PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şiir Demeti



GünYüzü
28.Mart.2009, 13:11
ACABA

Dönelim
Döndürsün bizi
Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
Ve akılda kalan bir yokuştan
Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
Ve çocukluktan
Dönelim
Dönelim mi biz
Gençlikten, oralardan
Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
Dönelim mi acıya
Acıya, büyük acıya
Ve soralım mı acaba
Ey büyük yalnızlık insansan eğer
Bir kaya
Dalgalar yalarken onu
O bakarken kaskatı kalabalıklara
Ah, kalbin bulut bulut akan sesi.

Bütünüyle bir semte benziyor Ruhi Bey
Binlerce, on binlerce kedinin hep birden kımıldadığı
Kedilerden örülmüş birsemte
Ve soğuk bir tuvalde yerini bulamamış renkler gibi
Soğuk ve ayakta tutan çelişkileri
Bir görünümden bir başka görünüme kolayca sıçranan
Her şeyin, ama herşeyin çok dıştan farkedildiği
Eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği
Belki de genç bir şairden ödünç laınan.

Yürüyor mu, yürümeyi mi düşünüyor Ruhi Bey
Düşünmesi daha mı sonra koyuluyor yola
Nereye gidecek ama, nereye varacak sanki
Yoksa bir oyun tadı mı bulu
sair-i-mechul (http://www.siirdostu.com/sairler/sair-i-mechul/)

GünYüzü
28.Mart.2009, 13:13
TAKILMIŞ

Geçerken koridor
Yüksek döşenmiş karo,
Kilim oluyor manîdar
Bir vuruyor …
bir daha
Ayaklara bakan TAKILMIŞ

Geçerken koridor
Yüksek döşenmiş karo,
Kilim oluyor manîdar
Bir vuruyor …
bir daha
Ayaklara bakan
düşman
Başa bakan
mermer duvar
Yetmiş sekizlik plâk gibi
Dönüyor
Başımız
Devri kırk beşlik
belli
Söyledikleri hiç
değişmiyor
Ne güzel
hep aynı değil mi !
Kulağa girip çıkanlar
Yürekte yumruk gibi

Kalan güzel tek
Yine Müzeyyen Senar …

düşman
Başa bakan
mermer duvar
Yetmiş sekizlik plâk gibi
Dönüyor
Başımız
Devri kırk beşlik
belli
Söyledikleri hiç
değişmiyor
Ne güzel
hep aynı değil mi !
Kulağa girip çıkanlar
Yürekte yumruk gibi

Kalan güzel tek
Yine Müzeyyen Senar …

GünYüzü
28.Mart.2009, 13:15
YILLAR SONRA
Anımsadım sizi
Bin dokuz yüz kırk dört
Berlin caddeleri …
Geçtiniz
mahallemizden
Bıraktınız
aynı izleri …

GünYüzü
28.Mart.2009, 13:16
MEDENİYET

İlerledikçe
Kayıp
gidiyor
Tarih
Ayaklar
altında
Değişiyor coğrafya
Matematik şaşıyor
Bu kalabalıkta
Yalnız
şehrin
Boğazı
Sıkılıyor …

GünYüzü
31.Mart.2009, 18:05
GÖRMEK GEREK

Akar şol çeşmin selleri
İçenler bulur cevheri
Yakmış gönülde feneri
Rahmedip dost görmek gerek.

Talip kişinin mayası
Nurlanır gönül aynası
Derince kanar yarası
Rahmedip dost sarmak gerek.

Kamilsen katıl gatara
İkrar vererek kırklara
Dost nezninde bir ikrara
Rahmedip dost girmek gerek.

Arif isen özün tanı
Toprak sanma sen yatanı
Alemler şahı sultanı
Rahmedip dost görmek gerek.

Aşık Çağlari


Muammer ÇALAR

http://www.bizimmekan.com/images/indir/siir.gif (http://www.bizimmekan.com/indir/?k=Görmek Gerek)

GünYüzü
01.Nisan.2009, 19:03
Aldanma Cahilin Kuru Lafına

Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz insanın kulu yalandır
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır

Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Diz diz eden her sineğin bal'olmaz
Peteksiz arının balı yalandır

İnsan bir deryadır ilimle mahir
İlimsiz insanın şöhreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
İşleği ameli hali yalandır

Cahil okur amma alim olamaz
Kamilik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandır

Aşık Veysel Şatıroğlu (http://www.siirdefteri.com/?sayfa=sair&sair_id=30&sair=Aşık Veysel Şatıroğlu)

GünYüzü
02.Nisan.2009, 16:50
HATRINA DÜŞECEĞİM

Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında uzun uzun
Ağlayacaksın Ağlayacak.!

Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak
İliklerine işleyecek bensizlik
Kahrolacaksın...!

Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir Şiir (http://www.edebiyatogretmeni.net/)imi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!

Gönlünden atamadığın gibi kafandan da
Silemeyeceksin beni düşlerine gireceğim her gece
İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!

Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kaleminde işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin her şeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın.!

NECİP FAZIL KISAKÜREK (http://www.edebiyatogretmeni.net/necip_fazil_kisakurek.htm)

GünYüzü
02.Nisan.2009, 16:52
Gitgide alışıyorum sana....
Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz...
Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin...
Yanımda olduğun zamanlar;
sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,
alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun...
Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan...
Alışkanlıklar daima korkutur beni...
Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim...
Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır...
Fakat şimdi sana alışıyorum...
Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor.
Yalnız içimde garip bir korku var.
Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum...
Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini
daha değerlisini verememekten korkuyorum...
Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla
yapayalnız bırakmaktan korkuyorum...

Oysaki her zaman ve günün her saatinde
yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan
pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı...
Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp
emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni...
Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.
Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim...
"Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün...
Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,
o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla,
sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden!

İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle
mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum...
Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.
Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.
Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum.
Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu
kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.

Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim
senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor...
Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.
Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa
seni görecekler içimde...
Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz.
İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan.
Her yerde iki olduğumuz için
bir bütün haline geliyoruz durmadan...

Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni...
Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden...
Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor...
Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri...
Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum...
Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık...

Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz....
Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum...
Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun.
Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde...
Uzun süren bir baygınlık sonrasının
o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim...
Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman
seninle vardığım yüksekliğe erişemez...

Açılmış bütün kuyuların derinliği
içimde seni bulduğum yer kadar derin değil...
Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.
Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.
Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde.
Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu.
Alev almayan bir yerimiz kalmadı.
Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor.
Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık.
Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum.
Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız...
Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde
bizden güçlüsü olmayacak!
En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle...
Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.
Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...
Ümit Yaşar OĞUZCAN (http://www.edebiyatogretmeni.net/umit_yasar_oguzcan.htm)

GünYüzü
02.Nisan.2009, 16:53
Sana çirkin dediler,düşmanı oldum güzelin;
Sana kafir dediler, diş biledim hakka bile
Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin,
Kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile

Sana çirkin demedim ben sana kafir demedim
Bence, dinin gibi küfrün de mukaddesti senin
Yaşadın beş sene kalbimde ,misafir demedim
Bu firar aklına nerden ne zaman esti senin

Zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine
Takılan gönlüm asırlarca peşinde gidecek
Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine
Aşk (http://www.edebiyatogretmeni.net/ask_mesajlari.htm)ım seni canavarlar gibi takip edecek

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL (http://www.edebiyatogretmeni.net/faruk_nafiz_camlibel.htm)

GünYüzü
02.Nisan.2009, 16:55
O durmadan kaçıyor;
Sen ardından gitmiyorsan;

O günün her saatinde saklanıyor,
Sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;

O sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
Sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;

Boşuna aldatma kendini,
Onu sevmiyorsun demektir.
Elindeki içki kadehinde,
Dudağındaki sigarada ,
Okuduğun kitapta,
Mırıldandığın şarkıda,
Söylediğin şiirde,
Gördüğün rüyada
Ve yaşaman için
Ciğerlerine doldurduğun havada
O yoksa;
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
Onu sevmiyorsun demektir.
Renkler onunla değerlenmiyorsa,
Örneğin; onsuz kırmızı kırmızılığının,
Mavi maviliğinin farkında değilse,
Beyaz yalnız o giydiği zaman
Güzelliğini haykırmıyorsa,
Sabahları onu görünceye kadar
Güneş doğmuyorsa
Ve onsuz gökyüzü geceleri
Aya, yıldızlara hasret değilse
Onu sevmiyorsun demektir.

Sokakta gördüğün her yüzde
Ondan bir şeyler aramıyorsan,
Güzel bir manzara,
Hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
Uykudan uyandığın zaman
Yaşamakta olduğundan önce
Onu hatırlamıyorsan,
Omuzlarına dökülmüş saçları,
Bir sis perdesinin ardında
Her zaman gülen,
Işık saçan gözleri
Aklına gelmiyorsa,
Durup durup avuçlarının
Sıcaklığını özlemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Dünyada yaşayan öteki insanların
Senin için hâlâ bir değeri varsa ,
Ona karşı tutumunu
Toplumun köhne ve manasız
Kurallarına göre ayarlıyorsan
Ve açık açık
Sanki var olduğunu haykırırcasına
Sevgini söylemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Yok o senin için
Her şeyden değerliyse,
Gözünü yumduğun anda
Onu görebiliyorsan,
O bütün şarkılarda,
Bütün şiirlerde,
Bütün resimlerde ise,
Ona muhtaç olduğunu
Söylemekten utanmıyorsan,
Senin içten ve büyük sevgi (http://www.edebiyatogretmeni.net/sevgi_mesajlari.htm)ne
Karşılık vermeyeceğinden
Korkmuyorsan,
Bütün bencil duygularından
Sıyrılabilmişsen
Onun için her şeyi,
Ama her şeyi yapacak gücü
Kendinde buluyorsan,
Her hali sana
Ayrı ayrı güzel geliyorsa,
Karşısında kendini
Bir çocuk gibi hissediyorsan,
İstediği anda onun için
Ölebileceksen,
Onun için yaşıyorsan
Ve yine onun için
Bildiğin bilmediğin
Bütün düşmanlıklara
Karşı koyabileceksen,
O her geçen dakika
Sende biraz daha büyüyorsa
Ve kendi kendine bile
Çok sevdiğini bütün
Samimiyetinle,
İnanmışlığınla
İtiraf edebiliyorsan,
Bir gün o seni hiç,
Ama hiç sevmediğini söylese bile ,
Senin sevginde azalma olmayacaksa
Ve ölünceye kadar onu aşkların
En olumsuzu ile sevebileceksen;
İşte o zaman
Onu seviyorsun demektir.
O sana sevmeyi,
Gerçek aşkı öğretti.
Sen onu hep sevecek
Ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.
O , hiç sen olmasan bile,
Seni bir parça sevmese bile....


Ümit Yaşar OĞUZCAN (http://www.edebiyatogretmeni.net/umit_yasar_oguzcan.htm)



www.edebiyatogretmeni.net (http://www.edebiyatogretmeni.net/)

GünYüzü
02.Nisan.2009, 16:57
GİT
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar

Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez.

Her darbene tehammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka!

Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!

Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!

Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!

Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm,
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum.

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

CEMAL SAFİ

GünYüzü
02.Nisan.2009, 16:58
Ucundan Tutarak...

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam" demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim..." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak (http://www.edebiyatogretmeni.net/ucundan_tutarak.htm)…

CAN YÜCEL (http://www.edebiyatogretmeni.net/can_yucel.htm)

GünYüzü
02.Nisan.2009, 16:59
Üçüncü Şahsın Şiiri


Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım
Çöp gibi bir oğlan ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kus gibi gülerdi
Bir rüzgar aklımı alırdı
Sessizce bir cigara yakardım
Kirpiklerini eğerdin bakardın
Üşürdüm içim ürperirdi
Felaketim olurdu ağlardım


Aksamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu ağlardım


Attila İlhan (http://www.edebiyatogretmeni.net/attila_ilhan.htm)

GünYüzü
02.Nisan.2009, 17:01
YAŞAMAYA DAİR


Yaşamak şakaya gelmez
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde
hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.


Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberler (http://www.gazetesaati.com/)ini.
Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
diyelim ki, cephede (http://www.edebiyatogretmeni.net/cepheden_mektuplar.htm)yiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
3
Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için...

Nazım HİKMET (http://www.edebiyatogretmeni.net/nazim_hikmet.htm)

GünYüzü
02.Nisan.2009, 17:02
Anladım - Can Yücel

--------------------------------------------------------------------------------


Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,Kendi yolumu çizdiğimde anladım.

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..

''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..

Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...

Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş,Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...


Can YÜCEL (http://www.edebiyatogretmeni.net/can_yucel.htm)

GünYüzü
02.Nisan.2009, 17:03
DESEM Kİ ...

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır ,
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor ,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini ,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim ,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını ,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm ,
Sende tattım yemişlerin cümlesini .

Desem ki sen benim için ,
Hava kadar lazım ,
Su kadar mübarek ,
Nimettensin ,nimettensin !

Desem ki ...
İnan bana sevgilim inan ,
Evimde şenliksin , bahçemde bahar ,
Ve soframda en eski şarap .
Ben sende yaşıyorum ,
Sen bende hüküm sürmektesin .
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini ,
Rüzgarlarla , nehirlerle, kuşlarla beraber .
Günlerden sonra bir gün ,
Şayet sesimi fark edemezsen ,
Rüzgarların , nehirlerin , kuşların sesinden ,
Bil ki ölmüşüm .
Fakat yine üzülme , müsterih ol ,
Kabirde böceklere ezberlettim güzelliğini ,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede ,
Hatırla ki mahşer günüdür ,
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum ...

Cahit Sıtkı TARANCI (http://www.edebiyatogretmeni.net/cahit_sitki_taranci.htm)

GünYüzü
02.Nisan.2009, 17:04
GÜLLER AĞLAR İÇİMDE
Ne zaman ayrılık saati gelse
En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan el ayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman
Seni çağıran sesi uzaklardan

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilir dem hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliğe anlatır gibi
Birden değişir gözlerinin rengi
Mavi solar, koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün

Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe
Sadece uğultusu o rüzgarın
Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir fırtına çıkmışcasına, büyük
İçimdeki güllerin boynu bükük
Bir zaman kalakalırım öylece
Neden sonra gittiğini anlarım
İçimde güller ağlar, ben ağlarım...

Ümit Yaşar Oğuzcan (http://www.edebiyatogretmeni.net/umit_yasar_oguzcan.htm)

GünYüzü
02.Nisan.2009, 17:05
Olamazsın

Başka özün, başka sözün,
Çok farklı şeylerde gözün,
Görmedim maskeli yüzün,
Sen bir yaren olamazsın....

Ağzından çıkar hep yalan,
zehirlisin aynen yılan,
Nedir ki elinde kalan,
Sen bir yaren olamazsın...

Kimi aşktan, kimi dertten,
Tattığın her haram etten,
Şairlik hanki niyetten,
Sen bir yaren olamazsın...

Bırak yazmayı çizmeyi,
Masum kulları ezmeyi,
Dağda, ormanda gezmeyi,
Sen bir yaren olamazsın...

Herkes gülerken haline,
Biraz sahip ol beline,
Kırmamak için diline,
Sen bir yaren olamazsın...

Gözün hep metaryellerde,
Hiç olmadı helallerde,
Varacağın baki yerde,
Sen bir yaren olamazsın...

Amacın hep para ve pul,
Herkese ediyorsun zul,
Yazık; olmuşsun kula, kul,
Sen bir yaren olamazsın...

GünYüzü
02.Nisan.2009, 17:06
Kim Bilir Kaçıncı Film

Figüranlar vardı, hayat senaryosu dizelerinde
Oysa ben, bir ömür sevginde macera, hevestim
Mezeydim şarkılarına, şiirlerine, nağmelerce
Şimdi nöbetim bitti değiştim, başrol yine senin
Olmayacak setler, patlayan flanjör, bolca alkış

Kim bilir kaçıncı film, bir_bir sırada senaryolar
Dost acı söyler be yaren, kanserli kolumdun kestim
Acını duymuyorum artık, İstanbul benim gezdim
Kuzguncukta kol böreği yedim, güneşi seyrettim
Beykoz da yolum bitti, salacakta kız kulesi gezdim

Sazımda adına nota bulamadım, diyeslerde yoktun
Arabesk oldun şarkılarımda, bundandır feryadım
Belki dünyalar benimdi, ama sevgimi inkar etmedim
Her sevgiliye sen gibi, seviyorum gözyaşı dökmedim
Terk edişinle anladım, yine sevgimde seven bendim

Kim bilir kaçıncı film, bir_bir sırada senaryolar
Dost acı söyler be yaren, kanserli kolumdun kestim
Acını duymuyorum artık, İstanbul benim gezdim
Dolma bahçe galata da gezdim, saray burnunda çay içtim
İstediğin ölümse, çok sevdiğin boğazı, köprüyü seçtim

GünYüzü
02.Nisan.2009, 17:07
Çok Özledim Annem (http://www.siirdostu.com/siirler/25145/akmetin/cok_ozledim_annem.html)


Her gece odamda ılık soluğunu
Bastığın toprağı yürüdüğün yolu
Koynunda dertsiz tasasız uykuyu
Ana bakışını ana kokunu
Çok özledim annem


Hani baharda kuzular yayılırdı
Koyunlar kaç kez sağılırdı
Sonra kuzular anasına emzirilirdi
Beni kuzu gibi sevişini
Çok özledim anne


Saklasamda hüznümü sezişini
Çocuklaşıp nazlanmamı çekişini
Baba olsamda bir çocuk gibi
Üşenmeden üzerime titreyişini
Çok özledim anne

El açıp Allaha içtenlikle yalvarışını
Önce halka içindede bize
Sağlık ver diye yakarışını
Gurbet dönüşü içten sarılışını
Çok özledim annem

Daha dün kısa şortlu çocuktuk
Dertlerin ne başında ne sonunda yoktuk
Kimi gün aç kimi gün toktuk
Yinede her zaman çok mutluyduk
O günleri çok özledim annem

Bir zaman odamızın döşemesi hasırdı
Bir kilim bir soba birde sedir vardı
Demliğinde çayın tencerende yemeğin hep hazırdı
Yağmur yağar damlar tıp tıp damlardı
Damlaların başımıza düşmesini özledim annem

Her gün yanan isli tandır başını
Mübarek kokulu ekmek yapışını
Sofradan eksik olmay
İdris Akmetin (http://www.siirdostu.com/sairler/akmetin/)

GünYüzü
02.Nisan.2009, 17:08
http://www.siirdostu.com/modules/coppermine/albums/userpics/12109/normal_kopruvekamyon.jpg

http://www.siirdostu.com/modules/coppermine/albums/userpics/40056/normal_1918044f2804825b291b85flz3~0.jpg (http://www.siirdostu.com/modules.php?name=coppermine&file=displayimagepopup&pid=1003&fullsize=1)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:07
BİLİYİN Mİ
Bıldır*askerlêmi,yaptım çavışdım
Hasretlik kötüymüş,yeten*gavışdım
Birine dutuldum,aşga sıvaşdım
Kime sıvaşdımı,de biliyin mi

Acımık sübürge,bâlarken görmüş
Nenem çokca bênmiş,anama övmüş
Gaçırma tez gopar,gonca bi gülmüş
Evde hanê*olan,kim biliyin mi

Eli golu tokmak,her işi dutar
Garnında uşagı,takla da atar
Darda galdığında,daşda da yatar
Evciman,ev yapan,kim biliyin mi

Dipden gapı eve,seki bartışa*
Aşlak,mor tut,asma,dikek havışa*
Görenner imrene,hep sâ danışa
Gözel,ev gözeli,kim biliyin mi

Gerdana üç kelep,zencir dakmalı
Münöh,mütöh olup,ocak yakmalı
Sözüm söz bitekiz*,gavle bakmalı
Gavillim,sevdiğim,kim biliyin mi

Anam gıldan sahre,kilimi ördü
Yorgan köpüttürdü,yüklüğe dürdü
Galın*parasını,bukcuya bürdü
Hazırlık kim uçun,de biliyin mi

Allah’ın delde bâz,lokmasız galmaz
Heç çıtımız çıkmaz,gullep*dahılmaz
Geçinirik gıslı,saklımız olmaz
Galbimde geçimli,kim biliyin mi

Dutuldum binân sâ*,candan severim
Golâ,boynâ çüt,çüt,altın düzerim
Yôsa bu şeerden,gaçar gederim
Beni burda dutan,kim Hasan GENEYİKLİ (http://www.siirdostu.com/sairler/hasan_geneyikli/)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:08
AĞLATAN MUTLULUK

Çıksam şimdi güzelliğin gökyüzüne
Dolaşsam
Görsem bütün tanrısal sevgileri
Ölümsüzlüğün sofrasına bağdaş kursam
Ve anlatsam
Anlatsam o ağlatan mutluluğu
Bilmem inanır mı bana mavilikler

Suskun bir coşkunun doruklarında
Pürköpük ve rüzgarlı
Bir nehir kahkahasıydı gözyaşı

Vivaldi böyle dinlenirmiş meğer
Mutluluk bile sensiz çekilmezmiş
Ben ki yaşamı toprak bilmiştim
Nice tohumlar ekmiştim bunca yıl
Geç anladım
Aşkın tohumu sensiz ekilmezmiş

Sessizlik açarken zulüm bahçeleri
Gözlerinde bir anda dört mevsim
Her mevsimin güzelliğinde sen
Bunca ayrık ve diken içinden
Güle çıkmak işte budur desem
Bilmem inanır mı bana çiçekler

İçimde sayısız denizlerin şahlandığı
O günü tarihlesem şimdi
Irmak ırmak çizsem zamanın yüzüne
Adına sonsuzluk desem
Ve her saniyesini o sonsuzluğun
An be an şiirleştirmek istesem
Bilmem inanır mı bana sözcükler [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/adnan_yucel/"]Adnan Yücel

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:09
BEŞİNCİ MEVSİM

Düştü can evime dördüncü cemre
Dünyayı üçüncü gözümle gördüm.
Dörtyüz seksenbeş gün çekti bir sene
Onaltıncı aya takvimsiz girdim.

Aynalara baktım korku gösterdi
Saatler her sabah kırkı gösterdi
Namlular, nişanlar Türk´ü gösterdi
Hayatım boyunca hedefte durdum.

Gül sundum yediler, koklamadılar
Armağan can verdim saklamadılar
Gittim... gelir diye beklemediler
Kaybolan gölgemi yollara sordum.

Getirdim yanıma ay´ı bir karış
Ölçtüm ki dağların boyu bir karış
Şehiri bir adım, köyü bir karış
Damlada denizdir en küçük derdim.

Savurdum, eledim, seçtim zamanı
Yaprak, yaprak tel tel açtım zamanı
Haftada üç asır geçtim zamanı
Nerye gittimse zamansız vardım.

Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim
Yazık, kuklalara sığmadı sesim
Yaşadığım şimdi beşinci mevsim
Çağın çilesini sırtıma sardım [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/abdurrahim_karakoc/"]Abdurrahim Karakoç

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:11
KAFİLELER

Ne arıyorum çarşıda
tezgâhlardan düştü ellerim
ne alıp ne satmaya
uzun sokaklar düşlemek benim işim
yaza bakan, kireç boyalı
koştursun güneşin limondan atları
alkışlanarak
çırakların çürük lastik kokan nefesleriyle

kimin aslıyım ben
ne yüz oldum ne ayna
azdı gençliğim
aya doğru tutulan çarşaflar arasında
anladım hep aynı kadındır sokaklar
yokuşlar gevşemeyen orospular
ne pamuk ne de zambakla

tarih olsun diye geldim buralara
son kez Ferat´ta yıkadım saçlarımı
billûr çıkardım eskiden
daha sığ bir deniz için
koridorlara girdim sonra
büstlerin ezdiği zamanı kullandım

boşuna,
telâşlanmaz artık şehirli
yaka yırtıp ünlesem
göstersem
varoşlara sürtünerek geçen kafileleri

kafileler kafileler
barbar Atilla´nın taylarıyla çekilen
şehirler kuruldukça
uğraklar yitiren kafileler
geçerler yine de
varoşlara sürtünerek geçerler
´yeryüzü hep delikanlı´ diye haykıran
yiğitlerle dolu kafileler [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/adnan_ozer/"]Adnan Özer

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:12
AKŞAMIN YANSILARI

Toplarız yansılarımızı sulardan
Akşamlar kilitlerken suları karanlığa

Akşamlar karanlığa kilitleyince suları
Susup kaldıysak bile inanmadık yalnızlığa

Umutsuzluk bile iyidir
Ardından sen gelirsin, umut gelir

Ellerin sessizce uzanır bana
Ovada tomurcuklar patlarken birer birer

Her dokunuşun beni değiştirir
Akşam pembeliğini yayar sulara

Ben seni hep umuda benzetirim
Ben seni benzetemem yalnızlığa... [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/afsar_timucin/"]

Afşar Timuçin

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:14
HANİ KURŞUN SIKSAN GEÇMEZ GECEDEN

Yiğit harmanları, yığınaklar,
Kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
Dize getirilmiş haydutlar,
Hayınlar, amana gelmiş,
Yetim hakkı sorulmuş,
Hesap görülmüş.
Demdir bu...

Demdir,
Derya dibinde yangınlar,
Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...
Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
Çelik kadavrası korugan´ların.
Ölünmüş, canım,ölünmüş
Murad alınmış...

Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müthiş
Genciz, namlu gibi,
Ve çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
Otuziki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.

İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
O Malta bıçağı,kınsız,uyanık,
Ve genç bir mısradır
Filinta endam...
Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık... Ahmed Arif

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:15
GÜNLERİN ÇIKRIĞINDA

Bir dağ gölünün ılık yıldızlı
Sularında hırçınca seken taş
Sen daha özgürsün, daha yırtıcı
Bir sapanın rüzgarlı ucunda
Buğday saçlı köylü çocuğundan

Kuğuların gölde buğulu bakışları
Rüzgarını yadırgayan çiçeklerin çanı
Uyandırsın seni kahyadan önce
Sen ki üretici sevinci taşıyan
Ekin bereketi verdin yüreğinden
Kanla zulümle örülen güne

Ötede bir bulut pabuçlarını giysin
Düş onunla yayla bükümü patikalara
Geride bir evlik tarlan, karın
Başak saçlı onuruyla çocukların
Göğün eksilen mavisi altında

Ağarak saman dolu bir bulut
Çeksin ömrümüz yüklü arabayı
Günlerin çıkrığında gümüş sular
Kuyular, çaylar olsun ağlamaklı
Kıyısız barınaksız el kapılarında Ahmet Ada

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:17
BİR RESİM OLARAK

Önceden bir tutam hüzündüm-işte nasıl bilirsen
Ayaklarımı savurur da sonra toplardım sokaklardan evlere
Akşam olurdu;eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardım
Aklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle.

Eski püskü bir resim olarak kimliğimde taşıyorum
şimdi çocukluğu
Ceplerimde papatyaları unutmaktan sanık ellerim
Bir ırmağın kaynağında dinelip,denize kavuşmayı
düşlüyorum gün boyu
Kulaklarımda uğultusu motor seslerinin.

Göğün saçlarımla dalaştığını bilmesem ,buna bir ad verirdim
Sofrada beni bekleyenlere ağaçları gösterirdim ya da
Çiçekli masa örtüsüne aldanarak dönüverirdim
o kırlara
Vitrinlere cepleriyle bakan insanları görmesem,buna
bir ad verirdim
Aklım her gün sorularla sorularla uğunmasa
Belki de dünyayı bir anahtar deliğinden gözlemekle
yetinecektim

Önceden bir tutam hüzündüm-işte nasıl bilirsen
Ayaklarımı savurur da sonra toplardım sokaklardan evlere
Akşam olurdu;eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardım
Aklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle...

Ahmet Erhan

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:18
O DÖNMEDEN ÖNCE

Geceleyin benden ayrılır ruhum,
Dönünceye kadar açık kalır cam.
Uyanık, başımın ucunda bir mum,
Beklerim, beklerim böyle her akşam.

Bilmesem de nereye gidiyor ruhum,
Bütün gece sessiz, eriyip de mum,
Sabah olduğunu çok biliyorum;
Biliyorum, bu bir sonsuz helecan.

Besbelli bir ömür böyle sürecek,
O öyle uçarı, ben böyle ürkek;
Bir gün ya bilerek, ya bilmeyerek,
O dönmeden önce camı kapayacağım.

Ahmet Kutsi Tecer

(http://www.siirdostu.com/sairler/ahmet_kutsi_tecer/)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:54
ADAMLAR

Sönmüş saçlarında son damla ışık,

Bir düş´ün içinde gibi her akşam

-Ve yüzleri duman kadar dağınık-

Geçer bu sokaktan binlerce adam.



Umut gözlerinde ölü bir bakış,

Çığlık bir bükülüş dudaklarında;

Bulamadıkları nedir ki, yaz kış

Dolaşırlar şehrin sokaklarında?



Sanki yalvaran bir duadır onlar,

Belki tanrılara açık vesvese,

Bir nehir. Bu nehir her akşam akar

Derinden ruhları çağıran sese. [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/ahmet_muhip_diranas/"]

Ahmet Muhip Dıranas

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:55
GÖLGELERİ KULLANMAK

İşte bir ses geçiyor sıkıntıdan
baksam pencerede yağmur da var,
hani saçlarını ya da göğsünü
çok ince bir hüzünle bezeyen.
Oyuncaklar da var yalnızlıktan
bir parkta ölümü güzel kılar,
hani sarmaşıkça uzandığın yatakta
durmadan aşıladığım sana.

Hayır yaşamıyor suda o balık,
bir yanıltı daha çiçek aldığım.
Herkesin bebeği var odalarda
ölüme ve daha sıkılmak için.
Uzayan sakalım sabaha kadar
uçup giden bir kuş koynundan,
belki yanında bile olmadım.

Eğildiğin sular da yalan
salınıp duran gemilerle aldanma.
Demiyorum hiç mi olmasın kokun, o yatak.
Ben umutsuzluğun domino taşı
şimdi açım, suskunum bak.
Hele bir çağırsın kanın türküsü
hele bir kıpırdasın kumsalda
ağları ve renkli balıklarıyla halk,
silâh tutarım dağlarda.

Bu oda emanet, hadi uzan,
şimdi ellerim de çok nazlı
bir karanfille kanar.
Sunduğum bu yalnız, çocuk ülke,
bak, gece de göğsümde çok ağır,
şaşkın değilim ama silahımı yitirdim.
Gelsin leylâkların açma zamanı
mümkün silâhımı halkımla bulmak.

Hadi uzan özlemim kadar,
bulutlar gidiyor, şimdi işim
çoğaltıp gölgeleri kullanmak. [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/ahmet_oktay/"]

Ahmet Oktay

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:56
DÜŞ YOLLARA

-I-

Söğüt ağaçlarının
Bulutsu serinliği
Gümüşsü bir renge
Çevirirken akşamı
Uzak dağ başlarını
düşürür aklına

Çıkar sedef kakmalı
Gümüş çakını o zaman
Bir dal kes ışkınlardan
Ve usulca yaslan
Yaşlı bir çınarın yorgun göğsüne

Çınarlar ki ağırbaşlı
Ve biraz bilgedirler
Yorgun ve kederli
Gövdeleriyle onlar
Nice öyküler dinlemiş
Çok umur görmüşlerdir

Nice aşkların tanığı
Nice gizlerin suskun
Taşıyıcısıdır çınarlar
Ve bu yüzden saygın
Bir yerleri vardır
Halk duyarlığında

Ve derler ki onlar için
Kendilerinden başkasını ele vermemişlerdir

-II-

Uzak dağ başları
Yalnızlıkları getirir aklına
Bir de efkarlı türküleri
Ve senin yalnızlığın
Ancak dağlara sığabilir
Bir de türkülere

Belki bir zaman
Geçitler kapanmış
Koyaklar tutulmuş olabilir
Yabanıl sesler, ateşböcekleri
Kıpırdayıp durur çevrende
Bir de sessizlik

O zaman
Bir tutam kekik
Bir tutam dağlalesi kopar
Ve usuldan usuldan
Söylemeye dur
Eşkiya türkülerini

O türküler ki biraz kederlidir
Ama kendilerinden başkasını
Ele vermemişlerdir
Göreceksin önce çobanlar
Ses verecek sana
Sonra bütün bir doğa

Doğayı aldın mı yanına
Gürül gürül akan kalabalıksın
Üstelik eşkiya türküleri
Ve çınarlar seninledir
O zaman çekinme
Düş yollara [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/ahmet_telli/"]

Ahmet Telli

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:58
O TEMMUZLAR

Nereye gitsem karşıma çıkıyor ansızın

O temmuzlar, gözlerine benzeyen bir kızın



O temmuzlardı karanlığı sevdiren bana

Parlarken uzaklarda ışığı bir yıldızın



Otlarla, böceklerle uyuduğum günlerdi

Simgesiydim sonsuz bozkırlarda yalnızlığın



Şimdi unuttum bütün adları ve yüzleri

Yüreğimde yangınları kaldı temmuzların



Solumak, bir daha solumak o temmuzları

Güzelliğine vararak çok eski yazların [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/ahmet_uysal/"]Ahmet Uysal

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 07:59
BARIŞ NEDİR SEVGİLİM

barış nedir sevgilim
biliyor musun
bir köprü müdür üstüne gölgeler düşünce çöken
halka açılamadan batan bir şirket
iki savaş arasında verilen çay molası mıdır barış
yoksa
hurdacıya söylediği son sözler mi
bisikleti vurulan bir çocuğun
söyle sevgilim
Einstein´ın Roosevelt´e yazdığı mektup mudur barış
Lozan´dan gelen telefon mu Mustafa Kemal´e
çöplerini bilimin süpürdüğü bir sokak mıdır barış yoksa


söyle sevgilim
de ki
tünediği balkon uçuruma düşen yavru bir kuştur barış
saatçiyi hapse attıkları için kurulamayan bir meydan saati
ayağımızdaki paslı çiviyi bacağımızı keserek çıkaran bir melek
de ki
aptalların türküsü
oyuna getirilenlerin ülküsüdür barış
dişleri sökülmüş Asya kaplanıdır kapitalizmin sirkinde


de ki sevgilim
içine bayat pil konmuş el feneridir barış
fosforlu izleridir bayrakların üzerinde gezen salyangozların
barış düşsel beyaz buluttur bir kaleye çarpıp dağılan
kör bir toplumun tehdit dolu yazılarla kirlettiği bir defterdir
barış
kendinde bulamayıp başkalarında aradığıdır insanın
barış
halkının üzerine devrilen bir devlettir zor dönemeçlerde
açılmadığı için posta kutusunda ölen bir mektuptur barış
patlayıp seyircileri öldüren bir futbol topudur son dakikada


bunların hiçbiri
hiçbiri değilse barış
söyle sevgilim
savaşın düş kurduğu yerlerde
hangi yüzsüzün uydurduğu bi´ sözcüktür
şu dillerden düşmeyen barış

Akgün Akova

(http://www.siirdostu.com/sairler/akgun_akova/)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 08:00
YAŞAMAK GİBİ

-C.A. Kansu´nun anısına-

Küçük şeyleri sevmeliyim,
Dedem Ceyhun öğütledi.

Çolak amcamın demlediği
Bergamut tütsülü çayları,
Zından demirlerinde akşam
Karanlığı gözaltında tutanı,

Ay çevrende dinlenirken
Sürmeli kızımın bakışını,
Dışarda elleri bahar,
İçerde deli eden âşıkları,

Simit yemeyi yürürken,
Sevdiğimi sokakta öpmeyi,
Bir çiçek duruşunda dimdik
Kavgada ön safta gitmeyi,

Tıkız bebeleri kucaklarken
Doksanlık ninemce ağlamayı,
Gülü, reyhanı, nergisi,
Bir de maddeci diyalektiği,

Küçük şeyleri seviyorum,
Dedem Ceyhun yol gösterdi.
Son ıpıl bakışında gördüm,
Dedem ölümü de sevdi. [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/ali_cengizkan/"]

Ali Cengizkan

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 08:02
GÜNÜN HERHANGİ BİR SAATİ

Bir yıldız, bir karanlık
düştü şavkı suya.
Çok değil burda artık
(ülkem için) gözyaşı
azıcık, birkaç damla.

İşte bir gün daha bitti
çocuğun gözleri doldu.
Kuyunun suyu çekildi,
gidip geliyor (gölgem)
her zaman hiçbir zaman arasında.

Nerde haziranlar nerde temmuzlar
açan her gül?
Bir düş solar
(saati yürür) çünkü,
inceden, acıyla.

Çekilmiş olsam da bir köşeye
gözlerimi yummuyorum
hiçbir şeye,
(hayır, diyorum) hayır
yüz kez, bin kez ve daha.

Yok olmaz, biliyorum
söylenmemiş bir söz bile.
Gün ışığı mı yitecek
gece karanlığı mı (diyorum)
bilinmez ama.

Bir yıldız, bir karanlık
işte bir gün daha bitti,
çok kalmadı sabaha.
Saati yürüyor günün
her zamanla hiçbir zaman arasında. [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/ali_puskulluoglu/"]

Ali Püsküllüoğlu

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
03.Nisan.2009, 08:03
TANIMADI

Türküm müjdeydi ülkeye
Gezdim söyleye söyleye
Bir gün söylemedim diye
Türküm beni tanımadı

Onlar bacım,onlar ağam
Onlardır sevincim tasam
Ahmet’im, Mehmet´im, Suna’m
Güllü’m beni tanımadı

Elimde doğmuş kuzular
Bir gün benden soğudular
Sordum ne oldunuz ne var
Sürüm beni tanımadı

Daha dün sözleştik şurda
Düğün hazırladım Yurda
Eller beni tanıdı da
Sözlüm beni tanımadı

Yine sizinleyim dedim
Nasılsam öyleyim dedim
Çıkıp ta söyleyim dedim
Karım beni tanımadı

Hırpalanmak ne kelime
Didik didik lime lime
Götürülürken ölüme
Ölüm beni tanımadı [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/arif_nihat_asya/"]

Arif Nihat Asya

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

Lalegül
03.Nisan.2009, 18:31
Nadas


Otlarım yanar
Sensizlik nadasında toprağım;
Birazcık dinlensin, büyüsün yeşersin...
gel-me-yişin..

Hiç bir şey diyen bir cümlenin
Ortasına terkedilmiş bir kelimeyim;
Öznesiz.. Zamansız.. Zarfsız... Mektupsuz... Adressiz...

Dört yanım hasret
Unutulmuş bir ada gibiyim;
Açıklarımda batmış yüz binlerce gemi
Limanım yorgun yastan...

Seni arar durur bir körebeyim
Çık ortaya nolur, yaralarım iyileşsin
Çok zaman geçti... çok zaman geçti,
Haber vermeden gelme, zor olur;
Ürker tenhalığım, kıskanır ağlar belki
Ama ben ağlayamazsam gücenme n'olur;
Gözlerim bitti,
Gözlerim...
Bitti.

GünYüzü
04.Nisan.2009, 06:54
TUFANDAN SONRA

Bir tavşan durdu da yoncalarla kıpır kıpır çıngırak
çiçekleri arasında, örümcek ağları içinde doğru dua etti gökkuşağına.
Kayıplara mı karışacaktı! o dört başı mamur taşlar,
ya çiçekler tam açmışken hem de!
Çöp içinde yüzen ana cadde boyunca kerevetler
dizildi. Minyatürlerdeki gibi yukarılara asılmış bir
denize doğru kaldırıldı, gemiler çekildi.
Mavi Sakalın evinde dere gibi aktı kan-ya mezbahalar,
ya o camları tanrı mühründen görünmez olmuş
kanlı meydanlar. Dere gibi aktı kan, bir o kadar da süt.
Kunduzlar yapı yaptı. Kahveler tüttü kahve ocaklarında
Camları hala zangır zangır camlı köşkte karalar
giymiş çocukların yaldızlı resimlere daldı gözleri.
Çat! Kapı çalındı; köyün meydanlığında bir çocuk
fırıldaklarla tekmil kulelerdeki horozların aklına uyup
kollarını döndürmeye başladı, çakmak çakmak sağanağın altında.
Filan hanım kuyruklu bir piyano kurdurttu Alp
dağlarına. Katedralin bin bir mihrabında kudas ve vaftiz
ayinleri yapıldı.
Yollara düştü kervanlar. Harcedildi de buzların
hercümerciyle kutup gecesi, kuruldu İspilandit Oteli.
O zamandan beri ay, kekik kırlarından gelen
ağlamaklı çakal sesleri işitir oldu- bir de meyve
bahçelerinde dolaşan tahta pabuçlu çoban türküleri.
Derken filize durmuş eflatun korudaki peri Ev karısı
geldi yanıma, dedi, bahar geldi.
Kaynayın! pınarlar, taşın, katın köprüleri önünüze,
basın ormanları siyah kumaşlar, orglar, şimşekler,
gök gürültüleri, kabarın hadi çağlayın; hadi su; hadisene
keder, kaldırın ayağa selleri.
Değil mi ki onlar senli-benli-gitti derler! O dört başı
mamur taşlar! O açmaya varmış çiçekler! -değil mi ki
bir kasvettir kalan geriye! Ecenin haliyse malum,
toprak mangalının korlarını karıştırmaya dalmış
büyücü, bilir ya söylemez bizim bildiğimizi. [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/arthur_rimbaud/"]

Arthur Rımbaud

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 06:56
ASLIMA KARIŞIP TOPRAK OLUNCA


Aslıma karışıp toprak olunca
Çiçek olur mezarımı süslerim
Dağlar yeşil giyer bulutlar ağlar
Gök yüzünde dalgalanır seslerim

Ne zaman toprakla birleşir cismim
Cümle mahluk ile bir olur ismim
Ne hasudum kalır ne de bir hasmım
Eski düşmanlarım olur dostlarım

Evvel de topraktır sonra da adım
Geldim gittim bu sahnede oynadım
Türlü türlü tebdilata uğradım
Gahi viran şen olurdu postlarım

Benden ayrılınca kin ve buğuzum
Herkese güzellik gösterir yüzüm
Topraktır cesedim güneştir özüm
Hava yağmur uyandırır hislerim

Alemler alemi ölçer biçerler
Hamını hasını eller seçerler
Bu dünya fanidir konar göçerler
Veysel der ki gel barışak küslerim [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/asik_veysel/"]

Aşık Veysel

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 06:57
AYRILAN

Aşkı doğuran şey nedir;
O yakınlığı, iki can arasında?
Ve kopuş ne zaman başlar?
Ne zaman biter bir sevda?

Bir kurt gibi içten içe
Gelişip büyür çürüme
Bir an gelir ki aynı mekandasınızdır
Ayrı duygusal zamanlarda [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/ataol_behramoglu/"]

Ataol Behramoğlu

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 06:58
BÖYLE BİR SEVMEK

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

yağmur giyerlerdi sonbaharla bir

azıcık okşasam sanki çocuktular

bıraksam korkudan gözleri sislenir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemiştir



hayır sanmayın ki beni unuttular

hala arasıra mektupları gelir

gerçek değildiler birer umuttular

eski bir şarkğ belki bir şiir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemiştir



yalnızlıklarımda elimden tuttular

uzak fısıltıları içimi ürpertir

sanki gökyüzünde bir buluttular

nereye kayboldular şimdi kimbilir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemiştir.

Atilla İlhan

(http://www.siirdostu.com/sairler/attila_ilhan/)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:00
BİLİR ZAMAN

Kara sarı yüzünü
Gömer durur anasının memesine / kurumuş
Hayat soluk alıp verir / belli belirsiz
Çatlak dudaklarında soluk resimler / gibi
Durur toprak
-Doyumsuzluk değil beyler-
Açlık çoğalır durur

Çürüyen yalnızlık
Ve burgacında çırpındığımız korku
Ve umutsuzluk / ve durmadan yaşanan
Karabasan
Özsuyunda taşır yaralı yarınları
Uyur tohum

Kanım -mı- kaynar
Bir yerlerde gün vurur kıl çadırlar üstüne
Topukları toprağı döven bir bebek
Yeşerir çığlıkları sevincin
Boyanır gökyüzü umut rengine
Vurur yürek

Yorgun bir kuğunun kanadından
Salınarak düşen tüy
Düş cemreler gibi ufuklarıma

Kim hapis kim ölmüş kim öldürülmüş
Kim kaçmış kim susmuş kim susturulmuş
Bilir zaman [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/aydin_hatipoglu/"]

Aydın Hatipoğlu

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:01
GÜN BOYUNCA

gün boyunca damladı
güneşin altın saçlarından
doyumsuz bir ezgi
kavakların uzunluğuna
gün boyunca
terledi yapraklar
hışırdadı dallar boynuma
başları dönerek eriştiler buluta
avuçlarım yapıştığında aydınlığa
seninle bir nefes sessizlik
bir fısıltı yağmuru
okyanus dolusu özlem ektik
dağların duvarlarına
gün boyunca
ipek kuşlar uçurduk
bir küçük pencereden
doğayı öğüttük
umut değirmeninde
kucak dolusu
zamanlara uçtuk
gün boyunca

gün boyunca göğsümüze
yeniden dolsak
tan, gül ve ışık
pırıl pırıl günlere
ardışık
sevgi duşuyla başlasak [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/a_kadir_bilgin/"]

A. Kadir Bilgin

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:02
ARKADAŞ DÖKÜMÜ

Evvela dişlerimiz döküldü
Sonra saçlarımız
Arkasından birer birer arkadaşlarımız
Şu canım dünyanın orta yerinde
Yalnız başına yapayalnız
Kırılmış kolumuz, kanadımız
Tatlı canımızdan usanmışız

Bir şüphedir sarmış yüreğimizi
Ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi
Bir şüphedir demir atmış ciğerimize
Pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi
Düğüm üstüne düğüm şöyle dursun
Bir çalım bir kurum hepimizde
Nereden inceyse oradan kopsun

Bu canım dünyanın orta yerinde
Hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize
Yalan mı? Gözünü sevdiğim karıncalar
İşte: Hamsiler sürü sürü
Arılar bölük bölük geçer
Leylekler tabur tabur

Ya bizler? Eşref-i mahlukat! ..
Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz

Bizler bölük bölük, bizler tabur tabur
Bizler sürü sepet
Yalnız birbirimizi öldürmüşüz [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/bedri_rahmi_eyuboglu/"]

Bedri Rahmi Eyüboğlu

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:03
DAĞILAN GÜL

ne söylersen söyle bu aşk ikimizindi
ikimizindi bir zamanlar aynı gökyüzü
bir samanın tutuşması gibi olan şey
biraz erzurumdu biraz rize biraz mardin
geniş, dingin, sürekli bir yurt gibi

ne söylersen söyle rüzgardır duyan
düşleri çağıran iri siyah gözleriyle
ve yanıbaşımızda mutlu kalan ne var ki
belki bir kuş akşamın ölü ağzındaki
sadece güldür dağılmış ayaklanmaya

ne söylersen söyle ruhum bağırıyor
acı içinde bağırıyor giden her şeye
uzak kapıların ses verip çağırmadığı
mutsuzluk değil mi biraz da şarkıdır
üzgün, kırık, iri bir gül gibi kanayan

ne söylersen söyle bir gün yiteceğiz
çam seli halinde kalabalık bir orman
alıp götürecek bizi kuytu ölümlere
yaşamanın anlamını sorsam da söyleme
konuştukça bir gemi açılıyor kıyıdan. [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/behcet_aysan/"]

Behçet Aysan

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:05
SADE

Ancak bulunduğun yerde,
Gündüzüm gündüzmüş,
Yokluğum seni de üzmüş,
Allah kısmet ederse
Kalkıp geleceğim.

Fazlası istenmez bence,
Gözlerin olmalı sade
Görüp göreceğim. [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/behcet_necatigil/"]

Behçet Necatigil

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:06
AYAK SESLERİ

Her akşam işte böyle gam gelir bana,
Benden kederli bir adam gelir bana!

Dostum değil gelen, benim garipliğim,
Dostum mu var ki bir selam gelir bana?

Zehr oldu yar elinden içtiğim kadeh
Zemzem de sunsalar, haram gelir bana!

Ağlar gönül o yemyeşil baharlara,
Meltemlerin hayali sam gelir bana!

Hüzzam olup giden o gizli yankılar,
Hala döner, makam makam gelir bana...

Toprak bu ızdırabı örtmez yarın,
Taş yağsa kubbe kubbe tam gelir bana!..

Dinler elif adım adım bu sesleri,
Her akşam işte böyle gam gelir bana

Bekir Sıtkı Erdoğan

(http://www.siirdostu.com/sairler/bekir_sitki_erdogan/)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:07
HALKIN EKMEĞİ

Bilin: Halkın ekmeğidir adalet.
bakarsınız bol olur bu ekmek,
bakarsınız kıt,
bakarsınız doyum olmaz tadına,
bakarsınız berbat.
Azaldı mı ekmek,başlar açlık,
bozuldumu tadı,başlar hoşnutsuzluk boy atmaya.

Bozuk adalet yeter artık!
Acemi ellerle yuğurulan,iyi pişirilmemiş adalet yeter!
Yeter katıksız,kara kabuklu adalet!
Dura dura bayatlayan adalet yeter!

Bolsa insanın önünde ekmek,lezzetliyse,
gözler öbür yiyeceklere yumulsada olur.
Ama her şey bollaşmaz ki birdenbire...
Bilirsiniz,nasıl bolluk doğurur ekmek:
Adaletin ekmeğiyle beslene beslene.

Ekmek her gün nasıl gerekliyse nasıl,
adalet de gerekli her gün,
hem o,günde bir çok kez gerekli.

Sabahtan akşama dek,iş yerinde,eğlencede,
hele çalışırken canla başla,
kederliyken, sevinçliyken,
halkın ihtiyacı var pişkin, bol ekmeğe,
günlük, has ekmeğine adaletin.

madem adaletin ekmeği bu kadar önemli,
onu kim pişirmeli, dostlar, söyleyin?

Öteki ekmeği kim pişiren?

Adaletin ekmeğini de
kendisi pişirmeli halkın,
gündelik ekmek gibi.

Bol,pişkin,verimli.

Bertolt Brecht

(http://www.siirdostu.com/sairler/bertolt_brecht/)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:08
AÇIK

Biz hep açık konuştuk.
Gökyüzünden maviydi sözlerimiz.
Sığ bataklarda değildik, kuşlar gibiydik,
Uçarıydık. Gözlerimizde
Şavkıyan parıltılar gibiydik.

Biz iyiye iyi, güzele güzel dedik.
Masallardan çekerdik mısraları, tülbent gibi.
Yalnız, şiirlerde yalan söylemezdik,
Umutlarımızda, hayallerimizde de yalancı değildik.

Biz buğday tarlalarında buğday,
Ağu yeşili bahçelerde ot,
Trenlerde düdük sesiydik.
Yıldızlara çobandık, değirmenlere su,
Bozkırlara bulut gölgesiydik.

Seller aktı gitti. Biz kaldık.
Bulutlar uçtu gökyüzünden.
Rüzgarlar darmadağın etti.
Ne bahçesinden hayır var, ne güzünden.
Akıl da bulutlar gibi çekip gitti.

Nerden bilirdik, çalışmaktan
Kocayacağını sevgililerin,
Yaşamanın güzelliği kadar
Hoyratlığını, bezginliğini...
Biz kaldık, koyup gitti bahar,
Her şeyi nerden bilirdik. [/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/cahit_kulebi/"]

Cahit Külebi

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:09
DESEM Kİ

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,

Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,

Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,

Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,

Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,

Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,

Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,

Hava kadar lazım,

Ekmek kadar mübarek,

Su gibi aziz bir şeysin;

Nimettensin, nimettensin!

Desem ki...

İnan bana sevgilim inan,

Evimde şenliksin, bahçemde bahar;

Ve soframda en eski şarap.

Ben sende yaşıyorum,

Sen bende hüküm sürmektesin.

Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,

Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.

Günlerden sonra bir gün,

Şayet sesimi farkedemezsen,

Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,

Bil ki ölmüşüm.

Fakat yine üzülme, müsterih ol;

Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,

Ve neden sonra

Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,

Hatırla ki mahşer günüdür

Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

[/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/cahit_sitki_taranci/"]Cahit Sıtkı Tarancı

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:11
HAYIR

Dinlensin diyedir gözlerimiz
Bu önümüzde açılıp giden manzara;
Bu dünya, yoruldu mu kuşlar konsun diyedir,
Ve tanrılar boşluktan bıkınca.

Ellerimize malum olur nedense
Suların rengi balıklarıyla, çiçekleriyle,
Düşünmenin huzuru ayan olur;
Soğuğun sessizliği hakeza.

Yuvarlanan yıldızlar içinde saçlarımız,
Boylarımız büyür usul usul;
Duyulmasın diye gürültüler uykularda
Yağmurlar yağar geceleri.

[/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/can_yucel/"]Can Yücel

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:12
GÜZELSİN

Görenler kendini beğenmiş sansın,
Sen böyle havalı pozla güzelsin.
Varsın âşıkların bıksın usansın,
Sen böyle cilveyle, nazla güzelsin...

Göz göre gelince aklım şaşıyor,
Yüreğim koşmaktan yorgun düşüyor,
Sığmıyor gönlüme aşkın taşıyor,
Sen benim haddimden fazla güzelsin...

Vadesi yakına eğleme meyil,
Sen sen ol zamanı zengine eğil,
Ben gibi hüzünlü hazanla değil,
Sen, taze baharla yazla güzelsin...

Aşk hevesle başlar, hasret, gurbetle.
Solmasın gençliğin gamla, kasvetle.
Çünkü sen her zaman sen muhabbetle,
Şiirle, şarkıyla, sazla güzelsin...

Cemal Safi

(http://www.siirdostu.com/sairler/cemal_safi/)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:13
BİR MİNELİ

Bir mineli altın saat,
Bir altın köstek ve madalyon
Bir roza maşallah,
On iki miskal inci.

Madalyonunu ve boncuğunu
İttim içeri,
Gozlerimizin dibi karıştı
Dağ yollarının uzak dumanı gibi.

Ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

[/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/cemal_sureya/"]Cemal Süreya

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
04.Nisan.2009, 07:15
SENİN İÇİN

Sesin işler gibi bir şuh kanat gamlarıma
Seni dinlerken olur kalbim uçan kuşlara eş,
Gün batarken sanırım gölgeni bir başka güneş;
Sarışınlık getirir gözlerin akşamlarıma.

Doğuyor ömrüme bir yirmi sekiz yaş güneşi
Bir kuş okşar gibi sen saçlarımı okşarken.
Koklarım ellerini gülleri koklar gibi ben;
Avucundan alırım kış günü bir yaz ateşi.

Gönlüme avdet eder her unutulmuş nisan
Ne zaman gençliğini yolda hıraman görsem.
Eskiden pembe dudaklarda dağılmış busem
Toplanır leblerime, bir gece dalgın dursan.

Seni zambak gibi gördükçe açık pencerede
Gül açar bahtımın evvelki hazanlık korusu
Genç eder ufkumu hülyalarımın genç kokusu;
Sorarım ak saçımın örttüğü yıllar nerde?

Cebhemi varsın o solgun seneler soldursun
Yeni yıldız gibi doğdukça güzel her akşam,
Gençliğin böyle benimken kocaman, hiç kocamam .. .
Ruhum, ölsem bile ben, sen yaşayan ruhumsun

[/URL][URL="http://www.siirdostu.com/sairler/cenap_sehabettin/"]Cenap Şehabettin

(http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=)

GünYüzü
08.Nisan.2009, 17:57
KALAKALMIŞIM





Güneş doğarken her gün yeniden;
Ben karanlıklara bakakalmışım!
Geceleyin yalnızlık çöker derinden;
Kimsesiz, sensiz kalakalmışım!


Nereye baksam bir koşuşturmaca;
Yalan dünyada hepsi oyalamaca!
Dertlere de çareler bulunmayınca;
Derbeder, çaresiz kalakalmışım!


Sözcüklerle yarışıp kalırken izim;
Yüreğimde her an acırken sızım;
Kalabalıklarda bile sanki yalnızım;
Sensizken seninle kalakalmışım!


Çocuk misali avutup da duygularımı;
Hapsederken içime hep, kaygılarımı;
Umutla beklerken şu yarınlarımı;
Ümitle ümitsizlik arası kalakalmışım!


İzbe bir yoldayım kervan geçmeyen;
Hüzünler konaklar burda göçmeyen;
Geçmişi tartıp gelecek ölçmeyen;
Tartı kefesinde kalakalmışım!


Zamanın kaçındayım mevsimlerden ne?
Ömür yaprakları, düşerken üstüme;
Özlemlerin ağrısı, dolar gönlüme;
Yaşamla ölüm arası kalakalmışım!



Geçmeyen yarama tuzları basıp
Gözlerime gözlerinin resmini asıp
Kadere cevapsız mektuplar yazıp
Gelmeyen o güne bakakalmışım!


Deniz Oğuz

GünYüzü
08.Nisan.2009, 17:58
tefekkür et


Nedir bu hırs, aç gözlülük
Nedir bu arzu, ihtiras
Öylemi sanarsın dünya çok geniş
Haberin yoksa ben vereyim
Payına düşen bir kova suyla
Bir karış toprak
Sanarmısın ki zaman çok uzun
Bak gör gece sabahı,
Sabahında geceyi nasıl kovaladığını
Her açan gülün birgün solacağını
Kışın bahara baharında kışa teslim olacağını
Sevdalıların kiminin vuslatının ahire kalacağını
Sen insansın insan şerefli yaratık
Kırma senin gibi bir insanın kalbini
İnce ince düşün tefekkür et
Bir gün yaptıklarının hesabının sorulacağını

Sadık BEKAR

GünYüzü
08.Nisan.2009, 17:59
NEYİN MÜTTEFİKİ



Rusya çözülünce ortaklık bitti
NATO ortaklıktı batıya gitti
Puştun bili bitti Obama güttü
Neyin ittifakı anlaşılmadı

Konuşma zamanı canlara yetti
Menfaat kollayan neler tüketti
Çinli Türk’e karşı yapmıştı seti
Dışarıdan empoze alışılmadı

Batıya mecburmu saydık avdeti
Hızla gidiyoruz işin özeti
Memleket severler neden pes etti
Obama gaf yaptı tartışılmadı

Kürt’e azınlık de istesin hakkı
İslam diyor diye attımı farkı
Beyinsiz sildin mi nettin idraki
Taslaklar masada bölüşülmedi

Bedel ödemişiz yokmuş diyeti
Irakta Kürdistan gör marifeti
Ermeniye karşı yumuşak seti
Lobi ne demekse görüşülmedi

Kıbrıs’tan çek derler eli eteği
Acı olur turfandanın çiçeği
Gözümüze sokacaklar merteği
Türkün menfaati konuşulmadı

Kader yüklenir yeriz köteği
Gelir fırsatçılar sağar beteği
Reva görenler var bize batağı
Ortak menfaatte buluşulmadı

Uşaklar hovarda sever yatağı
Ne solunda sevda boşladık sağı
Paraya açıldı iman otağı
İslam birliği yok sevişilmedi

Avrasya kenarda çaldık orağı
Azeriler yakın çözecek bağı
Batılı olmuşuz verdik yanağı
Ortak menfaatler dilleşilmedi

İlhami ALBAYRAK

GünYüzü
08.Nisan.2009, 18:00
....GÖRDÜN MÜ KALBİMDE Kİ AŞKI....




Gördün mü kalbimde ki aşkı,

Yeryüzünü kaplayan narında yandın mı?
Sardı mı alevler tüm bedenini…
O yoksa ben bir hiçim dedin mi?
Ağlayabildin mi için için?
Bir tanem senin için ölürüm diyerek
Sevdanı haykırdın mı yüzüme?
Yaşarken ölümü tattın mı?
Ben geceleri sabahlarken uykusuz
Gözlerimden kanlar akarken
Gözyaşlarımı hissettin mi içinde?
Söyle be gülüm
Ben neydim senin için?
Sen benim bir tanem,
Sevdiğim
Çıkmaz sokaktaki sevdam
Rabbimden tek dileğim
Büyük




aşkımdın…
Ben neydim senin için
Söyle neydim?

YILMAZ ÇELİK

GünYüzü
08.Nisan.2009, 18:01
NE İSTİYORSUN?


Sırf gözünü düşünsem, milyon mısra dökerim
Sen kendine bir şiir yazmamı istiyorsun.
Kelime dağarcığım yetmez, boyun bükerim
Tutturmuşsun, aklımı bozmamı istiyorsun.

Kirpiklerin mengene, beynim çığırtkan kuşu
-Güzel- i öksüz kılar, yavan bırakır -hoş- u
Ben mi fazla bağlandım? Anlamadım bu işi
Senden başka herkesi çizmemi istiyorsun.

Nedense sen gülünce güneşin batışı var
Dudağının gamzene bin feyiz katışı var
Saçlarının omzuna öyle bir yatışı var,
Anladım ki canımdan bezmemi istiyorsun.

Yanakların, Bismillah... Gül yaprağı da ne ki?
Biri okşansa mecbur şefkat bekler öteki.
Sen de diyorsundur ki : ``Bu dangalağın teki``
Ne yapayım? Beynimi ezmemi istiyorsun.

Omuzların yokmu ya... İki heybetli sütun!
Boyun bir seksen amma, caziben iki katın
Ey mantığım devrilme! Yerinde sıkı tutun
Emniyet kemerimi çözmemi istiyorsun.

Anlatım gücüm zayıf. Kusura kalma e mi?
Müsade et çekeyim zevk aldığım çilemi.
İlâhi bir kudretle doldurup ta kalemi,
Sonra insan gücümle süzmemi istiyorsun.









Ali ERDİNÇ

GünYüzü
08.Nisan.2009, 18:03
Kiracı Aranıyor...





yok ne bir dostum , ne bir sırdaşım.
etrafım bomboş , yapayalnızım.

kafamda çeşit çeşit düşünceler,
çevremde mutlu neşeli kişiler.

sanki, sanki bir ben yalnızım aralarında.
umudum yok yarınlarımda.

sevecek birini arar, gönlümde bomboş,
pembe dünyam kararmış, ışıklar artık loş.

binlerce düşüncem, derdim, ağrım ve sızım...
milyonlar içinde yalnızım.
benim gönlüm...
üç oda bir salon...
bir odasında da ,
ne olur sen otursan...?
30kasım 1978


Ahmet Nazif Isı

GünYüzü
09.Nisan.2009, 13:47
Düşlerde Güldü Zaman
Zaman geçiyordu düşlerden
hiçliğine tamamlarken gerçeği
kristal küreye vuran ışıktı zaman

Kırık ve renkli

Zaman geçiyordu acıtan gülüşlerden
nakşında kuruyan kirpik rimeli
nemlenmiş vedalarda
bir ipek mendildi zaman

Yırtık ve kirli

Zaman geçiyordu telâşelerden
sıkıntılar dökülüyordu heybesinden bir bir kaygılar
tenhalıktı büyüyen karanlığında zaman

Dehşet ve kindi

Aynıların görüntüsünden geçiyordu zaman
haza haz, acıya acıydı
kimineyse
üzerinden yılları yüklenmiş nehirler geçen
bir çakıl taşıydı zaman

Yük ve mihnetti

Zaman geçiyordu sevişmelerden
ince ışıklarda kırılan aşkın
süzüldüğü camdı zaman
camdan süzülen ışığın hangi tarafı
kimdi

Sen ve öteki

Bir büyük bütünden geçiyordu zaman
silinemez sevgiden
doğumun, ölümün ötelerinde
güzeli yeşertiyordu içinde varoluşun çiçeği
zamanı çoğaltan oydu belki de

Gül ve dikeni

Zaman geçiyordu düşünüşlerden
savuruyordu saçlarını evrene
bir telinde yıldız, diğerinde güneşti
neyi kovalıyordu o koca bilge
bilinir mi nasıl yaşardı zaman

Keyif ve zevki

Acılardan geçiyordu zaman, dertlerden
kemer gibi dolamıştı beline sargı bezini
merhemi dilindeydi
derin yaralar gezginiydi zaman

Yorgun ve terli

Derilmez bahçeydi zaman, uçsuz bucaksız
bütün kipleri içeren
tüm hâlleri de
her şey onun içinde büyütüyordu kendini
aşıyordu zamanı yalnız

Yokluk ve sevgi


Tamlardan geçiyordu zaman kendini büyütenden
hangi varlık tamamlansa, heplense
tümü hiçe gönderiyordu yokluğun teğetinde
hiçi başka zamana
her anıyla kendini bütünlüyordu zaman

Uçuk ve yerli

düşürülen saatlerden geçiyordu zaman tik taksız
bukağıdan, zincirden
zihnin bilince açılan penceresinde
beşikten mezara değildi zaman, daha öteleriydi

Artı ve eksi

Geçilemiyordu yokluk
sessizlikler de

Şimdinin sarpında yaşanan
ulaşılmazlar köprüsüydü zaman
umudun sıratı selleyen uçurumuydu

Sonsuz ve ilki



Kavram Karmaşa Edebiyat - Kültür - Sanat Dergisi

Işıkla Öpüşürdü
Ali Rıza Kars

GünYüzü
09.Nisan.2009, 13:48
Gitme Zamanı
Üç kez çalmıyor artık postacı kapıyı
Bir toz duman da yok varoşlardan yükselen
Son çiçekçi terk etti bu kenti
Sen durmadan bir hıçkırığa tutunuyorsun
Gözyaşınla suluyorsun içindeki kaktüsü
İçi patlamış bu kentin
Hançerlenmiş bağırsak gibi kokuyor

Duyuyorum, ağır ağır atıyor adımını
Evet gelen o sevgilim, gelen, gitme zamanı

Ya denize koşuyor damlalar, ya dağlara
Artık yağmur düşmüyor bu kente
Çeviren yok umut sokağında kum saatini
İnanmıyorum mevsimlerin tükendiğine de
Hepsi dönüp dönüp geliyor geri
Tükenen biziz oysa zamanın kollarında

Sarıyor bizi hüzne açılan kucağı
Sarıyor bizi sevgilim, gitme zamanı

Konuşmanın yetmediği yerdeyiz şimdi
Anlatımın çıkmaz sokağında yani
Ha diyorum ki unutmadan, bir de kendine anlat
Ya da dinle tutabilirsen, salkımsöğüdün dallarıyla
Oynaşan rüzgârda, yapraklarda çırpınan sesimi
Ve bir türkü sıkıştır dudak kıvrımlarına

Buklendeki gül gibi, hani o sarı...
Sarardı gülün rengi, sevgilim, gitme zamanı

Gün gelir bu aşk rüzgârla dokunur tenine
Ve sen unutulmaz olursun
Aşkın acı bir gülümseme olur yüzümde
Yüzümdeki gülümseme bir acı..
Bir şey var ki kalbimin kapısına dayandı

Tepeye dikilmiş gün salıyor selamını
Gözü ufukta günün, sevgilim, gitme zamanı

Kar dediğin gün beyazı, kahır yağdı başıma
Sevince veda dedim, kederle uyumsuzum
Dökülsün döküldüğü kadar saçlarım
Savrulsun ömrüm
Dönüp toplarsam namussuzum

Eşiniyor huysuz doru, vuruyor ayaklarını
Yol istiyor sevgilim, bu yol, gitme zamanı

Kalamıyorum, oturamıyorum bir yerde
Kıvranıp duruyorum aşkın ekseninde ve acının
Bitsin diyorum, bitsin sözün düştüğü yerde
Zamanın kalbinden uzanan bu zincirin halkası
Ve başlıyor bitiş dönülmezliğine
Sevişmeyle dolduruyoruz günü
Öpüşme oluyor adı zamanın
Yıldızların ve güneşin yeniden doğması oluyor

Doyuyor, yoruluyoruz; çevriliyor kapının tokmağı
Gitme zamanı sevgilim, gelen, gitme zamanı




Damar Edebiyat - Kültür - Sanat Dergisi
Ali Rıza Kars

GünYüzü
09.Nisan.2009, 13:49
Büyük Sevdalar
Son zamanların
En büyük sevdalarını,
Yaşıyorum ben.

Sokaklara indim
Kapı kapı.. dolaştım
Acıların sevdaların
Girmediği ev aradım
Bulamadım.!
Kendimi Dağlara vurdum
Ferhatı gördüm.
Koştum çöllere
Dolaşırken Mecnundan
Keremi sordum..

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben.

Ay'a..Yıldızlara gittim
Şirin'i,Aslı'yı,Leyla'yı sordum
Kor Ateşler içinde
Yanan yürekleri
Güneşte gördüm..

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben..

En çok bahar kokulu
Kadınları sevdim.!
Buğulu gözlü kadınları
Bir başka sevdim..
Beni yakan her güzeli
Aslı,Şirin,Leyla sandım.!

Son zamanların
En büyük Sevdalarını
Yaşıyorum ben..

Ozanlara,şairlere
Eli kalem tutan kimi.
Gördüysem..
Acının ilacını sordum.!
Ateş yağmurundan
Kavrulmuş gözlerinde
Kendi yansımamı gördüm..

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben..

Dağa,taşa,karıncaya
Yaşayan her varlığa
Aşık oldum..!
Çılgınlar gibi sevdim
Büyük aşklar,ihanetler yaşadım.!

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben..
2005/Adana
Melih Baki
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

GünYüzü
09.Nisan.2009, 13:50
Memleketim
Kuzeyde toros dağları
Güneyde mavi sularıyla akdeniz
Doğudan batıya uzanmış..!
Tarih kokan bir şehir
Burası Adana..Çukurova
Memleketim benim..

Bu topraklarda doğdum..büyüdüm.
Bu şehirde sevdim..sevildim.

Kızgın yaz güneşi,
Temmuz,ağustos aylarında
Ateş gibi yakar ovayı.
Kimisi tarlalara koşar..
Kimisi sıcaktan sahillere..yaylalara kaçar..
Sessiz bir kente dönüşür..
Adeta Şehir..

Burası adana,çukurovam
Memleketim benim..

Batı yanı yitik diye
Acı çekse de Taşköprü
Çukurova'nın altında bir tarih yatar.
Bir yandan tüm zamanlara inat..!
Tumluda,yılankalede,toprakkalede
Tarih ayağa kalkar..

Ovaya hayat veren
İkiz kardeş gibi,
Bir yandan seyhan
Öbür yandan ceyhan akar.
Portakal limon bahçeleri
Bahar da mis gibi kokar..

Burası adana..çukurovam
Memleketim benim..


2005-Adana
Melih Baki

GünYüzü
09.Nisan.2009, 13:51
Güneşi Görsün Solgun Yüzler
Özlemler damla damla
Süzülsün imbiklerden
Umut olsun
Kan çiçekleri
Açan yüreklerde

Kalmasın gözlerde
Günbatımı hüzünler
Açmayı unutmasın
Goncalar
Gülden alsın rengini
Yanaklar

Dağılsın karabulutlar
Güneşi görsün
Umutla bekleyen
Solgun yüzler


23.11.2006/Adana
Murat Akcan

GünYüzü
09.Nisan.2009, 13:53
Ayrılık Sevdaya Dahil
görinen yıldız değil yir yir delinmişdür felek
gün yüzünün hasretiyle tir-i ahımdan benüm

necati

-1.
açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın

-2.

rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan

-3.


ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
..........
..........


Attila İlhan
Şu konularda daha fazla şiir: Ayrılık (http://www.antoloji.com/Ayrilik/siirleri/), Kadın (http://www.antoloji.com/Kadin/siirleri/)
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

GünYüzü
09.Nisan.2009, 13:54
Gitmek Hayat Getirecek
Kör bağın kızıl kuru
gül kokusunu taşıyor hava
Gözlerim kapıda

Nedensizliğin ertelediği çöküntü
bilincime duyuruyor küf hükmünü
Bir çocuk gibi koşarken düşünce
istemeden saplıyor bıçağı sevince

Aslında bildiğim onun da bildiği
sır gidişlerin arsızı değil yolcu
Öyle yazıldığı için belki
antik serüvenlerin sonu
tutsak kıldık düşsel söze gerçeği

Gitmek hayat getirecek
yenik düşerek kalmak ölüm
Her geri döndüğünde avluda
öylesine sevişmek zulüm

Kutsal ilişki var oluşuna yoldaş arar
yanıtı geciktirilmiş sorularda
Hüküm dinlemez kayıp giden yıldızlar
aşk sorgulanmamalıdır asla

Arka odada ölesiye susar
günü sonlayacak intihar
Yüreğim kapıda
Babür Pınar
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

GünYüzü
09.Nisan.2009, 13:55
Hasretinden Prangalar Eskittim
Seni, anlatabilmek, seni,
iyi cocuklara,kahramanlara,
haldan bilmez kahpe yalana
Seni, anlatabilmek seni,
Namussuza, haldan bilmez,
Kahpe yalana.

Ardarda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
..........
..........


Ahmed Arif
Şu konularda daha fazla şiir: Günaydın (http://www.antoloji.com/Gunaydin/siirleri/)
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

GünYüzü
09.Nisan.2009, 13:57
Ardından
öncesi belki,
sonrası keşke bir hayat
öfkelenmedim bile
bir taş yumağı
ağır misafir gibi
öylece sol köşemde
sen daha hafiftin hani

söner ışıkları şehrimin
gül dikenleri pusuda
sevgili niyetine iki korkak yürek
ne yaşadığını bilmeden
ağlayabilseydi ardından
düşüverseydi iki damla

yanlış bir öykünün çılgın kahramanı
aynı yolun yolcusu kimi gün
ışığı hüzünlere yeşil
anılar inci, anılar sımsıcak
anılar düş…

uçmayı belliyor zahir
yüksek bir dalın serçesi
leylak mevsimi de geçmiş
kokusu uzaklarda…

bir gelincik edasıyla batarken gün
gemiler çoktan kalkmış
giden gitmiştir
bir buruk sancı avuçlarımda
ıslak köpükler taşar başımdan
çarpıla çarpıla kanar
baht açıklığı dilemek yazgı dilime
yolcu, yolunda gerek

bir yanın eksiktir şimdi
bir bakış, dokunuş, belki de sesin
duyulmaz, çekilir el ayak
ne yüze gülenin dost
ne sesine gelen sevgili
sokağı boş, kapısı kapalı
elinin tersinde sevda

yüreğime is döşüyor zaman
inatlaşıyor renklerle
hep gidiyor birileri bir yerlerde
uzaktır en yakın
en yakın uzaklarda
dilden dökülen neyse
oydu yazgıya vurulan

yoksun diyedir belki
es geçiyorsam yaşamı
komşu gezmelerine gidip de hani

bir gün batımı sırasında utanmış
kızarmış olsun da göğün yanağı
gözümü gözlerinle yoklayıp
“seni seviyorum” desen
hazır hanımeli kokusu da sarmışken sokağı
atıversek şöyle baş başa iki tek
kutlansak
bir akşam üstü
hani gelsen diyorum gittiğin gibi
Neşe Ersoy
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

GünYüzü
09.Nisan.2009, 13:58
Çığlıktı Düştü Geceydi
Bir uzak şehirdi düşlerim
şimdi aşılmaz bir sınır
sana
dair şarkılar gibi
duvarlara çarpardı çığlığım.

_____ayazdı,
ay az gelirdi...
bu yüzden olsa gerek
gözlerin gelmez oldurdu geceme

___düştü, geceydi, çığlıktı, duvardı
__duvarlar üç adımda biterdi...
bir gülüşlük mevsimdi akşamlar

__________şimdi
seni özledimli zamanlara bırakıyorum
gül kokardı, gülün gülmesiydi geceye...
ayın yansimasıydı

_________düştü
____düşün gülüşüydü,
akşamdı, duvardı duvarların dili yoktu
___benim sesim yoktu,
aydı,
hatta ay kadar güzeldi
tutsaktı,
çıglığı duvardı
duvarlarin dili yoktu...


benim sesim hic yoktu...
Aynur Sultan

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

GünYüzü
09.Nisan.2009, 13:59
Bir Ayrılış Hikayesi...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
..........
..........


Nazım Hikmet Ran
Şu konularda daha fazla şiir: Anne (http://www.antoloji.com/Anne/siirleri/), Kadın (http://www.antoloji.com/Kadin/siirleri/)
(c) Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık
[/URL] (http://www.antoloji.com/siir/uye/antolojime_ekle.asp?ekle=1420%26108)
puan
8,9
(242 kişi)

[URL="http://www.antoloji.com/siir/siir/forum.asp?siir=1420&gyf=ON"]yaz (http://www.antoloji.com/siir/siir/forum.asp?siir=1420&sira=34&toplam=258) | oku (http://www.antoloji.com/siir/siir/forum.asp?siir=1420&sira=34&toplam=258)






(c) Bu şiirin telif hakları Yapı Kredi Yayıncılık A.Ş'ye aittir.
Yapı Kredi Yayıncılık, Nazım Hikmet Ran şiirlerinin internette yayınlanmasına izin vermediğinden, şiirin tam metnine yer veremiyoruz. Şirket Nazım Hikmet Ran şiirlerinin telif haklarını satın alarak veya anlaşma yoluyla bu şairimizin şiirlerini temsil etme hakkı elde etmiştir. Yapı Kredi Yayıncılık A.Ş., Nazım Hikmet Ran şiirlerinin nerede ve nasıl yayınlanacağına karar verme hakkına yasal olarak sahiptir. Antoloji.Com; Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına %100 uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde tam metnine yer verilen şiirler, şairlerin kendilerinden veya temsilcilerinden alınan izin ile yayınlanmaktadır

GünYüzü
09.Nisan.2009, 14:03
Korkuyor
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.
William Shakespeare

GünYüzü
10.Nisan.2009, 17:48
Ne taht kaldı ne de baht,
İkiside yerle bir oldu.
İki günlüktü saltanat,
Kısa bir rüyaydı.

Ne kaldı geriye,
Bir kuru isketten başka,
Başına taktığı kavak,
Şimdi mezar taşında.

-alıntı-

GünYüzü
10.Nisan.2009, 17:49
SENİ NASIL SEVDİM BİLİYOR MUSUN?

Bütün mevsimlerde yüzüm kırağı tutuyor
sende benim gibi üşüyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Milyonluk nüfusun içinde yapayalnızım,
bir gölgelik ışık bile parlamıyor.
Sende benim gibi korkuyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?


Bıraktığın hatıralar kanıyor,
yaralara gözyaşımı basıyorum.
Sende benim gibi sızım sızım
sızlıyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun

Seni senden, seni benden, seni onlardan,
seni ağrıyan yanımdan bile çok sevdim.
Yoksa sen gülüyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Üstüne serpilecek topraktan da daha çok
Sevgimden kefen biçip,
aşkımdan tabut çaktım
seni kalbime gömüyorum.
Yoksa sen kaçıyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Bana on dakikanı ayır
gözlerinle gözlerim buluşsun
sana fısıldayacakları var diyorum
bakarız kısmet, zaman diyorsun,
beni zamana mı bırakıyorsun,
bana saniyeleri heba mı görüyorsun,
ben sana ömrümü veriyorum alıyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Sana bir şey olmasın diye
kalbime dokunamıyorum
içinde sen yaşarsın,
sana bir şey olmasın diye
tenime dokunamıyorum
tenimde teninin izi var.
Sense benden aldığın beni cömertçe
har vurup harman savuruyorsun
seni nasıl sevdim biliyor musun?

Seni nasıl sevdim diyorum,
beni duyuyor musun?
Beni duyman lazım,
beni duymalısın
çünkü ;
sen padişahların, perilerin kızısın
sen Aslı’sın, Şirin’sin, Leyla’sın
Ferhat´a dağları deldiren aşkı
bana yaşatan kadınsın
beni duymalısın.

Sen yeni doğmuş, saf, sabi,
zerre kadar günahı olmayan
taze bebek canısın,
otuzunda bile süt kokarsın,
sen zalim olamazsın beni duyarsın.
Sen duru bir susun, Peygamberin torunusun
beni duyuyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Sensiz gelen her sabahın doğan güneşine
uyanmak ne kadar zifiri karanlıkta
kalmakmış sen biliyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Bütün saatlerde seni dolu dolu yaşarken,
yüreğimin penceresinden sana koskoca Ankara´yı
santim santim gezdirirken,
ALLAH aşkına sen beni kaç saniye
düşünüyorsun.
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Seni senden, seni benden, seni onlardan,
seni ağrıyan yanımdan bile çok sevdim.
Yoksa sen gülüyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?


Lokman KAYA(m@v!hüzün)

ANKARA/2005

GünYüzü
10.Nisan.2009, 17:50
Senin Hasretindir Ya Rasul


SENIN HASRETINDIR YAKIP KÜL EDEN
SENDEN COK UZAKTA BU BEDEN

SENI GöRMEKTIR HAYALIM
GöRÜYORSUN ELBET BENIM HALIM

ILLAKI COK KUSURLARIM VAR
SEN RAHMET EYLE EY GÜZEL =YAR=

NAPAYIM BU DÜNYAYI SENSIZ
DÜNYAM TUZSUS,SEKERSIZ COK SESSIZ

öZLÜYORUM SENI,DINMEYEN öZLEM BU
OLURUM INSALLAH SANA LAYIK (YA HU)

SENI COK SEVIYORUM YA RASUL

-alıntı-

GünYüzü
10.Nisan.2009, 17:51
Seni Bir Bedende Bulsam

Seni bir bedende bulsam ,
önce ellerini tutardım bir daha bırakmamak Üzere .
Sonra , GökyÜzÜnde kayan bir yıldız misali ,
Gözlerinden kalbinin derinliğine inerdim ,
EvrenÂ’de varolmanın sana olan şÜkranı ile .

Seni bir bedende bulsam ,
önce kendi bedenimi yok ederdim , sen tek kalasın diye.
Sonra , bir su damlası ile verdiğin yaşam misali
Gene bir Ademoğlu olmak isterdim ,
Ve ; Bir evren olurdum sana hasret

Seni bir bedende bulsam ,
Sona erer miydi , özlemimi çektiğim hasret
Bilemiyorum ! bilmek de istemiyorum .
Sadece ,
GÜndoğumundan , gÜndoğumuna uyurdum kucağında ,
Sevgine hasret .

Erdem ALAGöK

GünYüzü
10.Nisan.2009, 17:52
SANA YÖNELDİM

Densizin lafından hayır gelir mi?
MÜnafığın sillesi bizi ezer mi?
Kul hakkına Allah sabır eder mi?
Sabredenlerden oldum sana yöneldim.

Bin dertli bir devaya hasret,
çölde susuz kaldım bir damlaya hasret.
Aşkından divane oldum, gÜl yÜzÜne hasret,
Bir seni dÜşÜndÜm, sana yöneldim.

Kandillerini yaktın gecenin karanlığında,
Cehaleti kovdun indirdiğin kur-an la.
Hak aşkına geldim senin yanına,
İnananlardan oldum sana yöneldim.

Ektiğim tohumu hasat yaparken,
Harmanda dahi seni anarken,
Bir yetim uğruna bin terlerden,
çalışanlardan oldum sana yöneldim.

Bir sevap uğruna, gÜnahtan oldum,
Bıraktım zevki, sefadan oldum.
Seni her anışımda kendimden oldum,
Ham iken piştim sana yöneldim.

-alıntı-

GünYüzü
10.Nisan.2009, 17:54
Şehid Ecdadım


selam olsun sana şehid ecdadım !..
Huzurum,onurum,şerefim,şanım...
Kutsal hediyendir cennet vatanım.
özgürlüğümüzdür, akan kanların...

Meram naciz kalır mücadelene!
Kelam aciz kalır yüceltilmene!
Alem hayran kalır şehadetine!
Milliyetimizdir, akan kanların...

Selameti sensin al bayrağımın.
Berketi sensin kan toprağımın.
Sefaleti olmaz ki vatanımın.
Ziyafetinizdir, akan kanların...

Dinim o zaman tam varsa vatanım.
Dilim fikrim yarım yoksa vatanım.
Hürsem sayendedir şehid ecdadım .
Hürriyetimizdir, akan kanların...

Idealimdir o yüce makamın!
Hür yaşamalıdır çünkü yarınım!
Yolundan gitmektir sana şükranım!
Diyanetimizdir, akan kanların...

Esaret altında ölde yaşama!!!
Mürekkep kan olur bu ihtişama!..
şanlı tarihimiz kabus düşmana!!!
Uygarlığımızdır, akan kanların...


şiir:gökhan er
[/sıze]

GünYüzü
14.Nisan.2009, 07:12
http://www.antoloji.com/siir/media/26/www_antoloji_com_1160926_618.JPG

GünYüzü
14.Nisan.2009, 07:15
Acı Verip (http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sair=53233&siir=1161245)

Bana bakan can gözüne
Acı verip susturmuşsun

Attın beni gök yüzüne
Ruhumdaki o özüne
Işık yakıp aydınlattın
Bana bakan can gözüne

Kanat takıp uçurmuşsun
Ruhumu sen doldurmuşsun
Uzak kalan deli gönlüm
Acı verip susturmuşsun

Bahattin Tonbul (http://www.antoloji.com/siir/sair/sair.asp?sair=53233)

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:22
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Birşey Var
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
Ataol Behramoğlu

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:23
Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:24
Dostları Olmalı İnsanın
Dostları olmalı insanın,
Aynen gemilerin limanlari gibi
Zaman zaman uğradığın
Yükünü boşalttığın
Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda
Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
Geri döneceğin günü bekleme umuduyla
Bazen rüzgara o açmalı yelkenini
Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla
Halatlarını çözmeli
Seni çok ama çok özlemeli
Dostları olmalı insanın,
Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen
Düşünmediklerini düşündüren
Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen
Gerektiginde senin için ateşi yutabilen
Yolunu ısıtan ustan olmalı,
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini
Sana verebilmeli soğuk bir kış gününde
Üzerindeki tek gömleğini.


Oğuzkan Bölükbaşı

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:25
Değişik Başka türlü bir şey benim istediğim:
Ne ağaca benzer, ne de buluta.
Burası gibi değil gideceğim memleket
Denizi ayrı deniz,
Havası ayrı hava..
Bir başka yolculuk dalından düşmek yere
Yaşadığından uzun
Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
Ağacın yüksekliğince
Dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
Vardığın çimen yeşilliğince
Nerde gördüklerim?
Nerde o beklediğim
Rengi başka
Tadı başka..

Can Yücel

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:26
Bir Gün

Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
Bil ki seni düşünüyorum
Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, acil
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum
Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak
Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak
Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
Bil ki seni istiyorum
Gecelerden bir gece uyanırsan apansız
Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse
Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
Ve bir gün kabrimde bir kara gül biterse
Bil ki seni seviyorum

Ümit Yaşar Oğuzcan

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:27
Sevi Şiiri

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak
Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kah çocukça mavi, kah inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman
Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karsısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini
Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevgini
Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

Ümit Yaşar Oğuzcan

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:29
Ağlarım
Kalbi kırık babanın hâli içim burkutur,
Üzülen annelere dayanamam ağlarım.
Feryâdı çocukların yıkar beni korkutur,
Sızlayan gönüllere uzanamam, ağlarım!

Yuvasından uzakta gördüğüme yanarım,
Boynu bükük hastaya, yürek olur kanarım,
Aç bîilâc sokakta kalanla buz donarım,
Vermek ister bol para, kazanamam, ağlarım!

Ateş düşer şehidin hânesine kor olur,
Yetim kalan yavruya hayât elbet zor olur,
Ana baba kardeşin, eşin gözü mor olur,
Şehidlerle al kana boyanamam, ağlarım!

Görsem bir ihtiyârı çâresiz kıvranırken,
Bir genci büyüğüne kırıcı davranırken,
Dahası hayâsızca vurmaya kavranırken,
Sille tokat üstüne çullanamam, ağlarım!

Sevenin ayrılığı yüreğimi parçalar,
Bilirim hasret çeken gönül derinden yanar,
Dargın olan insana, koca dünyâ gelir dar,
Dil dökerim sulha, zor kullanamam, ağlarım!

Tembele tinerciye diyecek lâf bulamam,
Mâzereti yok bunun, beyinsizlik tastamam,
Teröre bölücüye hoşgörülü olamam,
Asker olup dağlara yollanamam, ağlarım!

Aklım almaz kapkaçı, cinâyeti vurgunu,
Bu zâlimler gâliba ahlâksızlık yorgunu,
Allah yapar ahrette, hesâbını sorgunu,
Câhilim, nasihâtte bulunamam, ağlarım!

Milletin emvâlini kim ediyorsa talan,
Dalavereci söyler adâlete de yalan,
Riyâsete memursa kim; falân ya da filân,
Yularına yapışıp yaylanamam, ağlarım!

Mal müsrifle pintide, para kirli eldeyken,
Adâlet terâzisi okka dirhem yeldeyken,
Şuurunu yitiren insanlık bu hâldeyken,
Bir koltuğa kurulup sallanamam, ağlarım!
Sefa Koyuncu

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:30
Deniz Bitti
İhtiyaç var tımara, azgın aygır çit deldi,
Yıkılanı imâra, 'Üçüncü Yeni' geldi.

Serbest vezin dediler, şiiri koymadılar,
Ma'nâyı da yediler, yine de doymadılar.

Birer şâir timsâli, gördü bir diğerini,
Kelle yağır misâli, övdüler birbirini.

İkinci Yeni yeri, tımarhâne gibiydi;
Saçmalıklar meşheri, 'Öküz' adlı dergiydi.

Ece Ayhan da böyle, şiire mezar kazdı;
Kendi ifadesiyle, 'Öküzlemeler' yazdı.

Bir ve İkinci yeni, pes doğrusu dedirtti,
Kalmadı bir bileni, şiirde deniz bitti.

'Üçüncü Yeni' bizim, hece ve aruzlu şiir;
Sen de katıl azizim, hesap devri bu devir!
Sefa Koyuncu

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:31
Iraklı Bebekler

Dağıttılar yuvayı,
enkazla bir çöktünüz.
Göremeden dünyayı,
âhirete göçtünüz.

Tanklar oldu salıncak,
toplar oyuncak size.
Kara toprak saracak,
doymadan annenize.

Andırdı yanardağı,
eviniz, eşiğiniz.
Oldu ateş yumağı,
bir anda beşiğiniz.

Uyurken mışıl mışıl,
alevle uyandınız.
Bilmeden hayat nasıl,
cayır cayır yandınız.

O hazin bakışınız,
cigerimi yakıyor.
Süzülen gözyaşınız,
yüreğime akıyor.

Elinde çılgınların,
katil, akıllı füze.
Kahreden yangınların,
gözyaşı düştü bize.

Iraklı bebekler, siz;
mağdurları ihmâlin.
Asıl suçlu bizleriz,
n’olur bizi affedin.

Sefa Koyuncu

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:32
İstanbulsun

Seninleyim can oldukça bedende,
Can havliyle sarılmışım boynuna!
Öyle huzûr buldum, öyle ki sende…
Kovsan gitmem, girdim artık koynuna!

İhtişâmlı duruşunla hitâbın,
Silüetin bu gönlümü dağlayan!
Yakamozlu gökkuşağı mehtâbın,
Deryândaki raksı bana bağlayan!

Seni gördüm endâmına vuruldum,
Seyredeyim sakın kalkma yerinden!
Erenlerin sofrasına kuruldum,
Safâ buldum bir oh çektim derinden!

Kavuşmamız Feth-i mübîn zamânı,
Sendeyim ya, gerisini neyleyim!
Vursun mehter coştursun bu cihânı,
Sen alkışla ben terennüm eyleyim!

Hatırlarsın gariptin ilk gelişim,
Çok ürkektin, bakışların buğulu…
Çekti beni sevdiğini bilişim,
Sana çıktı yürüdüğüm aşk yolu!

İsteyenin mavi deniz gök kubbe,
Kalbim ancak sâhibine bendedir!
Hisarların, gökdelenin bir habbe,
Benim gönlüm gözüm yalnız sendedir!

Ufkun iki yakasında martılar,
Güvercinler devamda aşk dersine.
Asırlardır ayaktadır bu çınar,
Hasret çeker yıllardır nal sesine!

Boğaziçi uğultusu enginin,
Eser ‘sevdâ gülümüz’den bir rüzgâr!
Alır beni çemberine sevginin,
Eyüp, Fâtih, Eminönü, Üsküdâr!

Kıskanırım bakma öyle edâlı,
Salındıkça kesilmiyor akınlar!
Bir ben değil sana herkes sevdâlı,
İstanbulsun her gönülde yerin var!

Seninleyim cansız kalsam bedende,
Can havliyle sarılmışım boynuna!
Öyle huzûr buldum, öyle ki sende…
Kovsan gitmem, sokulmuşum koynuna!


Sefa Koyuncu

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:33
Kanına Dokundu mu?
Şu Irak’ta olanlar,
kanına dokundu mu?
Senin de için yanar,
kanın donar oldu mu?

Kaldın mı aylar boyu,
katliam etkisinde?
Terk ettin mi uykuyu,
duyduğun âh sesinde?

Almadı mı senin de,
zulmü aklın havsalan?
Nasıl böyle bir devirde,
katledilir Müslüman?

Bağdat kütüphanesi,
yakılırken yandın mı?
Evliyalar hânesi,
yanarken ağladın mı?

Büyüyen gözbebekler,
sana doğru baktı mı?
Doğranılan bebekler,
seni de ağlattı mı?

Dövünürken bir anne,
derdin dört katlandı mı?
Senin de yüreğine,
bir hançer saplandı mı?

Dört dönerken bir baba,
acısını duydun mu?
Yoksa yumuşak, kaba;
döşekte uyudun mu?
Sefa Koyuncu

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. (Diğerleri Gibi)

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:35
Şiirce

Eskiden seci vardı,
Okunurdu su gibi..
Süslü nesir yazardı,
Osmanlı’nın edibi!

Şimdi yeni tarz var ki,
Şâirâne adında…
Şiir değil de belki,
Şiirimsi tadında!

Mâdem şiire yakın,
Bu vezinsiz metne, biz!
Teklifim şudur, bakın;
‘Şiirce’ demeliyiz!

Sefa Koyuncu
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

GünYüzü
17.Nisan.2009, 10:36
Turan

Tek tipleşen dünyada,
Yerimizi alalım…
Dilimiz ortak payda,
Müslüman Türk kalalım!

Her hâl ve şartta birlik,
Ceddin gösterdiği yön…
Ey Türk, birlikte dirlik,
Titre ve kendine dön!

Kurmalıyız dirliği,
Rehberimiz Kur'ân'dır…
Türk Devletler Birliği,
Hedefimiz Turan'dır!


Sefa Koyuncu

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

GünYüzü
17.Nisan.2009, 16:50
Tablo (http://siir.sitesi.web.tr/ozdemir-asaf/tablo.html)

Şair: Özdemir Asaf (http://siir.sitesi.web.tr/ozdemir-asaf/)

Kedi gitti geceye değdi,
Karardı,
Döndü kadına değdi.

Bir kadın portresi belirdi;
Elinde siyah bir gül vardı,
Kucağında kırmızı bir kedi.

GünYüzü
17.Nisan.2009, 16:51
39 Harbi (http://siir.sitesi.web.tr/enver-gokce/39-harbi.html)

Şair: Enver Gökçe (http://siir.sitesi.web.tr/enver-gokce/)


Gitsem de gitsem...
Bir an için terk-i diyar etsem
Biliyorum şu giden yoldur
Nehirdir, ordudur
Ve insanlara ait bir macera, bir sefer
Ama
Hicret mi, zafer mi, bozgun mu görsem
Görsem
Dost dediklerime zincir vuranlar kimdir?
Açık ve Türkiyeli avuçlarımı
Sıcak sakladım
Buz tutmuş
Eller içindi,
Şimdi sargısız, merhemsiz, çaresiz geliyorum
Şarapnel yarası kollar!
Şimdi uzaklardan teklifsiz ve senin için geliyorum
Kurşun yaralarından haber beklediğim
Yabancı değilim yoksa
Bir tanışmazlığım vardır
Ve unutulmuşluğum.
Çıksam, çıksam dağ olsa da yücesine
Duyar mıyım, duyar mıyım top seslerini
At boynundan aşan yiğidim
Şu terkedilmiş toprak
Şu yanan köy
Şu devrilmiş araba
Şu tank altındaki
Senin sevdiklerin mi?
Kömür işlenirdi,
Kalem oynardı, yol döşenirdi,
Güneşe selam durulurdu,
Her gün başında
Varsam görsem
Görsem her şey yerli yerinde mi?
Sana düşman oldum
939 harbi
Beni dostlarımdan ettin,
Beni mahzun ettin
Sefil ettin
Şair ettin!
Sana bin teşekkür
Büyük ızdırap
Bana sevmeyi
Bana hakikatı
Bana insanları öğrettin.

GünYüzü
17.Nisan.2009, 16:53
8.10 Vapuru (http://siir.sitesi.web.tr/cemal-sureya/810-vapuru.html)

Şair: Cemal Süreya (http://siir.sitesi.web.tr/cemal-sureya/)


Sesinde ne var biliyor musun
Bir bahçenin ortası var
Mavi ipek kış çiçeği
Sigara içmek için
Üst kata çıkıyorsun

Sesinde ne var biliyor musun
Uykusuz Türkçe var
İşinden memnun değilsin
Bu kenti sevmiyorsun
Bir adam gazetesini katlar

Sesinde ne var biliyor musun
Eski öpüşler var
Banyonun buzlu camı
Birkaç gün görünmedin
Okul şarkıları var

Sesinde ne var biliyor musun
Ev dağınıklığı var
İkide bir elini başına götürüp
Rüzgarda dağılan yalnızlığını
Düzeltiyorsun.

Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var
Küçücük şeyler belki
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar

Sesinde ne var biliyor musun
Söylenmemiş sözcükler var

GünYüzü
17.Nisan.2009, 16:54
Aç Kuşlar (http://siir.sitesi.web.tr/behcet-aysan/ac-kuslar.html)

Şair: Behçet Aysan (http://siir.sitesi.web.tr/behcet-aysan/)


1.

kana boyandı kirmenimde yün
kuşmarlara, tuzaklara düştüm
menevişlendi durgun sularım
sedef
bir bıçak aldım dostlar

güneşi yiyorlar
aç kuşlar.

aç kuşlar, yorgun işçi
yeni çıkan vardiyadan
elliyorlar yıldızların
kınasını.

aç kuşlar, topraktan
güneşi bakır bir kap gibi
kalaylıyorlar.

2.

bense, toy bir çırak
kırık keman
paslanmış tabanca
küflü bir an
kurutulmuş papatyalarla
kitabın ortasında

3.

hayat, aşıp geçiyor
bütün kitapları
yeni acılar gerek
yeni aşklar
yaşamaklar ve anlatımlar
beklemiyor bizi
hiçbir şey
hiçbir yerde
solgun hercaimenekşe
ve buna, buğulanıp çarpıyor
benimle birlikte

buzlu bir camın arkasında çarpıyor
buğulanıp.
sesim
dişlilerin şarkısına karışıyor.

GünYüzü
17.Nisan.2009, 16:55
Acılar Denizi (http://siir.sitesi.web.tr/umit-yasar-oguzcan/acilar-denizi.html)

Şair: Ümit Yaşar Oğuzcan (http://siir.sitesi.web.tr/umit-yasar-oguzcan/)

Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana;herkes içime dökmüş artıklarını

Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...

GünYüzü
17.Nisan.2009, 16:56
Açılmamış Kapılar (http://siir.sitesi.web.tr/cemal-sureya/acilmamis-kapilar.html)

Şair: Cemal Süreya (http://siir.sitesi.web.tr/cemal-sureya/)


Sevdiğin kentlerin selamı sanki
Sülüs kamyon şoförleri
Kufi hamallar

Anılar hep sonbaharda gibidir
astrakan gecede
süt yıldızlar

Belleğinin yerini tutar kadehindeki
Taşlar taş kemerler
İvedi sarmaşıklar

Hayatını sarsan binbir andan
adlarını yıllara
veren yargıç krallar

Ne varsa yarım kalmış, geleceğindir
Bir kez girilmiş sokaklar
Açılmamış kapılar

Bilir misin iki kökeni var hüznüniyetinin:
çiçek durumu aşklar,
yaprak düzeni siyasalar.

GünYüzü
17.Nisan.2009, 16:57
Acıya Kurşun İşlemez (http://siir.sitesi.web.tr/adnan-yucel/aciya-kursun-islemez.html)

Şair: Adnan Yücel (http://siir.sitesi.web.tr/adnan-yucel/)


Sabrın çalkalanıp taştığı sulardadır
Çığlıklarla parçalanmış uykularda
Buruşturulup atılmış aşklarda
Ve çalınmış mutluluklardadır
Ses ile yürek
Büyük rüzgarların o yanık şarkısı
Hala yükselir içimizden dağılır
Coşkunun doruklarında sürer yankısı

İlk kurban adanırken bir nehire
Korkunun ilk nişanında başlamıştır
Gözyaşının ilk damlasından kalma
yaslı baharlarla gelmiştir bugüne
Kanla yazılan yasalarla
Açlığın otağ kurduğu sabahlara
Ve sonuçsuz kalan ahlarla gelmiştir
Acıya kurşun işlemez artık
ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir

Yok bundan böyle ter yarası
Zincir tusaklığı ve sabır
Kırbaç yalvartması sessizliğin
Can pazarı ve kahır yok
Her şey yaşanan şu gün gibi gerçek
Adımız halk olduğu günden beri
Bir direnç olmuştur bizde sevinçler
Şimdi acının her kuraklığında
Onlar
Yüreğimizin ovalarına çiselenirler

Boşuna değil bu ölürcesine sevmek
Ve ölürken bile yürümek
Boşuna değil
Hep yatağı olduk tarihin ırmağının
Yenilgilerle durulmanın
Zaferlerle köpürüp kabarmanın
Ama hiç bir zaman
Anası olamadık geçmişi doğurmanın

Yıdızlar ve sular tanıktır
aç ve kavruk bir memeden
Direnmeyi yudum yudum emen
Bir çocuk gibi öğrendik
Ve direndik
Ordular kurduk türkü renklerinden
Bütün ağıtları bir hücumda yendik
Acıya kurşun işlemez artık
Biz yaşamayı zulümsüz sevdik

GünYüzü
17.Nisan.2009, 16:59
Adsız Bir Çiçek (http://siir.sitesi.web.tr/edip-cansever/adsiz-bir-cicek.html)

Şair: Edip Cansever (http://siir.sitesi.web.tr/edip-cansever/)


Rengini dünyaya ilk defa sunan
Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
Sevgilim
Bana 'sen bir şairsin' dediğin zaman.

Yalnız sana yazıyorum bu şiiri
İstersen bir şiir gibi okuma
Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
Soğuklar başlayınca havalanıp
Millerce yol katettikten sonra
Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.

Ve yazmış olacağım bir de
Her dönemde her çağda
Sevdanın kendine özgü diliyle.

GünYüzü
17.Nisan.2009, 17:01
Adı Konmuş Ayrılığın (http://siir.sitesi.web.tr/erhan-guleryuz/adi-konmus-ayriligin.html)

Şair: Erhan Güleryüz (http://siir.sitesi.web.tr/erhan-guleryuz/)


Ben o eski ben değilim, çok değiştim elde değil
Ben o eski ben değilim, yüzüm gülse içim zehir

Ayrılığın sürükleyip kıyılara vurdu beni
Kaybedenler kumsalında her gün ağlıyorum
Akan yıllar sürükleyip kıyılara vurdu beni
Kaybedenler kumsalında seni bekliyorum

Esti rüzgarlar
Bir şiir oldun dudaklarımda
Tarih olmuş şarkılarda
Hep seni söylüyorum

Adı konmuş ayrılığın çok iyi biliyorum
Seni hala seviyorum
Günü geçmiş bir sevdayız çok iyi biliyorum
Seni hala seviyorum.

GünYüzü
17.Nisan.2009, 17:02
Anadolu (http://siir.sitesi.web.tr/ahmed-arif/anadolu.html)

Şair: Ahmed Arif (http://siir.sitesi.web.tr/ahmed-arif/)


Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fukaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?



Şiir Sitesi © 2008
Şiirlerin telif hakları şairlerine ya da yasal temsilcilerine aittir.

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:10
İşte yine o bildik sancıları peydahlıyor gece
Yine düştü gözlerin, göz bebeklerime
Sarı bir yalnızlık bürüyor içimi
Bilinçsizce sıkıyorum hasret tüten ellerimi
Dışarısı, mehtaplı bir lacivert sessizliği
Ve inan bana sevgili,
Sensiz geçen her saniye;
Bir kitaba orta yerinden başlamak gibi...

Bir sigara sarıyorum geceye
Gökyüzüne bakıyorum, gökyüzüne bakıyorsun
Sokağını görüyorum, sokağımı görüyorsun
Gözlerin oluyorum, gözlerim oluyorsun
Ve aklımdan hiç çıkmıyorsun...

Bir gelsen, bir gelsem...
Bitecek bu hallerim,
Bu müptela nöbetlerim, bu paslı nefeslerim
İkincisine kavuşacak, ayaklarım, ellerim
Bir gelsen, bir gelsem...
Caddelerde haykıracak, tek celselik beraatim
Yaprakları yeşerecek çorak bedenimin
Kimliğini giyecek yeniden, şu ruhsuz tenim
Bildiğin gibi değil sevgili;
Böyle anlarda sana kurulmuş bir saat gibiyim...

Gençliğimi indiriyorum usulca
Tozlu tavan arasından
Yıllara sövüyorum, seni saklayan
Haritalara kızıyorum, bizi parçalayan
Derken, bir karanfil bırakıyorsun avuçlarıma,
Mevsimlerce uzağımdan...

Sussam diyorum, olmuyor..
Sana ulaşmak için
Uzun adımlı şiirlere sarılıyorum;
Bildiğim hiçbir dil, duygularıma uymuyor...
Sensizliğin tam kalbine nişan alıyorum;
Çektiğim hiçbir tetik düşmüyor...
Anlıyorum ki sevgili;
Aşkın matematiğinde sağlama yapılamıyor...

Sadece bir yıldızda görseydim yüzünü
Dökmezdim kan ter içinde
Yastığıma her gece,
Şu cüzzamlı hüznümü
Ve kışlara teslim etmezdim çaresizce
Takvimdeki son güzümü...

Bir gelsem, bir gelsen;
Sessizliğim dönecek gittiği sürgünlerden
Bir gelsem, bir gelsen;
Bir sağanak boşalacak ertelediğim gülüşlerden,
Bir gelsem, bir gelsen! ...
Ayrılığı sileceğim Eylüllerden...



Şafak Yolcu

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:16
BAŞBAŞA



İşte bir vazoda açmış iki gül,
İşte bir saksıda eşsiz kuşkonmaz.
Gülleri gördükçe gönlüm bir bülbül,
Saksıya baktıkça içimde bir haz.

Dışarda fırtına, uğultu, tipi;
Odada sessizlik tutulur gibi;
İşte o da geldi, evin sahibi,
Oturduk, eskiden konuştuk biraz.

Dışarda fırtına, tipi...Yerler kar;
İçerde başbaşa iki bahtiyar.
Onları ısıtan eski bir bahar,
Dışarda yepyeni bir kış, bir ayaz.



Ahmet Kutsi Tecer

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:17
BESBELLİ

Besbelli ölümüm sabahleyindir.
İlk ışık korkuyla girerken camdan,
Uzan, başucumda perdeyi indir,
Mum olduğu gibi kalsın akşamdan.
Sonra koş terlikle haber vermeye,
"Kiracım bu sabah can verdi" diye,
Üç beş kişi duysun ve belediye,
Beni kaldırmaya gelsin, odamdan.
Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut.
Sen de eller gibi adımı unut.
Kapımı birkaç gün için açık tut,
Eşyam bakakalsın diye arkamdan.


Ahmet Kutsi Tecer

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:18
BİR TOPRAK İŞÇİSİNE

Sen omuzunda yorgan, elinde torban,
Sen mevsim işçisi, büyük gezginci,
Doğduğundan beri sen, anan, baban,
Orakçı, çapacı, ırgat, ekinci.Sen, anan, baban...

Siz topraksızlar,
Sizi ben tanırım uzun yollardan.
Size en yığın yığın büyük yalnızlar,
Sizi de yaratmış bizi yaradan.
Ekip biçtiğiniz toprak sizindir,
Sizindir zorluğu, derdi, mihneti.
Sizin çektiğiniz derde dar gelir,

Tanrının ambarı olsa cenneti.
Ve cennet, dünyanın kurulduğundan
Beridir Tanrı'nın düşüncesidir.
Sen sabrını yere çaldığın zaman
Bu güzel hülyadan Tanrı ürperir.
Siz ey yığın yığın büyük yalnızlar,
Sizi de yaratmış bizi yaradan.
Ey mevsim işçisi, ey topraksızlar,
Sizin toprağınız size bu vatan.


Ahmet Kutsi Tecer

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:20
Ahmet Ada

Günyenisi küçük kız

Bir park kanepesinde oturuyorum deniz
kıyısındaki, burnumda tütüyor
günyenisi küçük kız, bir çocuk kadar
suçsuzum onu sevmekle, bunun için
ilgileniyorum kırgın çiçeklerle

Baktıkça resmine gül açılıyor parmak
uçlarımda, ne çok istiyorum onu
gün eskiten gözleri değdikçe günebakanlara
nasıl da yakıştırıyorum günebakanları
gözlerine

Serçelerle, evet serçelerle geçiyorum
ara sokaklardan, oyun oynuyor toz
duman içinde çocuklar, geçiyorum
içimde hüzne benzer bir duyguyla

Şimdi şurdan koşuyorum
kuşlar kalkıyor koştuğum taşlıklardan
bir aldanış mı yaşadığım yoksa
bilmiyorum ne kadar koşabilirim
eskimez yeşil pabuçlarla gelen aşka

Ey serçe gölgeleriyle lekeli ara sokaklar
nasıl da sendeliyor kalbim küçük
bir kız için, yürüyüp gidiyorum yüzümü
bir Akdeniz çiçeğine gömerek

Sevincimi bozuk paralar gibi dağıtıyorum

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:21
Bilal Kayabay

Bahar Kal
sarıölümlere suskun
çıplaklığını kuşanır
yüreği yeşil ağaçlar

göçmenlerin telekleri
fısıldar gökyüzüne
songüzün gelişini
sökün eyler ucun ucun
turna sürgününde bulut
ölüyıkayıcı yağar

sel taşımadan sorumlu
kefen işlerinden kar

yeniden dirilişi
emzirmedeyken doğa
gelişsiz gidişlerin
hüznünü kimler yaşar

bahar kal bahar gönlüm
bir yerlerde pusuda
dönüşsüz bir sonbahar

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:22
Birhan Keskin

Ayrılık
kaç gecenin çölüdür bu ayrılık
kaç şiirin dölüdür üstüme
örttüğün bu ince sessizlik
kalbim alış artık, kır kendini
kendi duvarında, sesini
kendi duvarına haykır.

tesadüfen birbirine rastlamış
başka başka aşklarsızın siz artık
geceyle gündüz gibi birbirine
ayrılmış. O ki rüzgar, bir zaman
senin çölünde kumlar uçurmuş,
o ki gece ve esmer, görmüyor
sahrayı, sesi içinde karışmış.

her ayrılıkta kendine saplanan bir hançer
kendi sabrını deneyen taş,
kendi uykusuzluğunda yatak oldun.
kül koy şimdi yanına korunun
seni kavuran onu da yakmasın.
aşkla besle kendini, gül yetiştir,
sardunya çoğalt.
ki, sen aşktan ve ayrılıktan
başka ne anlıyorsun.

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:24
Berin Taşan

Aç Kapıyı Ben Geldim
Korka korka değil usul usul değil
Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Bir senin ellerinden bir senin gözlerinden
Dişlerinden dudaklarından
Nergisler ocak ayında açtı
Kendimden bahsetmeyeceğim
Yediveren güllerden duvarlardan sarkan güllerden
Çocuklardan sabah erken okula giderlerken
Atlardan bahsedeceğim
Kan ter içinde atlardan
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım oynuyorlar
Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum penceremin dibinde açacak

Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı
Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim
Yüreğim daralıyor demiyeceğim

Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin
Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin
Bir baksan gözlerime
Dağda yakılmış ateşler göreceksin
Aç kapıyı kim geldi bak
Bak nasıl havalandı güvercin
Açmam diyemezsin artık
Aç.

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:25
Cahit Irgat

İnadına
İnadına mı güzelsin
Akşamüstleri,
Demir parmaklıktan gördüğüm deniz?
İnadına mı fiyakan
Yan yan gidişin
Tombul kıçlı gemi?

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:26
Ceren Ağlargöz

Gökyüzü Hazinesi
Gökyüzündeki parlak mücevherler yıldızlar,
Burada görebildim onları.
Hiç görebileceğimi ummazdım,
Bu insana verilen güzel hazineyi.
Bu bile insanı mutlu etmeye yeter.
Gökyüzündeki yıldızlar.
Mutsuz olduğunu söyleyenler baksınlar yıldızlara,
Belki bir parça bulurlar kendilerinden,
Belki kendilerini küçük hissederler dünyada,
Belki de kendilerine burada yer bulurlar ufacıkta olsun.
Belki sevgi hissederler yüreklerinde birazcık olsun.
Bu insanın hazinesidir, sevgi.

Nankör olma insanoğlu, bak yıldızlara, gör o ihtişamı.
Hayran kalır gözlerin, bakmaya doyamazsın bu güzelliğin.

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:27
Arslan Bayır

Yeniden
Al götür beni
Adını bile
Bilmediğim yerlere
Hayata yeniden başlayalım
Yalnızlığımda
Acı tatlı günlere
Yeniden başlayalım
al götür beni
Yüce dağlara
enginlere ses verip
Buradayım diye çağırayım
Mutluyum, özgürüm diye
Al çek beni
Yeni sevdalara başlayalım
orda seninle mutluluktan çıldırayyım
Al sev beni
Dizlerinde uyut
Ellerin saçlarımı okşasın
Seninle tat bulayım
Türkü çağırıp
Sevdalın olayım...

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:28
“AL BAYRAK BİR ÜLKÜDÜR-ÜLKÜNÜN ADI VATAN
OKU ÖĞREN BİLGİ KAP-ASLA OLMASIN YATAN”

Toprağım Anadolu’m-sınırda Mehmet bekler
Kollar ile kavranır-eldeki o tüfekler
Düşman iti gözlenir-ruh gerilir sınıra
Bayrak gökyüzündeyse-kalpte düzeltir yara
“Al Bayrak bir ülküdür-ülkünün adı vatan
Oku öğren bilgi kap-asla olmasın yatan”
Canlarını sevenler-seni darda görünce
O canından vazgeçti-hem gündüz hem de gece
Sensiz hiçbir şey olmaz-ne su toprak ne yemek
Senin için verilir-yurdumda bütün emek
“Al Bayrak bir ülküdür-ülkünün adı vatan
Oku öğren bilgi kap-asla olmasın yatan”
Yollarına fedadır-bin on binler milyonlar
Emrettiğin andaysa-meydana koşar canlar
Ellerde tutulursun- özgürce sallanırsın
Hedefe varmak için-çağlara yollanırsın
“Al Bayrak bir ülküdür-ülkünün adı vatan
Oku öğren bilgi kap-asla olmasın yatan”
Sen tanırsın dostunu-hele de düşmanını
Hep onlardan korudun-canım aziz vatanı
Şan oldun destan oldun-nice tarihler boyu
Senin altında yaptı-gençlerim hepsi toyu
“Al Bayrak bir ülküdür-ülkünün adı vatan
Oku öğren bilgi kap-asla olmasın yatan”
Göster bize haini-onu bir çevireyim
Yolundan dönmez ise-yumrukla devireyim
Meydan asla boş değil-boştur diye sanmayın
Düşman sana dost değil-sözüne inanmayın
“Al Bayrak bir ülküdür-ülkünün adı vatan
Oku öğren bilgi kap-asla olmasın yatan”
Bayrak toprak ve vatan-üç önemli sacayak
Üstüne kurulmuştur-geçmişine iyi bak
Ayrılmayın birlikten-küçük lokma olmayın
Öğretmen Hasan söyler-kötülüğü salmayın
“Al Bayrak bir ülküdür-ülkünün adı vatan
Oku öğren bilgi kap-asla olmasın yatan”


Hasan SANCAK

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:30
Bugün De Ölmedim Anne


Yüreğimi bir kalkan bilip sokaklara çıktım
Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
Sıkıldım, dertlendim, sevgilimle buluştum
Bugün de ölmedim anne

Kapalıydı kapılar, perdeler örtük
Silah sesleri uzakta boğuk boğuk
Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük
Bugün de ölmedim anne

Üstüme bir silah doğruldu sandım
Rüzgar, beline dolandığında bir dalın
Korktum, güldüm, kendime kızdım
Bugün de ölmedim anne

Bana böylesi garip duygular
Bilmem niye gelir, nereye gider?
Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar
Bugün de ölmedim anne.


(1979)
.

Ahmet Erhan

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:31
Diyor Ki, Ağlama...


Buruşuk ceketimi çekiştiriyor elleri annemin



Uçurumlar arasında burgaçlanan rüzgar


Kirpiklerimi yakıyor- diyor ki, ağlama


Az uzakta deniz, zeytinlikler uçsuz bucaksız


Annemin elleri tuz kokuyor, fesleğen, sabun


Kokular merdiveni doğurmuş beni


Durup durup tökezliyorum- diyor ki, düşme


Büyümüşüm, üzümüm şaraba dönüşmüş gibi


Kendimi içiyorum kan ve ter- diyor ki, içme...




2001
.




Ahmet Erhan

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:32
Denk

Sen gözlerimden tüten çığlık



Islak balkonlarımda önüme terlik uzatanımsın


Gecelerimde yere düşmelerimin rengi olan




...Uzaktan bir ezan sesi geliyor


Yorgun bir müslüman gibi uzanıyorum önümdeki rakıya


Kur'anlarımı kuruyorum, ama


Sefertaslarıyla önümden geçiyor birileri




Anladım, sabahlar hayatın dengi..
.




Ahmet Erhan

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:33
Bir Başka Mevsim


Sararan solgun, kuru yapraklar altında,

Çok uzun yıllar sonra bir başka mevsim;
Karanlıklara göz kırpar ışıl ışıl yıldızlar,
Sallanır çırpınan dalgalarda kayıklar.
Duyulur denizin yosun kokan hırçın sesi,
Rüzgarın saçlarımı dağıtan busesi.
En sevdiğim yerde en sevdiğim mevsim!
Dudaklarımdan hiç eksilmedi senin ismin...

Yeniden yaşansa keşke aynı güzel dün,
O saatler, aynı mutluluk, aynı hüzün.
Kimbilir, meçhul yarınlar kimlere güler,
Kimleri ağlatır, kimleri üzer?
Mutluluğumu çaldın sen benden,
Belki bilerek, belki de hiç istemeden.
Şimdi aklımda eski hayaller, buruk hisler,
Seni de benden çaldı geçen seneler!

Çok uzun yıllar sonra bir başka mevsim,
Hayalin hayalimde, pırıl pırıl gözlerin.
Hala ellerimde sıcacık, taptaze duruyor,

Yıllar boyu bana gülümseyen eski resmin...
.



Abacan Aşkısev Şenkal

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:34
Elveda Diyemedim



Çok uzun bir aradan sonra,


Beraberdik seninle kısa da olsa.
Belki birkaç saat, belki biraz fazla...
Hiç değişmemiştin, hala eskisi gibi,
Hala çok güzel, hala çok çekici...
a
Birlikte oturduk kaygısızca
Eskiyi andık, duygulandık!
Sokaklarda elele dolaştık,
Sadece yürüdük, konuşmadan.
Bozulmasın istedim o an,
Hiç bitmesin istedim.
Yaşadığımız sihirli dakikaların,
Büyüsü bozulmasın dedim...


Sonra seni sevdiğimi söyledim,
Tıpkı eskisi gibi dipdiriydi aşkım.
Dudaklarımda buseni hissettim,
Sıcaklığını ise taa içimde...
Elveda diyemedim bir türlü,
Anlatamadım tüm hislerimi...


Ayrılırken son bir kere gülümsedin,
Çok şeyler okudum gözlerinden!
Sonra koşarak uzaklaştın benden.
Gözyaşlarını görünce yüzünde,
Ardından gelmek istedim.
Yapamadım, gelemedim bir türlü,
Herşeyi daha zorlaştırmak istemedim!


Bugünü, seni ve o son anı,
Hiç unutmayacağım asla...
Aşkımızı ve hatıralarımızı,
Sonsuza dek içimde yaşatacağım!
Koskoca yıllar geçse de aradan,


Kalbimde bıraktığın izi hep taşıyacağım...
.




Abacan Aşkısev Şenkal

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:35
Bir Zaman, Bir Kendim


Aşiret garezinin yıkımında biliyorum

intikamın kör hançerini
nafile bir çırpınıştır bu belki
biliyorum
lal bir dilden ziyade gürültü oluşturan
bütün uzuvlarımı
ke-mi-ri-yor-um!

intihara yeltenmiş akrepler büyüyor
korkularımda
bir od'un ortasında kıvranırken melankoli
alçalırken insan onuru
yücelirken akrep gururu
kaçıyorum her sıladan
coğrafya değiştiren şehirlerle karşılaşıyorum
aynalara yansıyan her yüzü kendim sanıyorum.
ürküyor
düşünüyor
utanıyor
ve tarihten silinmiş aşiretlere ağlıyorum.

hokkadan taşan mürekkeplerle bozuldu şiirlerim.
gaybana bir dize gibi sızdın içime
kelimelerim kirlendi
temizlik günüm bugün
bütün tetiklerden parmak izimi temizlemekle başlayacağım işe
ardından alınterimi
ve kirimi.
bütün cinayetlerimden ötürü
aniden gelen sessizlik kadar yorgunum
azgın bir it kadar korkak
kelebekler kadar çirkin
bir aşiret çocuğu kadar yalnız
ve sefilim
kanlımın vatanında.

külleri ortada kaldı yaktığım ateşlerin
yangınımda kavruldum.
tabutlarımın ebatına göre ceset arıyorum.
ölüm biraz kıpırtısız kalmakmış
nevrozlu gece vardiyalarında.
membasını arayan kurumuş bir nehir gibi
ben hep kendimi arıyorum

hummalı kalabalıktan çıktım
nüfus cüzdanıma yeni bir isim yazdım
değiştirmesi için yazgımı
tanrıya arzuhal yolladım
kimsesiz bir yaşamı tapınarak seçtim.

elimle un ufak ettim
eski düşleri, sevdaları
saçımı kazıttım.
telafuzen zor, anlamen derin
sözcükler ezberledim.
aynalara yansıyan bütün suretlerimi kırdım
kırıklardan arda kalan
yüzümün son zerresini yaktım.
her tükeniş için yeni başlangıçlar
her miras için yeni ölümler...
kendi yüzümü tanıdım biraz
insanın en yabancı olduğu yüz, kendi yüzüymüş,
geç anladım.

beni başkası yapan
başka bir kendimle buluşturan
o iflah olunmaz dert
geçersiz kılınan kendim
bir zaman
bir aşiret toprağında
bir kanlı gibi

düşer toprağa...
.



Lokman Ayebe


.

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:36
Dönüşünüz yollardan olsun



Giden herkes yollardan gider.


Unutma!
Yıllarda yollardan,
yollarda yıllardan,
yalın ayak yıllanarak geçer.


Yollar da alır başını gider.
Yazlar üşür,kanar dallar,
kanar sağanakta açmış güller,
kararır pir u pak günler.
Her şey gider.
Aşk,
insan,
sel,
dağ,
bulut,
yol,
dünyanın kendisi gider.
Kalır riyakarlık yaşamın hain tortusunda.


Bu yollar hep gidişlidir.
Gelişi ve dönüşü olmaz.
Hayallere kapılıp her gece,
her nedense hep gece
su dökülmeden, el sallanılmadan
buralardan nevrozlu cesetler gider.


Gidemeyen hiç bir şey
dönemez.
Herkes çokça döner ama
her nedense bir kez gider.


Gidecekseniz yollardan değil,
ölecekseniz yollarda değil,
ama dönecekseniz;


muhakkak yollardan olsun dönüşünüz.
.




Lokman Ayebe

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:37
İnsan dediğin


Akabinde suretin asılır en işlek yerine zihnimin.

Bir muamma olup takılır boynuma utanç,
Kendi hakikatlığına ağlarken acılar.
Ben o ihanetlerin infazında kaybettim insafımı.

İnsan dediğin;
. arada bir
. bazen
. aynada
kendi suratına tükürmesini bilmeli...

Kuzguni bir göğe yaslanırken aşklar.
Umut ufukla özdeşleşti artık... Uzak
Yaramaz dürtülere kapılır ya akıl,
şehvetine müptela olur ya her canlı.
İşte bu nedenle;

İnsan dediğin;
. arada bir
. bazen
. aynada

kendi suratına tükürmesini bilmeli
.



Lokman Ayebe

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:38
Bir Sefilenin Hasbıhalinden



Ne idim ben, ne tabii bir kız


Belki sahrada rebii bir kız


En büyük zevkim, ümidim, neşem
Kırda seyran idi, her gün, her dem


Düşünürken o büyük sahrada
Beni halk eyleyeni tenhada


Duruyorken hareketsiz, sessiz
Yere inmiş göğe benzerdi deniz


Aksi tekbir ile dolmuş dereler
Secde eylerdi bütün meşcereler


Şebi mehtap doğar aynı şafak
Her taraf nura olur müstağrak


Akıyormuş gibi her suda hayat
Yüzüyormuş gibi hep mahlukat


Uçacakmış gibi eflake zemin
Halden, mazi ile atiden emin


Mutmain şevk ile soldan, sağdan


Bir şataretle inerdim dağdan.
.




Abdulhak Hamit Tarhan

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:39
Gazel 3



Nedür bu handeler bu işveler bu nâz u istiğnâ


Nedür bu cilveler bu şîveler bu kâmet-i bâlâ


Nedür bu pîç pîç ü çîn çîn ü hâm-be-hâm kâkül
Nedür bu turralar bu halka halka zülf-i müşg-âsâ


Nedür bu ârız u hadd ü nedür bu çeşm ü ebrûlar
Nedür bu hâl-i Hindûlar nedür bu habbetü's-sevdâ


Miyânun rişte-i cân mı gümiş âyine mi sînen
Binâgûşunla mengûşun gül ile jâledür gûyâ


Vefâ ummaz cefâdan yüz çevürmez Bâki âşıkdur


Niyâz itmek ana cânâ yaraşur sana istiğnâ
.




Baki

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:41
Ecdada Borcumuz



Çok sevdiğim kalem dostum Sabır Rüstemhanlí’ya Ölülerinizi hayırla yadediniz



Hadis
İmandan, gümandan, esen külekten
Bu millet bir nice yere bölündü.
Biri öbürünü iğnelemekten
Sanki çevrilerek akrebe döndü.


Bu ona şer atar, o buna bühtan
Allah kendi yetsin feryadımıza
Bıkıp kendimizi damgalamaktan
Şimdi de geçmişiz ecdadımıza.


İyiyi dışarda arıyoruz biz
Farkını bilmeden boşla dolunun
Savaş meydanından çekilmeğimiz
Adına yazılmış koç Köroğlu’nun:
“Yiğitlik on imiş, dokuzu kaçmak”
Bizim kimliğimiz bu imiş ancak?


Kendini küçültmek nerdendir bizde?
Nedir kendimize bu şer, bu bühtan?
Bizim aşağılık düşüncemizde
“Öküz olmaz imiş ev danasından.”


“O altın götürüp ülkeden” diye
Bühtan da yamadık Resulzade’ye.
Ama bir ayarı olur yalanın
Gel dünü bu güne satma sen bu gün
Kendi baştan başa altın olanın
Neyine gerekmiş altın, bir düşün.


Sen Allah, taş atma sen billur suya,
Gün gelir, vicdanın kınayar seni.
Amandır, koymayın karşı karşıya
Gelin Neriman’la Resulzade’yi


“Babek soy köküyle bizden değilmiş
Hatai İslam’ı ikiye bölmüş
Fetalı Allahsız, Vagif baz idi
Falansa azıcık kumarbaz idi
Geceli gündüzlü Hadi dem idi
O ayyaş, bu fersiz, o bigam idi
Biri garazkârdı, biri hasisti
Bu ondan iyiydi, o bundan pisti
Nâtavan böyleydi Hacer şöyleydi
Büyükler önünde o, bir köleydi


Rahmet demiyoruz ama bir kere
Milleti yücelten rahmetlilere
Bir soran yok mudur peki, sen nesin?
Söyle, bu millete ne getirmişsin?
Sen bühtan attığın bu büyüklerin
Yüzde biri kadar ne iş görmüşsün?


“Divan şairleri” yaramaz bize
Yoktur uyarlığı zamanımıza
Fikret’in oğlu da vazgeçti dinden
Gitti öz yurdundan, öz vatanından,
Hamit eserleri batı taklidi
Akif de, Fazıl da bir dindar idi”


“Doğudan Batıya ferman gönderen
Atalar ne kadar cephe yardılar
Batının önünde Fatihlerimiz
Bu gün yeni nesli utandırdılar.”


Kendini küçülten ey Türk, bir düşün
İncele tarihi bir de derinden.
Niçin utanmıyor batılı bu gün
Atasının haçlı seferlerinden?


Yadların önünde kekelemekle
Dedeni, nineni lekelemekle
Niye geçmişini sen danıyorsun?
Ulu şöhretini kıskanıyorsun,

Devamı diğer sayfadadır

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:42
Sözün doğruysa da deme arkadaş
Birine Turancı, birine yoldaş
Öyle bile olsa söyleme kardaş
Birine gasbıkâr, birine ayyaş


O vakitten sular akmış durulmuş
Çok şeyler değişmiş, bu ki sır değil.
Farklı düşünceler her zaman olmuş
Yarın da olacak, zaman bir değil,


Zirveden dereyi görmen ile sen
Övünme, bu değil uzak görenlik
Dereden zirveyi gör, deyim ahsen!
İşte, buna derler erlik, erenlik,
Bugünün gözüyle sen düne baksan
Geçmişe yargıda yanılacaksan,


Evvel özümüzü görek, anlayak
Bize akıl verip o ulu tanrı
Hiç görebildik mi biz on yıl gabak
Bu gün gördüğümüz bu oyunları?


Çok şey ummadık mı biz atalardan?
Bu günkü dertlere biz yâdız meğer
Bizden öncekine kulp tokmak asan,
O kulptan kendimiz azadız meğer?


Neriman kim idi? : vaktinin oğlu!
O vakit düşünemezdi o bizim gibi
Sor öz vicdanından sanki bu yurdu
O senden, ya benden az mı severdi?


Gelin ataları ata sayak biz
Ulu mezarlara taş atmayak biz
Zaman hükmeyledi, dünya değişti
Bizden arkadaki ileri geçti
Dünya göz göresi şer atar bize
Biz de şer atarız öz dedemize
Ulu Atalara yol gösteririz
Nerde ayrılsak da burda biz biriz.



Hakkı ayaklarız biz hak adına
Dil uzun, el kısa, fikir derbeder
Ya Rab! Bu dünyada öz ecdadına
Çirkef atan var mı bu millet kadar?

Bahtiyar Vahabzade

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:43
Vicdan



İki yolun ayrımında ben durup


Gah o yandan, gah bu yandan korkarım
Devden değil, sinek kadar gücüyle
Ben kendini dev sayandan korkarım
Hakk evinde hak divanı kurulmuş
Her kazancın öz kiymeti sorulmuş
İddiası boynumuza yük ılmuş
Bağışlanan şeref şandan korkarım


Bu dünyadan umacağım mizandır
Korktuğum kes bu mizanı bozandır
Tok herifin kudurması, yamandır
Acandan yok, ben doyandan korkarım


Uyarsak biz nefs adlanan elçiye
Tükürürüz vicdan kesen ölçüye
Odur veren düz, kıymeti her şeye


Vicdanından korkmayandan korkarım
.




Bahtiyar Vahabzade



.

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:44
Dorukta Rüzgâr Var


Bu, belki son merhaba!

Irmağa toprağa,
Ağaca yaprağa.
Duyan yüreğe,
İşiten kulağa,
Kurda kuşa,
Düze yokuşa...
Bu, belki son merhaba!

Dostlar, dostlar,

Dorukta rüzgâr var!
.



Coşkun Ertepınar

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:45
Cesaret



yenilmek mesele değil


ilham eder bir daha denemeyi
balta yemiş bir ağacın
sürgün vermesi gibi


* * * * *


tekrar yöneliyoruz imkansızın günün
yo kimsenin çünkü zaferi
mümkünlere bakıp değer mi deme


arzuyla dengeliyoruz vazgeçişi
.




Ebubekir Eroğlu



.

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:46
Ara Çağrı



Sen bir taze haber gibi gelmiştin unutmadım


Her gelişin bir taze haberdi, unutmadım


Aşktı alıp verilen, altın bir vakitti yaşadığımız
Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi sanki, unutmadım


Can oynardı evlerde, yollarda, meydanlarda
Can alınıp can verilirdi, hiç unutmadım


Sen uyurdun, uykun bir tepeden seyredilen uçsuz bir vadi
Kıyısından seyredilen bir denizdi sanki, unutmadım


Ah sevgili! hayat görünürdü kapından bir çırpınış yüreklerimizde
Sen evinden çıktığında güneşler doğardı içimizde, unutmadım


Toprağa düşen tohum, onda gizlenen renk, şekil, koku
Senin için biçimlenirdi, renklenirdi, kokardı senin için, unutmadım


Ebedi masum çocuklar zamanın solmayan çiçekleri
İstemişlerdi de ezan okumuştu Bilal bir sabah, unutmadım


O dirildi, o dirildi diye birden çalkalanan sokaklar
Ölüm ki sonsuza açılan bir kapıydı, hiç unutmadım


Ey aşk, ey dirilik soluğu, ey evrenin hareket kaynağı,


Nasıl unuturum, nasıl unuturum, hiç unutmadım! ..
.




Erdem Beyazit

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:47
Birazdan Gün Doğacak


'Nuri Pakdil'e'


Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı
Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında direnen insanlığın
Saçlarınız ızdırap denizinde bir tutam başak
Elleriniz kök salmış ağacıdır zamana
O inanmışlar çağının.

Zaman akar yer direnir gökyüzü kanat gerer
Siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde
Karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz
Soluğunuz umutsuz ceylanların gözyaşına sünger.

Gün doğar rüzgar eser bulut dolanır
Rahmet şarkısı söyler yağmurlar
Alnınız en soylu isyandır demir külçelere
Gürültü susar ses donar sevgi tohumu patlar
Sessiz bir bombadır konuşur derinlerde.

Ey bizim sabır yüklü toprağımızın kutsal ağacı
Sen bize hayatsın umutsun mezarlar kadar derin
Bizi tutan bir şey varsa dirilten o sensin
Üzerinde uyuduğumuz yavru kuşların tüy renkli sıcaklığı.
Ey damarlarımızda donan buz yüzlü heykeller beldesinden
Yıkıntılar sonrası sığındığım şefkat anası
Ey dağları yerinden oynatan ses ey mermeri toz eden rüzgar
Ey alemi donatan ışık toprağa can veren el.

Gün olur toprak uyanır uyanır böcekler
Sarı bozkır titrer çıplak dağlar yeşerir gök yıkanır kirli
dumanlardan
Su coşar deniz kabarır canlanır ölü şehirler
Yemyeşil bir rüzgar eser yıldızlar arasından.

Şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü
Çatlayacak yalanın çelik kabuğu
Sizin bahçenizde büyüyecek imanın güneş yüzlü çocuğu.

(Güzlek,1966)
.



Erdem Beyazit

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:48
Bulmak



Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti


Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti


Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma


Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından


Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde


Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş


Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine


Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar


Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın


Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi


Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım


Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden


Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm



(Güzlek, 1971)
.




Erdem Beyazit

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:49
Gidersen



Gidersen
bir şeyler kırılır bir yerlerde

kuşların kanadı kopar
gökyüzünde

dilim parçalanır ağzımda

sesim kısılır
yüreğimde fırtınalar kopar
alıştı bu şehir sesine, gidersen
yıkılır


gidersen acıların üşütür beni

dilim kapı tokmağına yapışır ve öğlece kalır
kiparmaklarının izi duruyor orada
gidersen
kokunu suzerim türkülerden

gidersen
rengine boyanırım
karanfillerin
bu kenti beste yaparım
üretirim kanımdaki ateşinde seni
gidersen

bırakmam, küçücük ellerini
.



Ferman Karaçam

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:51
Buharlı Lokomotif


Trenler dururdu siyah ve ıslak,

Gecenin yağmurlu karanlığında,
Gelenler özgürdü, gidenler tutsak
Telaşlı bir zaman aralığında...

Bir buhar perdesi ardında insan,
Eşya, biçim ve renk hayal olurdu.
Dev bir soru gibi yükselir duman
Lokomotif heyecanla solurdu...

Bir özlem şiirinden içli bir mısra
Gibi geçer hâlâ gözlerimizden,
O eski trenler ki sıra sıra,

Damlalar düşürür kirpiğimizden...
.



Gökhan Evliyaoğlu


.

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:53
Davetiye



Ey Benito Musolini! Ey gayet yüce,


italyanlar başvekili muhterem Düce!
Duydum ki, yelkenleri edip de fora
Gelecekmiş orduların yeşil Bosfora.
Buyursunlar... Bizim için şavaş düğündür;
Din Arab'ın, hukuk sizin, harp Türk'lüğündür.
Açlar nasıl bir istekle koşarsa aşa
Türk eri de öyle gider kanlı savaşa.
Hem karadan, hem denizden ordular indir!
Çarpışalım, en doğru söz süngülerindir!
Kalem, fırça, mermer nedir? Birer oyuncak!
Şaheserler sungtilerle yazılır ancak!
Çağri Beg'le Tuğrul Beg'in kurduğu devlet
Italyalı melezlerden üsttündür elbet;
Bizim eski uşakları alda yanına
Balkanlardan doğru yürü er meydanına;
Çelik zırhlı kartalları göklere saldır...
Fakat zafer sizin için söz ve masaldır...
Dirilerek başınıza geçse de Sezar
Yine olur Anadolu size bir mezar.
Belki fazla bel bağladın şimal komşuna,
Biz güleriz Cermenliğin kuduruşuna,
Tanıyoruz Atilla'dan beri Cermeni,
Farklı mıdır Prusyalı yahut Ermeni?
Senin dostun Cermanyaya biz Nemşe deriz,
Bir gün yine Bec onünde düğün ederiz.


Soyle, kara gömlekliler etmesin keder;
Olum-dirim savaş bir gün mukadder!
Gerçi bugün eskisinden daha çok diksin;
Fakat yine biz Osmanli, sen Venediksin!
Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir,
Hayal bütün insanlarda olan bir haldir.
Bu hayaller zamanları hızla asmalı,
Gök Türklerle Romalılar karşıIaşmalı!
Görmüyorsan gönIlumüzün içini, korsun!
Kılıçlarımız kınlarından çıkmayagörsün!


Top sesleri, bomba sesi bize saz gelir;
17'ye karşı 44 milyon az gelir.
Arnavud'u yendim diye kendini avut,
Yiğit Türkle bir olur mu soysuz Arnavut?
Kayalara çarpmalıdır korkunç türküler!
Dalmalıdır gövdelere çeIik süngüler!
Sert dipçikler ezmelidir nice başları!
Ecel kuşu ayırmalı arkadaşları!
En yiğitler serilmeli en önce yere!
Kızıl kanlar yerde taşıp olmalı dere!
Ülkü denen nazlı gelin erde şan ister!
Büyük devlet kurmak icin büyük kan ister.


Damarında var mi senin böyle bol kanın?
Türkün kanı bir eşidir lavlı volkanın!
Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir,
Kurulacak yeni Roma boş bir hayaldir,
Karşısında olmasaydi şanli 'Türk Budun'
Belki gerçek olacaktı bir gün umudun,


Insan oğIu ümitlerle dolup taşmalı,
Aryalarla Turanlılar karşılamalı.
Tabiatın yürüyüşü belki yavaştır;
Hız verecek biricik şey ona savaştır!



devamı diğer sayfada.




Hüseyin Nihal Atsız



.

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:54
Keskin olur Iikörlerden ayranla kımız,
Karnera'yı yere serer Tekirdağ'lımız.
Yurdumuzun çok tarafı olsa da kuru
Makarnadan kuvvetlidir yine bulguru...
Biz guleriz Façyo'ların felsefesine,
Dayanır mı kırkı bir tek Türk efesine?
Bizim yanık Fuzuli'miz engin biz deniz!
Karşisinda bir göl kalır sizin Dante'niz!
Bizler ulu bir çınarız, sizler sarmaşik!
'Generaller 'Paşalarla atamaz aşık! ..
Ey İtalyan başvekili! Ey Musolini!
iki ırkın kabarmalı asırlık kini...
Hesabınıi göreceğiz elbette yarın
Yedi yüzlü, yedi dilli Italyan'ların!


Irkınızı hiçe saydı Hazreti Fatih.
Biraz daha yasasaydi Hazreti Fatih
Ne Venedik kalacakti, ne Floransa...
Hoş geldiniz diyecekti bize Fransa!
Haydi, hamle kafirindir... İlkönce sen gel
Ecel ile zaman bize olmadan engel!
Burda tanklar yürümezse etme çok tasa;
Sungtilerle çarpışmadır şavaşta yaşa.
Olma boyle sinsi çakal, yahut engerek!
Bozkurt gibi, kartal gibi doğüşmek gerek!


Kılıç Arslan öldü sanma, yaşıyor bizde!
Atila'nin ateşi var içimizde!
Kanije'nin gazileri daha dipdiri!
Sınırdadir Pilevne'nin kırk bir askeri!
Edirne'de Sükrü Paşa bekliyor nöbet!
Dumlupınar denen şeyi bilirsin elbet!
Şehitlerden elli milyon bekçisi olan
Asılmaz bir kayadır bu ebedi Vatan!



Hüseyin Nihal ATSIZ

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:55
Adsız


Ey gözlerinin rengi,bütün ruhumu sarsın

Kalbimde bugün açtı siyah renkli çiçekler
Bir gün beni rüzgarlara kalbinle sorarsan
''Can verdi senin ruhuna çoktaan''diyecekler!

Taa kalbe giren gözlerinin şulelerinden
Gel sevgili gel,sen bana bir semli kadeh sun
Hiç titrememiş kalbimi tiretti yerinden
Oynattı evet,sendeki baş döndüren efsun.

Ey gözleri hançer gibi keskin,dişi kaplan
İster bana aşkın bütün alamını çektir
İster beni öldürmek için sineme saplan

Ölsem bile aşkım seni takib edecektir...
.



Hüseyin Nihal Atsız

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:56
Kahramanların Ölümü


(İşaf)

(Şehit tayyareci Kurmay yüzbaşı Kami’nin büyük hatırasına)

Gerilir zorlu bir yay
Oku fırlatmak için;
Gece gökte doğar ay
Yükselip batmak için.
Mecnun inler, kanını
Leyla’ya katmak için.
Cilve yapar sevgili
Gönül kanatmak için.
Şair neden gam çeker?
Şiir yaratmak için.
Dağda niçin bağırılır?
Feleğe çatmak için.
Açılır tatlı güller
Arılar tatmak için.
Tanrı kızlar yaratmış
Erlere satmak için.
İnsan büyür beşikte
Mezarda yatmak için.
Ve...........................
Kahramanlar can verir
Yurdu yaşatmak için...

1931
.



Hüseyin Nihal Atsız

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:57
Haber Versem Toprağa



I.



Bütün varım toplasam sonra varsam toprağa
Hepsin üstüne atsam ve savursam toprağa


Er geç basar bağrına sevgili gibi beni
Ne denli meydan okur gibi dursam toprağa


Elbet bilir uğruna niçin öldüğümüzü
Ve bir bir söyler bana, bir gün sorsam toprağa


Anlatsam üzerinde ne olup bittiğini
Çıkar toprak olmaktan, haber versem toprağa


Kimse karşı koyamaz alır götürür bir bir
Çeker beni ne denli, göğüs gersem toprağa


Uğraşıp biriktirip döksem alın terimi
Bir özgürlük evreni varıp kursam toprağa



II.


Bütün varım toplasam, sonra varsam toprağa
Senin çağınla olsam, senle girsem toprağa


Senin doğduğunu ve geldiğini senin
Atılır yerden yere, haber versem toprağa


Bulsam ve saptasam bir bir ayak izlerin
Öpsem öpsem ve sonra alnım vursam toprağa


Kutlu ayaklarındır, değdi diye sevgili
Yalnız senin adına,bir kapansam toprağa


İncinmesin diye sen, taşlara dikenlere


Diz çöküp te önünde ve yakarsam toprağa
.

Osman Sarı

GünYüzü
19.Nisan.2009, 14:59
Ey Uyan Türk Oğlu


Er meydanlarından çekilir oldun

Çorak iklimlere ekilir o! dun
Eğilmek bilmezdin bükülür oldun...
Sürer mi bu gaflet; daha kaç sene? Uyan ey Türk uyan! Uyumak nene?

Boşaldın boşaldın.. dolabilmedin,
Gidişin o gidiş.. gelebilmedin...
Döktüğün kanları alabilmedin...
Şah damarlarına yapışan kene
Sömürür mü seni: daha kaç sene?
Bakın şu Oğuz'un torunlarına;
Kara taş bağlamış karınlarına!
Umutsuz gözlerle yarınlarına
Bakarlar mı dersin; daha kaç sene
Uyan ey! ... Kendine dönmeyi dene!

Eski sandıklarda harsın, tören ey!
Hain, çaşıt dolu; yanın, yören ey!
Bağlı tutsak sanır seni gören ey!
Bu böyle sürer mi; daha kaç sene?
Uyan ey! ... Kendine dönmeyi dene.

Bak ne der Oğuz Han, Alparslan, Tuğrul:
Ey Bozkurtlar soyu! Yerinden doğrul!
Silkin! ... Öz mâyanla yeniden yoğrul!
İnsanlığı nûra kavuştur yine
Uyan ey! ... Kendine dönmeyi dene.


devamı diğer sayfadadır.

GünYüzü
19.Nisan.2009, 15:00
Acunda ne varsa kurudan, yaştan
Al Dede Korkut'tan, Hacı Bektaş'tan
Malazgirt ufkuna doğ yeni baştan...
Dilerim Tanrı'dan bu devran döne,
Uyan ey Türk! ... Uyan! Uyumak nene?

Seni aldatmasın 'Batı' denilen,
Onun mayasıdır 'katı' denilen,
Onun iç yüzüdür 'kötü' denilen...
Odur özsuyunu sömüren kene!
Sen uyan; onu da uDüşün! Kaç parçaya bölmüşler seni?
Sonsuz bir sahraya salmışlar seni...
Kanadını kırıp yolmuşlar seni..
Kalk, doğrul yerinden! Yürü, geç öne!
Uyan ey! ... Kendine dönmeyi dene.

Yıkıldın, yakıldın: 'devrim' dediler,
Soysuzlaştırıldın 'evrim' dediler,
Bozkurta it, ite 'yavrum' dediler..
Kalk, doğrul yerinden! Yürü, geç öne!
Uyan ey! ... Kendine dönmeyi dene.

Türk Bilge Kağan der 'İşitin beni!
Benim çağlar aşan, benim en yeni.
Ey Türk! Birgün gaflet basarsa seni
Gönül ver, kulak tut bendeki üne,
Uyan Ey! Kendine dönmeyi dene! '

'Üstten gök basmayıp yer çökmeyince
Hainler türeyip bel bükmeyince
Seni gafil bulup kan dökmeyince
Türk'ün bir düşmanı çıksa da bine
İlini, töreni bozamaz yine! '

Köklerinden koptu okumuşların,
Batıyı put yaptı okumuşların,
Yaptığına taptı okumuşların...
Ey Türk! Kendine dön! Yad, yaban nene
Kalk, doğrul yerinden, yürü geç öne!

Dinle! Dövülmekte... Çağrı kösleri,
Dinle! Yakındadır... ayak sesleri,
Bozkurtların sıcak, hür nefesleri
Ufkunu doğudan sarsın da yine
Kalk! Doğrul yerinden! Yürü, geç öne!

Sen, Oğuz Ata'nın has milleti, sen!
Sen, son Peygamberin has ümmeti. sen!
O seni boğmadan, boğ zilleti sen! ...
Uyan! Ey Türk oğlu! Uyumak nene?
Kalk, doğrul yerinden! Yürü, geç öne!

Medet ummaya gör kızıl surattan,
Seni mahrum koyar aşktan, muraddan,
Çağla Sakarya'dan, kükre Fırat'tan..
Kara, kızıl, sarı.. sür, topla yine;
Bunlardır özünü sömüren kene!

Destanlar yazılır, şanına lâyık,
Yine de erişmez ününe lâyık,
Olursan soyuna, dinine lâyık...
Geçer bu gafletin; sürmez çok sene,


Uyan ey Türk oğlu! Uyumak nene?
.



Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

GünYüzü
19.Nisan.2009, 15:01
Aşkı Gözyaşı Besler


Vurmazsa yüreğine aşkın yalın alevi,

Biter coşkun maceran yılların başa döner
Zaman değirmeninde öğütür günlerini
Ömrün dirilten çarkı bakarsın boşa döner.

Bir sessiz çırpınıştır sevdanın yorgun izi,
Yıldızlar sır saklamaz, bize anlatır bizi,
Görmezsen göz yaşınla ıslanmayan denizi,
Gönül bu, kırılırsa kasılır, taşa döner

Aşkı gözyaşı besler, gurbette olgunlaşır,
Çileyle yıkanmazsa bin belaya bulaşır,
Yakar nice yüreği, nice sırra ulaşır,

Barıştan zevk alsa da her gün savaşa döner
.



Muhsin İlyas Subaşı

GünYüzü
19.Nisan.2009, 15:02
Biter



Umut yorulur, koşmazsa,
Bir köhne kafeste biter.

Gerçek hayali aşmazsa,
Ömür bir nefeste biter.


Bir hevese neler verdik,
Nice hayaller gönderdik,
Kim bilir kaç saf güzellik,
Çirkinleşen süste biter...


Üstüyle altı bir yerin,
Beklemek acılı, derin,
Yaşanmayan sevgilerin,
Heyecanı seste biter.


Umut, zaman, imkân derken,
Yalnızlık gelmişse erken,
Sen koroda yer ararken,
O çalınan beste biter!..

.




Muhsin İlyas Subaşı



.

GünYüzü
19.Nisan.2009, 15:04
Değişmem


Onurum ekmeğimdir, tüm cihana değişmem,
Sessiz yalnızlığımı kirşi şana değişmem!


Bende sönen umutlar, sende ufuklar açsa,
Dökülen bir gülümü bin goncana değişmem!


Benim gönül ipimde kırk fahişe gezinmez,
Uzletimi zevk eder pis dünyana eğişmem!


Huzur olsun yeter ki, toprak damlı odamda,
O küçücük umrânı cam villana değişmem!


Yokluğa teyellenmiş bir ömrü taşırım da,
Soğanla ekmeğimi tok sofrana değişmem!


Kendi iç iklimime şükürle razı olur,
Bir secdelik dünyamı coğrafyana değişmem!


Ruhun engin ufkuna öyle bağlı kaldım ki,
Aydınlık mâveramı mâsivana değişmem! ..

.




Muhsin İlyas Subaşı

GünYüzü
19.Nisan.2009, 15:05
Düştüm



Kudüm'de düşünen ney'de ağlayan,
Derviş feryadının diline düştüm.

Mızrab'ın hışmını çığlıkla yayan,
Tambur'un yorulmuş teline düştüm.


Hüznüm ferahfezâ, sabrım hicazkâr,
Meşrebim meşkimle oldu bî karar,
Bırakma beni yâr, kurtar beni yâr,
Kaçarken zalimin eline düştüm!..

.




Muhsin İlyas Subaşı

GünYüzü
19.Nisan.2009, 15:07
Benim Şiirim



Oturup düşünsün benim şiirim,
Ne ağlasın, ne de bağırıversin.

Gurbet, Hikmet, Hasret pınarlarından,
Geçip son visâle sevgiyle ersin.


İnsanın çok yönlü duygularında,
Buluversin o da bir küçük liman.
Geleceği dünün göğüslerinden,
Şiirimle emip büyüsün zaman.


Soylu bir geçmişin mirasçısıyım;
Divan'lar keşfimde anahtar benim.
Fikirle hissimi kucaklar dünyam,
Hilkatin sırrına teşne yüreğim.


İçgüdü, dış tesir ve çılgın hayâl,
Kalemime şükür, belâ olmadı.
İlâhî idrâkin mevhîbesine
Bunlarla şiirim yol da bulmadı.


Mayamda deryâdil bir heyecan var,
Öncelikle beni bana koşturur.
Kendimi buluşun yorgun zevkine,
Sonsuz bir koşunun kahrını vurur.


Aşkında kendimi idrâk gayreti,
Bir terkibin mermerine renk olur.
Gönlümdeki sırrı remzeden Tevhid,
Telkin çizgisinde kendini bulur...

.




Muhsin İlyas Subaşı

PhiloSophiaLoren
18.Haziran.2009, 23:33
Şubat. Kış bulutları martıların altında toplanmış
bir düşüşü hatırlatıyorlar sadece.
Ve kaçışta Fırat nehri Dicle’den
kimsenin bakmadığı yöne fışkırıyor Tuna bile
zaman başka bir zaman!
kalkıp çiçek özü toplamak kırlardan
çatıların uykusundan huzur payı çıkarmak yok artık
sen ey sefil hendese,küs bana,beni de küstür
emekli babam darülbedayiden o da küssün
rahmetli anneme de oh olsun
şu direğe astım ölüm yapışan elbisesini
durup dururken iç geçirdim ağlamam bundan
olmadık suçlar işledim unutamadım Allah’ı
Boş bir Pazar yeri. Öğle üzeri. İkindiye devrilen güneş.
Camlar kışın çocukluğunu koruyorlar
yorgun ve sıska kadınlar geçiyor sokaktan.
Rüzgârın yeşili ve yabanlık kalıyor bana bu yüzyıldan
yıkanmış çimento avlulu okullarda öğrendim tarihi
yol kenarlarındaki kuzey çamlarından
kurumuş kozalaklardan,düşümdeki limon ormanlarından geçerek
Latin ozanlarına ve Cumhuriyet şiirine kapıldım.
Göklerin aydınlık haritasından sana baktım.
Bana biraz garip geldi
b u enfes yenilgiler çağında
Mustafa adında olmak
Mustafa Akar