş olmasına rağmen, Hz. Hamza henüz müslüman olmamıştı. Ebû Cehil'in Peygamberimize yaptığı bir hakaret sonucunda müslüman olmuştur. Peygamberimiz sav bir gün Safâ tepesinde iken Ebû Cehil ve arkadaşları onun yanına geldiler. Ebû Cehil Peygamberimize hakaret etti. Abdullah b. Cüdâ'nın câriyesi bu olayı seyretti ve av dönüşü Kabe'ye uğramayı âdet edinen Hz. Hamza'ya anlattı. Hz. Hamza, Peygamber efendimize sav hakaret edildiğini işitince, akrabalık damarları hareket etti. Silahları üzerine alarak, Kureyş kâfirlerinin bulunduğu yere geldi. Hz. Hamza, eve gitmeden Ebû Cehil'e; “Kardeşimin oğluna, kötü söz söyliyen, kalbini inciten sen misin?” diyerek, boynundaki yay ile, Ebû Cehil’in başını yardı. Orada bulunan kâfirler Hz. Hamza’ya saldıracak oldular. Fakat, Ebû Cehil; “Dokunmayınız, Hamza haklıdır, Onun kardeşi oğluna bilerek kötü şeyler söyledim.” dedi. Hz. Hamza oradan ayrıldıktan sonra, Ebû Cehil, etrafındakilere, “Aman, ona ilişmeyiniz! Bize kızar da müslüman olur. Bununla Muhammed kuvvetlenir.” dedi. Hz. Hamza müslüman olmasın diye, kendi kafasının yarılmasına râzı oldu. Çünkü Hamza ra, hatırı sayılır, kıymetli ve kuvvetli idi.

    Hz. Hamza, Peygamber efendimizin sav yanına gelip; “Yâ Muhammed Ebû Cehil’den intikamını aldım. Onu kana boyadım üzülme, sevin!” dedi. Sevgili Peygamberimiz sav “Ben, böyle şeylere sevinmem.” buyurdu. Hamza; “Seni sevindirmek, üzüntüden kurtarmak için, ne istersen yapayım.” dedi. O zaman Peygamber efendimiz; “Ben ancak senin îmân etmen ile, kıymetli bedenini Cehennem ateşinden kurtarman ile sevinirim.” buyurdu. Hamza ra hemen müslüman oldu.
    Hz. Abdullah İbn-i Abbas’a göre; “Kur’ân-ı kerîm’de En’âm sûresi 122. âyet-i
    kerîmesinde; “Diriltildiği ve nûra kavuşturulduğu” anlatılan zâtın Hz.i Hamza ve aynı âyet-i kerîmede; “Karanlıklarda bocalayan” şeklinde anlatılanın da Ebû Cehil olduğu açıklandı.


    Hz. Hamza, Kureyşin yanına gidip müslüman olduğunu ve Allah’ın peygamberini her sûretle koruyacağını bildirip bir kasîde okudu. Okuduğu kasîde şöyledir; “Kalbimi, İslâmiyyete ve Hakk’a meylettirmiş olduğu için Allahü teâlâ’ya hamd olsun. Bu din, kullarının her yaptığını bilen, herkese lütfu ile muâmele eden, kudreti her şeye galip gelen, âlemlerin Rabbi olan Allahü teâlâ tarafından gönderilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm okunduğu zaman, kalb ve akıl sahibi olanların gözlerinden yaşlar akar. Kur’ân-ı Kerîm, açık bir lisan ile açıklanmış âyetler halinde Hz. Muhammed’e sav nâzil olmuştur. O, Muhammed Mustafa sav içimizde, sözü dinlenir, kendisine boyun eğilir bir mübârek kimsedir. Ey müşrikler! Aklınız başınızdan gidip, gözünüz kararıp da O’nun hakkında sert, ağır ve kaba sözler, söylemeyin. Eğer böyle bir düşünceye kapılırsanız, biz müslümanların cesedine basıp geçmeden, onu hiç kimseye vermeyiz.”

    Hz. Hamza’nın müslüman olması ile, peygamberimiz sav çok sevindi. Müslümanlar, kuvvet buldu. Vaziyet değişti. Çünkü, bütün Mekke’liler biliyordu ki, Hamza ra cengâver, cesur, merd, pehlivan ve kahramandı. Bunun için, Kureyş müşrikleri artık müslümanlara, hiç bir sebep yokken, fena muamele yapamadılar, bilhassa Hz. Hamza’nın kılıcının şiddetinden çekindiler.

    Hz. Hamza bir gün, Cebrâil’i (aleyhisselâm) kendi aslî şeklinde görmeyi arzu ettiğini, Peygamber efendimize bildirdi. Peygamberimiz sav; “Onu görmeye dayanabilir misin?” diye sordular. Hz. Hamza: “Evet dayanırım” dedi. Sevgili Peygamberimiz; “Öyle ise yere otur. Kaldır gözünü bak!” buyurdu. Hz. Hamza Cebrâil’i (aleyhisselâm) görünce, bayıldı. Arkası üstüne düştü.”

    Hz. Hamza cihad ederek Allah yolunda savaşlara katıldı. İslama hizmet etti. Bedir gazâsında 313 Eshâb-ı kirama karşı, 1000 müşrikle çarpışanların arasındaydı. Hz. Hamza ra, Bedir savaşını müteakib Kaynukoğulları gazvesinede katıldı.

    Müslümanların fedaisi, müşriklerin korkulu rüyası Hz. Hamza, Uhud’da düşmanları kasıp kavuruyordu. Önüne geleni deviriyor, arkadan hücum edenleri de âni hareketlerle yere seriyordu. Habeşli köle Vahşî ise, savaşın başından beri hep gözünü Hz. Hamza’ya dikmiş, onu takip ediyordu. Vahşî, her attığını vuran yaman bir nişancı idi. Vahşî, Uhud’da taş arkasına pusuya girip, yalnız Hz. Hamza’yı gözetti. Hz. Hamza sekiz kâfiri öldürüp, saldırıyordu. Bunu fırsat bilen Vahşî, gizlendiği kaya arkasından mızrağını çekti. Hz. Hamza’ya nişan aldı. Hz. Hamza’yı vurarak şehid etti.
    Uhud fırtınası dinmiş, sükûn bulmuştu. Düşman yavaş yavaş çekilmeye başlamıştı. Resûlullah sav, Hz. Hamza’nın şehit düştüğü haberini almıştı. Adeta kalbinin parçalandığını hissetti. Gözleri yaşlı Yüce Peygamber, şunları söylemekten kendisini alamadı; “Ey Allah Resûlü’nün amcası, ey Allah ve Resûl’ünün arslanı Hamza, ey hayırlar sahibi Hamza! Ey Allah Resûlü’ne bütün varıyla hami olan Hamza, Allah sana rahmet eylesin! Eğer yas tutmak gerekseydi, senden sonra sevinmeyi terk edip yas tutardım..”

    Hz. Hamza şehîd olduğunda oruçlu idi. Peygamberimiz sav, kendisi için “Seyyid-üş-şühedâ” (şehîdlerin efendisi) buyurdu. Mübârek gözlerinden yaşlar akarak şöyle buyurdular; “Ben, şu şehîdlerin, Allahü teâlâ’nın yolunda canlarını feda ettiklerine, kıyâmet günü şahidlik edeceğim. Onları kanlarıyla gömünüz. Vallahi, kıyâmet günü mahşere yaraları kanayarak gelecekler. Kanlarının rengi, kan rengi, kokuları da misk kokusu olacaktır.” buyurdu. Peygamber efendimiz; “Bana Cebrâil Aleyhisselâm gelip Hamza bin Abdulmuttalib’in göktekiler katında Allah’ın ve Resûlünün arslanıdır diye yazıldığını haber verdi.” buyurdu.

    Uhud savaşında Peygamberimiz sav birkaç kâfire bedduâ etmişti. “Vahşî’ye niçin lanet etmiyorsun?” dediklerinde, buyurdu ki; “Miracda, Hamza ile Vahşî’yi kolkola, birlikte cennete girerlerken görmüştüm!”

    Vahşi bir zaman sonra pişman olup, Medine’de mescide gelip, selâm verdi.
    Resulullah Efendimiz selâmını aldı. Peygamberimize sav dedi ki; “Ya Resulullah! Bir kimse Allah'a ve Resulüne düşmanlık yapsa, en kötü, en çirkin günah işlese, sonra pişman olup temiz iman etse, Resulullahı canından çok seven biri olarak, huzuruna gelse, bunun cezası nedir? Resulullah Efendimiz buyurdu ki; "İman eden, pişman olan affolur. Bizim kardeşimiz olur."

    Peygamberimiz sav Vahşi'yi görünce çok sevdiği amcası aklına geliyor, dayanamıyordu, elinde olmadan üzülüyordu. Hz. Vahşî, Resulullah’ı üzmemek için, bir daha yanına gelmedi. Mahcup, başı önünde yaşadı. Aynı mızrak ve okla peygamberlik iddiasında bulunan Yalancı Müseyleme’yi öldürdü
    ve büyük hizmet etti. Hz. Vahşi, Hz. Osman
    zamanında vefat etti.

    Hz. Hamza Peygamber (s.a.s)‘den şu hadisi rivâyet etmiştir; "Şu duayı hiç
    bırakmayın; 'Allahümme inni es'eluke bismike'l-a'zam ve rıdvânıke'lekber.” (Allah’ım! Senin İsm-i Azamını/en büyük ismini ve en büyük rızanı şefaatçi yaparak senden istiyorum.)

    “Sayıları bizden fazla; ama yine de âdil bir savaş olacak. Biz onları görüyoruz, onlar bizi. Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam!” Hz. Hamza

    “Beni düşmanımın kötülüğü değil, dostumun sinsiliği korkutur!” Hz. Hamza

    Ey Hamza! Heybetini gizli tut, yürüyüşün ölümü korkutuyor!
Hazırlanıyor...
X